كل السور

47.محمد

محمد

مدنية · 38 آية

  1. 1

    ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَصَدُّوا۟ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ أَضَلَّ أَعْمَـٰلَهُمْ

    47:1

    Those who reject Allah and hinder (men) from the Path of Allah,- their deeds will Allah render astray (from their mark).

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    İnkâr edenlerin ve Allah yolundan alıkoyanların amellerini Allah boşa çıkarır.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Kâfir olanların ve (insanları) Allah yolundan alıkoyanların işlerini (Allah) boşa çıkarmış (olacak)tır.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Those who disbelieve and turn (men) from the way of Allah, He rendereth their actions vain.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  2. 2

    وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ وَءَامَنُوا۟ بِمَا نُزِّلَ عَلَىٰ مُحَمَّدٍ وَهُوَ ٱلْحَقُّ مِن رَّبِّهِمْ ۙ كَفَّرَ عَنْهُمْ سَيِّـَٔاتِهِمْ وَأَصْلَحَ بَالَهُمْ

    47:2

    But those who believe and work deeds of righteousness, and believe in the (Revelation) sent down to Muhammad - for it is the Truth from their Lord,- He will remove from them their ills and improve their condition.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    İman edip salih amel işleyenlerin ve Rableri tarafından bir gerçek olarak Muhammed'e indirilen kitaba inananların kötülüklerini Allah örter ve durumlarını düzeltir.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    İman edip iyi işler yapanların ve Muhammed’e indirilenin Rableri tarafından gerçek olduğuna inananların günahlarını (Allah) örtmüş ve onların durumunu düzeltmiş (olacak)tır.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    And those who believe and do good works and believe in that which is revealed unto Muhammad - and it is the truth from their Lord - He riddeth them of their ill-deeds and improveth their state.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  3. 3

    ذَٰلِكَ بِأَنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ ٱتَّبَعُوا۟ ٱلْبَـٰطِلَ وَأَنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱتَّبَعُوا۟ ٱلْحَقَّ مِن رَّبِّهِمْ ۚ كَذَٰلِكَ يَضْرِبُ ٱللَّهُ لِلنَّاسِ أَمْثَـٰلَهُمْ

    47:3

    This because those who reject Allah follow vanities, while those who believe follow the Truth from their Lord: Thus does Allah set forth for men their lessons by similitudes.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Bu, inkâr edenlerin batıla uymaları ve iman edenlerin de Rablerinden gelen gerçeğe tâbi olmalarından dolayı böyledir. İşte böylece Allah insanlara kendi misallerini anlatır.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Bunun sebebi, inkâr edenlerin batıla uymaları, inananların da Rablerinden gelen gerçeğe uymuş olmalarıdır. İşte böylece Allah insanlara kendilerinden örnekler vermektedir.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    That is because those who disbelieve follow falsehood and because those who believe follow the truth from their Lord. Thus Allah coineth their similitudes for mankind.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  4. 4

    فَإِذَا لَقِيتُمُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ فَضَرْبَ ٱلرِّقَابِ حَتَّىٰٓ إِذَآ أَثْخَنتُمُوهُمْ فَشُدُّوا۟ ٱلْوَثَاقَ فَإِمَّا مَنًّۢا بَعْدُ وَإِمَّا فِدَآءً حَتَّىٰ تَضَعَ ٱلْحَرْبُ أَوْزَارَهَا ۚ ذَٰلِكَ وَلَوْ يَشَآءُ ٱللَّهُ لَٱنتَصَرَ مِنْهُمْ وَلَـٰكِن لِّيَبْلُوَا۟ بَعْضَكُم بِبَعْضٍ ۗ وَٱلَّذِينَ قُتِلُوا۟ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ فَلَن يُضِلَّ أَعْمَـٰلَهُمْ

