← Sure 58

58:2

ٱلَّذِينَ يُظَـٰهِرُونَ مِنكُم مِّن نِّسَآئِهِم مَّا هُنَّ أُمَّهَـٰتِهِمْ ۖ إِنْ أُمَّهَـٰتُهُمْ إِلَّا ٱلَّـٰٓـِٔى وَلَدْنَهُمْ ۚ وَإِنَّهُمْ لَيَقُولُونَ مُنكَرًا مِّنَ ٱلْقَوْلِ وَزُورًا ۚ وَإِنَّ ٱللَّهَ لَعَفُوٌّ غَفُورٌ

Kelime kelime

ٱلَّذِينَ
kimseler
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsim — ism-i mevsûl، eril çoğul
يُظَٰهِرُونَ
zıhar eden(ler)
Fiil
Kök: ظهر
Dilbilgisi (i'rab)
يُظَٰهِرُFiil — muzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsim — zamir، son ek، 3. çoğul eril
مِنكُم
sizden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdat — harf-i cer (edat)
كُمİsim — zamir، son ek، 2. çoğul eril
مِّن
kadınlara
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنEdat — harf-i cer (edat)
نِّسَآئِهِم
kadınlar
İsim
Kök: نسو
Dilbilgisi (i'rab)
نِّسَآئِİsim — dişil çoğul، mecrûr (genitif)
هِمİsim — zamir، son ek، 3. çoğul eril
مَّا
(bilsinler ki) değildir
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مَّاEdat — olumsuzluk
هُنَّ
onlar
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
هُنَّİsim — zamir، 3. çoğul dişil
أُمَّهَٰتِهِمْ
onların anaları
İsim
Kök: أمم
Dilbilgisi (i'rab)
أُمَّهَٰتِİsim — dişil çoğul، mansûb (akuzatif)
هِمْİsim — zamir، son ek، 3. çoğul eril
إِنْ
değildir
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنْEdat — olumsuzluk
أُمَّهَٰتُهُمْ
onların anaları
İsim
Kök: أمم
Dilbilgisi (i'rab)
أُمَّهَٰتُİsim — dişil çoğul، merfû (nominatif)
هُمْİsim — zamir، son ek، 3. çoğul eril
إِلَّا
dışındakiler
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَّاEdat — hasr (sınırlama)
ٱلَّٰٓـِٔى
onlar
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّٰٓـِٔىİsim — ism-i mevsûl، dişil çoğul
وَلَدْنَهُمْ
onları doğuranlar
Fiil
Kök: ولد
Dilbilgisi (i'rab)
وَلَدْFiil — mâzî (geçmiş)، 3. çoğul dişil
نَİsim — zamir، son ek، 3. çoğul dişil
هُمْİsim — zamir، son ek، 3. çoğul eril
وَإِنَّهُمْ
ve onlar
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdat — atıf bağlacı، ön ek
إِنَّEdat — mansûb (akuzatif)
هُمْİsim — zamir، son ek، 3. çoğul eril
لَيَقُولُونَ
söylüyorlar
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdat — tekit، ön ek
يَقُولُFiil — muzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsim — zamir، son ek، 3. çoğul eril
مُنكَرًا
çirkin (olanı)
İsim
Kök: نكر
Dilbilgisi (i'rab)
مُنكَرًاİsim — ism-i mef'ûl (edilgen ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
مِّنَ
sözden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنَEdat — harf-i cer (edat)
ٱلْقَوْلِ
sözler
İsim
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdat — marife (belirli)، ön ek
قَوْلِİsim — masdar (isim-fiil)، eril، mecrûr (genitif)
وَزُورًا
ve yalan
İsim
Kök: زور
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdat — atıf bağlacı، ön ek
زُورًاİsim — eril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
وَإِنَّ
ve şüphesiz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdat — atıf bağlacı، ön ek
إِنَّEdat — mansûb (akuzatif)
ٱللَّهَ
Allah'a
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهَİsim — özel isim، mansûb (akuzatif)
لَعَفُوٌّ
affedicidir
İsim
Kök: عفو
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdat — tekit، ön ek
عَفُوٌّİsim — eril tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
غَفُورٌ
bağışlayıcıdır
İsim
Kök: غفر
Dilbilgisi (i'rab)
غَفُورٌİsim — eril tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)، sıfat

Meal

TR

İçinizde karılarını "zıhar" yapanlar bilsinler ki, karıları anneleri değildir; anneleri ancak, onları doğuranlardır. Doğrusu söyledikleri kötü ve asılsız bir sözdür. Allah şüphesiz affedendir, bağışlayandır.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

İçinizde zıhâr yapanların kadınları, onların anaları değildir. Onların anaları ancak kendilerini doğuran kadındır. Şüphesiz onlar çirkin ve yalan bir laf söylüyorlar. Kuşkusuz Allah, affedici, bağışlayıcıdır.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

İçinizden eşlerine zıhar yapanların kadınları, onların anneleri değildir. Onların anneleri ancak kendilerini doğuran (kadın)lardır. Şüphesiz ki onlar çirkin bir söz ve yalan söylüyorlar. Şüphesiz ki Allah çok affedicidir, çok bağışlayandır.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

If any men among you divorce their wives by Zihar (calling them mothers), they cannot be their mothers: None can be their mothers except those who gave them birth. And in fact they use words (both) iniquitous and false: but truly Allah is one that blots out (sins), and forgives (again and again).

A. Yusuf Alipublic-domain

Even if any of you say to their wives, ‘You are to me like my mother’s back,’they are not their mothers; their only mothers are those who gave birth to them. What they say is certainly blameworthy and false, but God is pardoning and forgiving.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Such of you as put away your wives (by saying they are as their mothers) - They are not their mothers; none are their mothers except those who gave them birth - they indeed utter an ill word and a lie. And lo! Allah is Forgiving, Merciful.

M. Pickthallpublic-domain

Those who pronounce ẓihār among you [to separate] from their wives - they are not [consequently] their mothers. Their mothers are none but those who gave birth to them. And indeed, they are saying an objectionable statement and a falsehood. But indeed, Allāh is Pardoning and Forgiving.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

الذين يُظاهرون منكم من نسائهم، فيقول الرجل منهم لزوجته: "أنت عليَّ كظهر أمي" -أي في حرمة النكاح- قد عصوا الله وخالفوا الشرع، ونساؤهم لَسْنَ في الحقيقة أمهاتهم، إنما هن زوجاتهم، ما أمهاتهم إلا اللائي ولدنهم. وإن هؤلاء المظاهِرين ليقولون قولا كاذبًا فظيعًا لا تُعرف صحته. وإن الله لعفو غفور عمَّن صدر منه بعض المخالفات، فتداركها بالتوبة النصوح.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?