← السورة 47

47:4

فَإِذَا لَقِيتُمُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ فَضَرْبَ ٱلرِّقَابِ حَتَّىٰٓ إِذَآ أَثْخَنتُمُوهُمْ فَشُدُّوا۟ ٱلْوَثَاقَ فَإِمَّا مَنًّۢا بَعْدُ وَإِمَّا فِدَآءً حَتَّىٰ تَضَعَ ٱلْحَرْبُ أَوْزَارَهَا ۚ ذَٰلِكَ وَلَوْ يَشَآءُ ٱللَّهُ لَٱنتَصَرَ مِنْهُمْ وَلَـٰكِن لِّيَبْلُوَا۟ بَعْضَكُم بِبَعْضٍ ۗ وَٱلَّذِينَ قُتِلُوا۟ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ فَلَن يُضِلَّ أَعْمَـٰلَهُمْ

كلمة بكلمة

فَإِذَا
So when
حرف جر
لَقِيتُمُ
you meet
فعل
الجذر: لقي
ٱلَّذِينَ
those who
اسم
كَفَرُوا۟
disbelieve
فعل
الجذر: كفر
فَضَرْبَ
then strike
اسم
الجذر: ضرب
ٱلرِّقَابِ
the necks
اسم
الجذر: رقب
حَتَّىٰٓ
until
حرف جر
إِذَآ
when
اسم
أَثْخَنتُمُوهُمْ
you have subdued them
فعل
الجذر: ثخن
فَشُدُّوا۟
then bind firmly
فعل
الجذر: شدد
ٱلْوَثَاقَ
the bond
اسم
الجذر: وثق
فَإِمَّا
then either
حرف جر
مَنًّۢا
a favor
اسم
الجذر: منن
بَعْدُ
afterwards
اسم
الجذر: بعد
وَإِمَّا
or
حرف جر
فِدَآءً
ransom
اسم
الجذر: فدي
حَتَّىٰ
until
حرف جر
تَضَعَ
lays down
فعل
الجذر: وضع
ٱلْحَرْبُ
the war
اسم
الجذر: حرب
أَوْزَارَهَا
its burdens
اسم
الجذر: وزر
ذَٰلِكَ
That
اسم
وَلَوْ
And if
حرف جر
يَشَآءُ
Allah had willed
فعل
الجذر: شيأ
ٱللَّهُ
Allah had willed
اسم
الجذر: أله
لَٱنتَصَرَ
surely, He could have taken retribution
فعل
الجذر: نصر
مِنْهُمْ
from them
حرف جر
وَلَٰكِن
but
حرف جر
لِّيَبْلُوَا۟
to test
فعل
الجذر: بلو
بَعْضَكُم
some of you
اسم
الجذر: بعض
بِبَعْضٍ
with others
اسم
الجذر: بعض
وَٱلَّذِينَ
And those who
حرف جر
قُتِلُوا۟
are killed
فعل
الجذر: قتل
فِى
in
حرف جر
سَبِيلِ
(the) way of Allah
اسم
الجذر: سبل
ٱللَّهِ
(the) way of Allah
اسم
الجذر: أله
فَلَن
then never
حرف جر
يُضِلَّ
He will cause to be lost
فعل
الجذر: ضلل
أَعْمَٰلَهُمْ
their deeds
اسم
الجذر: عمل

الترجمة

Therefore, when ye meet the Unbelievers (in fight), smite at their necks; At length, when ye have thoroughly subdued them, bind a bond firmly (on them): thereafter (is the time for) either generosity or ransom: Until the war lays down its burdens. Thus (are ye commanded): but if it had been Allah's Will, He could certainly have exacted retribution from them (Himself); but (He lets you fight) in order to test you, some with others. But those who are slain in the Way of Allah,- He will never let their deeds be lost.

A. Yusuf Ali · EN · public-domain

Savaşta inkâr edenlerle karşılaştığınız zaman hemen boyunlarını vurun. Nihayet onlara üstün geldiğiniz zaman bağı sıkı bağlayıp esir alın. Sonra harp ağırlıklarını atıp, savaş bitince de onları ya karşılıksız olarak, ya da fidye ile salıverin. Allah'ın emri budur. Eğer Allah dileseydi onlardan başka türlü de intikam alırdı. Fakat böyle olması sizi birbirinizle denemek içindir. Allah yolunda öldürülenlere gelince, Allah onların amellerini asla boşa çıkarmaz.

Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

(Savaşta) o inkâr edenlerle karşılaştığınız zaman boyun(duruk) vurun! Sonunda onları etkisiz hale getirince bağ(ların)ı sıkıca bağlayın! (Savaş sona erince de) artık ya karşılıksız serbest bırakma (vardır) veya fidye (uygulamak)! İşte böyle; (yapılması gereken bu). Allah dileseydi onları elbette cezalandırırdı. Fakat (bu) sizi birbirinizle denemek içindir. Allah yolunda öldürülenlere gelince, (Allah) onların yaptıklarını asla boşa çıkarmayacaktır.

Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

Now when ye meet in battle those who disbelieve, then it is smiting of the necks until, when ye have routed them, then making fast of bonds; and afterward either grace or ransom till the war lay down its burdens. That (is the ordinance). And if Allah willed He could have punished them (without you) but (thus it is ordained) that He may try some of you by means of others. And those who are slain in the way of Allah, He rendereth not their actions vain.

M. Pickthall · EN · public-domain