    47:4

    Therefore, when ye meet the Unbelievers (in fight), smite at their necks; At length, when ye have thoroughly subdued them, bind a bond firmly (on them): thereafter (is the time for) either generosity or ransom: Until the war lays down its burdens. Thus (are ye commanded): but if it had been Allah's Will, He could certainly have exacted retribution from them (Himself); but (He lets you fight) in order to test you, some with others. But those who are slain in the Way of Allah,- He will never let their deeds be lost.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Savaşta inkâr edenlerle karşılaştığınız zaman hemen boyunlarını vurun. Nihayet onlara üstün geldiğiniz zaman bağı sıkı bağlayıp esir alın. Sonra harp ağırlıklarını atıp, savaş bitince de onları ya karşılıksız olarak, ya da fidye ile salıverin. Allah'ın emri budur. Eğer Allah dileseydi onlardan başka türlü de intikam alırdı. Fakat böyle olması sizi birbirinizle denemek içindir. Allah yolunda öldürülenlere gelince, Allah onların amellerini asla boşa çıkarmaz.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    (Savaşta) o inkâr edenlerle karşılaştığınız zaman boyun(duruk) vurun! Sonunda onları etkisiz hale getirince bağ(ların)ı sıkıca bağlayın! (Savaş sona erince de) artık ya karşılıksız serbest bırakma (vardır) veya fidye (uygulamak)! İşte böyle; (yapılması gereken bu). Allah dileseydi onları elbette cezalandırırdı. Fakat (bu) sizi birbirinizle denemek içindir. Allah yolunda öldürülenlere gelince, (Allah) onların yaptıklarını asla boşa çıkarmayacaktır.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Now when ye meet in battle those who disbelieve, then it is smiting of the necks until, when ye have routed them, then making fast of bonds; and afterward either grace or ransom till the war lay down its burdens. That (is the ordinance). And if Allah willed He could have punished them (without you) but (thus it is ordained) that He may try some of you by means of others. And those who are slain in the way of Allah, He rendereth not their actions vain.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  5. 5

    سَيَهْدِيهِمْ وَيُصْلِحُ بَالَهُمْ

    47:5

    Soon will He guide them and improve their condition,

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Allah onları doğru yola iletecek ve durumlarını düzeltecektir.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    (Allah) onları (isteklerine) ulaştıracak ve durumlarını düzeltecektir.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    He will guide them and improve their state,

    M. Pickthall · EN · public-domain

  6. 6

    وَيُدْخِلُهُمُ ٱلْجَنَّةَ عَرَّفَهَا لَهُمْ

    47:6

    And admit them to the Garden which He has announced for them.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Onları, kendilerine tanıttığı cennete koyacaktır.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Onları, kendilerine tanıttığı cennete yerleştirecektir.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    And bring them in unto the Garden which He hath made known to them.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  7. 7

    يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِن تَنصُرُوا۟ ٱللَّهَ يَنصُرْكُمْ وَيُثَبِّتْ أَقْدَامَكُمْ

    47:7

    O ye who believe! If ye will aid (the cause of) Allah, He will aid you, and plant your feet firmly.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Ey iman edenler! Eğer siz Allah'ın dinine yardım ederseniz Allah da size yardım eder ve ayaklarınızı sabit tutar.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Ey iman edenler! Siz Allah’a (O'nun dinine) yardım ederseniz (O da) size yardım eder; ayaklarınızı sağlamlaştırır.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    O ye who believe! If ye help Allah, He will help you and will make your foothold firm.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  8. 8

    وَٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ فَتَعْسًا لَّهُمْ وَأَضَلَّ أَعْمَـٰلَهُمْ

    47:8

    But those who reject (Allah),- for them is destruction, and (Allah) will render their deeds astray (from their mark).

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    İnkâr edenlere gelince, artık yıkım onlara. Allah onların amellerini boşa çıkarmıştır.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    İnkâr edenlere gelince, onların hakkı yıkımdır. (Allah) onların yaptıklarını boşa çıkarmıştır.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    And those who disbelieve, perdition is for them, and He will make their actions vain.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  9. 9

    ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ كَرِهُوا۟ مَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ فَأَحْبَطَ أَعْمَـٰلَهُمْ

    47:9

    That is because they hate the Revelation of Allah; so He has made their deeds fruitless.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Bu onların, Allah'ın indirdiklerini beğenmediklerinden dolayıdır. Allah da bunun için onların amellerini boşa çıkarmıştır.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Bunun sebebi, Allah’ın indirdiğini beğenmemeleridir. (Allah da) onların işlerini boşa çıkarmıştır.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    That is because they are averse to that which Allah hath revealed, therefor maketh He their actions fruitless.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  10. 10

    ۞ أَفَلَمْ يَسِيرُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ فَيَنظُرُوا۟ كَيْفَ كَانَ عَـٰقِبَةُ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ ۚ دَمَّرَ ٱللَّهُ عَلَيْهِمْ ۖ وَلِلْكَـٰفِرِينَ أَمْثَـٰلُهَا

