← Sure 28

28:24

فَسَقَىٰ لَهُمَا ثُمَّ تَوَلَّىٰٓ إِلَى ٱلظِّلِّ فَقَالَ رَبِّ إِنِّى لِمَآ أَنزَلْتَ إِلَىَّ مِنْ خَيْرٍ فَقِيرٌ

Kelime kelime

فَسَقَىٰ
(Musa) hemen suladı
Fiil
Kök: سقي
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdat — isti'naf (yeniden başlama)، ön ek
سَقَىٰFiil — mâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
لَهُمَا
onlarınkini
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdat — harf-i cer (edat)، ön ek
هُمَاİsim — zamir، 3. ikil
ثُمَّ
sonra
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
ثُمَّEdat — atıf bağlacı
تَوَلَّىٰٓ
çekildi
Fiil
Kök: ولي
Dilbilgisi (i'rab)
تَوَلَّىٰٓFiil — mâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
إِلَى
gölgeye
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَىEdat — harf-i cer (edat)
ٱلظِّلِّ
gölgeler
İsim
Kök: ظلل
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdat — marife (belirli)، ön ek
ظِّلِّİsim — eril، mecrûr (genitif)
فَقَالَ
dedi
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdat — atıf bağlacı، ön ek
قَالَFiil — mâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
رَبِّ
Rabbim
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
رَبِّİsim — eril، merfû (nominatif)
İsim — zamir، son ek، 1. tekil
إِنِّى
doğrusu ben
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنِّEdat — mansûb (akuzatif)
ىİsim — zamir، son ek، 1. tekil
لِمَآ
ne varsa
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdat — harf-i cer (edat)، ön ek
مَآİsim — ism-i mevsûl
أَنزَلْتَ
indireceğin
Fiil
Kök: نزل
Dilbilgisi (i'rab)
أَنزَلْFiil — mâzî (geçmiş)، 2. tekil eril
تَİsim — zamir، son ek، 2. tekil eril
إِلَىَّ
bana
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَىَّEdat — harf-i cer (edat)
İsim — zamir، son ek، 1. tekil
مِنْ
hayırdan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنْEdat — harf-i cer (edat)
خَيْرٍ
hayır
İsim
Kök: خير
Dilbilgisi (i'rab)
خَيْرٍİsim — eril tekil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
فَقِيرٌ
muhtacım
İsim
Kök: فقر
Dilbilgisi (i'rab)
فَقِيرٌİsim — eril tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)، sıfat

Meal

TR

Musa onların davarlarını suladı. Sonra gölgeye çekildi: "Rabbim! Doğrusu bana indireceğin hayra muhtacım" dedi.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Bunun üzerine Musa, onların davarlarını suladı. Sonra gölgeye çekildi ve "Rabbim! Doğrusu bana indireceğin her hayra muhtacım" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Bunun üzerine (Musa) hemen onların yerine (hayvanlarını) sulamıştı. Daha sonra bir gölgeye çekilmiş ve “Rabbim! Doğrusu bana vereceğin her (türlü) lütfa öyle muhtacım ki!” demişti.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

So he watered (their flocks) for them; then he turned back to the shade, and said:"O my Lord! truly am I in (desperate) need of any good that Thou dost send me!"

A. Yusuf Alipublic-domain

He watered their flocks for them, withdrew into the shade, and prayed, ‘My Lord, I am in dire need of whatever good thing You may send me,’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

So he watered (their flock) for them. Then he turned aside into the shade, and said: My Lord! I am needy of whatever good Thou sendest down for me.

M. Pickthallpublic-domain

So he watered [their flocks] for them; then he went back to the shade and said, "My Lord, indeed I am, for whatever good You would send down to me, in need."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

فسقى موسى للمرأتين ماشيتهما، ثم تولى إلى ظل شجرة فاستظلَّ بها وقال: رب إني مفتقر إلى ما تسوقه إليَّ مِن أي خير كان، كالطعام. وكان قد اشتد به الجوع.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?