    47:10

    Do they not travel through the earth, and see what was the End of those before them (who did evil)? Allah brought utter destruction on them, and similar (fates await) those who reject Allah.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Onlar yeryüzünde bir gezmediler mi? Baksalar ya kendilerinden öncekilerin sonları nasıl olmuş? Allah onların üzerlerine helak yağdırmıştır. Bu kâfirlere de onların başına gelenlerin benzerleri yaraşır.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğunu görmek üzere yeryüzünde hiç mi dolaşmadılar? Allah onları yerle bir etmiştir. Kâfirlere de onların benzerleri vardır.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Have they not travelled in the land to see the nature of the consequence for those who were before them? Allah wiped them out. And for the disbelievers there will be the like thereof.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  11. 11

    ذَٰلِكَ بِأَنَّ ٱللَّهَ مَوْلَى ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَأَنَّ ٱلْكَـٰفِرِينَ لَا مَوْلَىٰ لَهُمْ

    47:11

    That is because Allah is the Protector of those who believe, but those who reject Allah have no protector.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Bu böyledir. Çünkü Allah iman edenlerin yardımcısıdır. İnkâr edenlerin ise yardımcısı yoktur.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Bu, Allah’ın inananların yardımcısı olmasından dolayıdır. Kâfirlere gelince, onların yardımcısı yoktur.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    That is because Allah is patron of those who believe, and because the disbelievers have no patron.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  12. 12

    إِنَّ ٱللَّهَ يُدْخِلُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ جَنَّـٰتٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَـٰرُ ۖ وَٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ يَتَمَتَّعُونَ وَيَأْكُلُونَ كَمَا تَأْكُلُ ٱلْأَنْعَـٰمُ وَٱلنَّارُ مَثْوًى لَّهُمْ

    47:12

    Verily Allah will admit those who believe and do righteous deeds, to Gardens beneath which rivers flow; while those who reject Allah will enjoy (this world) and eat as cattle eat; and the Fire will be their abode.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Şüphesiz ki, Allah iman edip salih amel işleyenleri, altlarından ırmaklar akan cennetlere koyar. İnkâr edenler ise dünyada zevk edip geçinirler. Hayvanların yediği gibi yerler. Onların varacakları yer ateştir.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Şüphesiz ki Allah iman edip iyi işler yapanları, altlarından ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. Kâfir olanlar ise (dünyadan) yararlanır, hayvanların yediği gibi yerler. Onların (mahşerdeki) yeri ateştir.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Lo! Allah will cause those who believe and do good works to enter Gardens underneath which rivers flow; while those who disbelieve take their comfort in this life and eat even as the cattle eat, and the Fire is their habitation.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  13. 13

    وَكَأَيِّن مِّن قَرْيَةٍ هِىَ أَشَدُّ قُوَّةً مِّن قَرْيَتِكَ ٱلَّتِىٓ أَخْرَجَتْكَ أَهْلَكْنَـٰهُمْ فَلَا نَاصِرَ لَهُمْ

    47:13

    And how many cities, with more power than thy city which has driven thee out, have We destroyed (for their sins)? and there was none to aid them.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Ey Muhammed! Seni yurdundan çıkaran şehirden daha kuvvetli olan nice şehirler vardı ki biz onları helâk ettik de onlara yardım eden çıkmadı.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Senin şehrinden –ki (halkı) seni (oradan) çıkarmıştı– daha kuvvetli nice şehirleri yok etmiştik; onlara bir yardım eden de çıkmamıştı.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    And how many a township stronger than thy township (O Muhammad) which hath cast thee out, have We destroyed, and they had no helper!

    M. Pickthall · EN · public-domain

  14. 14

    أَفَمَن كَانَ عَلَىٰ بَيِّنَةٍ مِّن رَّبِّهِۦ كَمَن زُيِّنَ لَهُۥ سُوٓءُ عَمَلِهِۦ وَٱتَّبَعُوٓا۟ أَهْوَآءَهُم

    47:14

    Is then one who is on a clear (Path) from his Lord, no better than one to whom the evil of his conduct seems pleasing, and such as follow their own lusts?

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Rabbi tarafından apaçık bir delil üzerinde bulunan kimse, kötü işleri kendisine güzel gösterilmiş de heveslerinin peşine düşmüş kimseler gibi olur mu?

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Rabbi tarafından apaçık bir delil üzere olan kişi, kötü işi kendisine güzel görünen ve heveslerine uyan kimse gibi olur mu hiç!

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Is he who relieth on a clear proof from his Lord like those for whom the evil that they do is beautified while they follow their own lusts?

    M. Pickthall · EN · public-domain

  15. 15

    مَّثَلُ ٱلْجَنَّةِ ٱلَّتِى وُعِدَ ٱلْمُتَّقُونَ ۖ فِيهَآ أَنْهَـٰرٌ مِّن مَّآءٍ غَيْرِ ءَاسِنٍ وَأَنْهَـٰرٌ مِّن لَّبَنٍ لَّمْ يَتَغَيَّرْ طَعْمُهُۥ وَأَنْهَـٰرٌ مِّنْ خَمْرٍ لَّذَّةٍ لِّلشَّـٰرِبِينَ وَأَنْهَـٰرٌ مِّنْ عَسَلٍ مُّصَفًّى ۖ وَلَهُمْ فِيهَا مِن كُلِّ ٱلثَّمَرَٰتِ وَمَغْفِرَةٌ مِّن رَّبِّهِمْ ۖ كَمَنْ هُوَ خَـٰلِدٌ فِى ٱلنَّارِ وَسُقُوا۟ مَآءً حَمِيمًا فَقَطَّعَ أَمْعَآءَهُمْ

    47:15

    (Here is) a Parable of the Garden which the righteous are promised: in it are rivers of water incorruptible; rivers of milk of which the taste never changes; rivers of wine, a joy to those who drink; and rivers of honey pure and clear. In it there are for them all kinds of fruits; and Grace from their Lord. (Can those in such Bliss) be compared to such as shall dwell for ever in the Fire, and be given, to drink, boiling water, so that it cuts up their bowels (to pieces)?

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Kötülükten sakınanlara vaad edilen cennetin durumu şöyledir: Orada bozulmayan temiz sudan ırmaklar, tadı değişmeyen sütten ırmaklar, içenlere lezzet veren şaraptan ırmaklar ve süzme baldan ırmaklar vardır. Onlar için cennette her çeşit meyve ve Rablerinden bir bağışlanma vardır. Bunların durumu, ateşte ebedî olarak kalacak olan ve bağırsaklarını parçalayacak kaynar su içirilen kimsenin durumu gibi olur mu?

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Muttakîlere (duyarlı olanlara) vadedilen cennetin örneği şöyledir: Orada (zamanla) bozulmayan sudan ırmaklar, tadı değişmeyen sütten ırmaklar, içenlere lezzet veren içkiden ırmaklar ve süzme baldan ırmaklar vardır. Orada meyvelerin her çeşidi onlarındır. Rablerinden de bağışlanma vardır. Bu (şekilde ödüllendirileceklerin durumu), ateşte ebedî kalan ve bağırsaklarını parça parça edecek kaynar su içirilen kimsenin durumu gibi olur mu hiç!

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    A similitude of the Garden which those who keep their duty (to Allah) are promised: Therein are rivers of water unpolluted, and rivers of milk whereof the flavour changeth not, and rivers of wine delicious to the drinkers, and rivers of clear-run honey; therein for them is every kind of fruit, with pardon from their Lord. (Are those who enjoy all this) like those who are immortal in the Fire and are given boiling water to drink so that it teareth their bowels?

    M. Pickthall · EN · public-domain

  16. 16

    وَمِنْهُم مَّن يَسْتَمِعُ إِلَيْكَ حَتَّىٰٓ إِذَا خَرَجُوا۟ مِنْ عِندِكَ قَالُوا۟ لِلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْعِلْمَ مَاذَا قَالَ ءَانِفًا ۚ أُو۟لَـٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ طَبَعَ ٱللَّهُ عَلَىٰ قُلُوبِهِمْ وَٱتَّبَعُوٓا۟ أَهْوَآءَهُمْ

    47:16

    And among them are men who listen to thee, but in the end, when they go out from thee, they say to those who have received Knowledge, "What is it he said just then?" Such are men whose hearts Allah has sealed, and who follow their own lusts.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Ey Muhammed! Onlardan seni dinlemeye gelenler de var. Senin yanından çıktıkları zaman kendilerine ilim verilen kimselere alay yoluyla: "O demin ne söyledi?" diye sorarlar. İşte onlar Allah'ın kalplerini mühürlediği kimselerdir. Onlar sadece kendi heva ve heveslerine uyarlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Onlardan seni dinleyenler de vardır. Fakat senin yanından çıkınca kendilerine bilgi verilmiş olanlara “Az önce ne demişti?” diye (alaycılıkla) sorarlar. İşte onlar, kalplerini Allah’ın mühürledikleridir ve arzularına uyanlardır.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Among them are some who give ear unto thee (Muhammad) till, when they go forth from thy presence they say unto those who have been given knowledge: What was that he said just now? Those are they whose hearts Allah hath sealed, and they follow their own lusts.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  17. 17

    وَٱلَّذِينَ ٱهْتَدَوْا۟ زَادَهُمْ هُدًى وَءَاتَىٰهُمْ تَقْوَىٰهُمْ

    47:17

    But to those who receive Guidance, He increases the (light of) Guidance, and bestows on them their Piety and Restraint (from evil).

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Doğru yola girenlere gelince, Allah onların hidayetlerini artırmış ve onlara kötülükten sakınma çarelerini ilham etmiştir.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Doğru yolu bulanlara gelince, (Allah) onların hidayetlerini artırır ve onlara takvâlarını (duyarlılıklarını) verir.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    While as for those who walk aright, He addeth to their guidance, and giveth them their protection (against evil).

    M. Pickthall · EN · public-domain

  18. 18

    فَهَلْ يَنظُرُونَ إِلَّا ٱلسَّاعَةَ أَن تَأْتِيَهُم بَغْتَةً ۖ فَقَدْ جَآءَ أَشْرَاطُهَا ۚ فَأَنَّىٰ لَهُمْ إِذَا جَآءَتْهُمْ ذِكْرَىٰهُمْ

    47:18

    Do they then only wait for the Hour,- that it should come on them of a sudden? But already have come some tokens thereof, and when it (actually) is on them, how can they benefit then by their admonition?

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Artık onlar, kıyamet saatinin kendilerine ansızın gelivermesine mi bakıyorlar? Şüphesiz onun alametleri gelmiştir. Artık kıyamet kendilerine gelip çatınca anlamaları neye yarar?

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Onlar, o (Son) Saat’in ansızın kendilerine gelmesinden başka ne bekliyorlar ki!Elbette onun alâmetleri gelmiştir. Kendilerine gelip çatınca (gerçeği) hatırlamaları neye yarar!

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Await they aught save the Hour, that it should come upon them unawares? And the beginnings thereof have already come. But how, when it hath come upon them, can they take their warning?

    M. Pickthall · EN · public-domain

  19. 19

    فَٱعْلَمْ أَنَّهُۥ لَآ إِلَـٰهَ إِلَّا ٱللَّهُ وَٱسْتَغْفِرْ لِذَنۢبِكَ وَلِلْمُؤْمِنِينَ وَٱلْمُؤْمِنَـٰتِ ۗ وَٱللَّهُ يَعْلَمُ مُتَقَلَّبَكُمْ وَمَثْوَىٰكُمْ

    47:19

    Know, therefore, that there is no god but Allah, and ask forgiveness for thy fault, and for the men and women who believe: for Allah knows how ye move about and how ye dwell in your homes.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Ey Muhammed! Bil ki, Allah'tan başka hiçbir ilâh yoktur. Hem kendi günahın için, hem de mümin erkekler ve mümin kadınlar için Allah'tan bağışlanma dile. Allah, sizin gezip dolaştığınız yeri de duracağınız yeri de bilir.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Bil ki Allah’tan başka ilah yoktur. Hem kendi hatanın hem de mümin erkeklerin ve mümin kadınların (hatalarının) bağışlanmasını dile! Allah dönüp dolaştığınız yeri de duracağınız yeri de bilir.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    So know (O Muhammad) that there is no Allah save Allah, and ask forgiveness for thy sin and for believing men and believing women. Allah knoweth (both) your place of turmoil and your place of rest.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  20. 20

    وَيَقُولُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَوْلَا نُزِّلَتْ سُورَةٌ ۖ فَإِذَآ أُنزِلَتْ سُورَةٌ مُّحْكَمَةٌ وَذُكِرَ فِيهَا ٱلْقِتَالُ ۙ رَأَيْتَ ٱلَّذِينَ فِى قُلُوبِهِم مَّرَضٌ يَنظُرُونَ إِلَيْكَ نَظَرَ ٱلْمَغْشِىِّ عَلَيْهِ مِنَ ٱلْمَوْتِ ۖ فَأَوْلَىٰ لَهُمْ

    47:20

    Those who believe say, "Why is not a sura sent down (for us)?" But when a sura of basic or categorical meaning is revealed, and fighting is mentioned therein, thou wilt see those in whose hearts is a disease looking at thee with a look of one in swoon at the approach of death. But more fitting for them-

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    İman edenler: "Keşke cihad hakkında bir sûre indirilse." derlerdi. Ama hükmü açık bir sûre indirilip de, içerisinde savaş zikredilince kalplerinde hastalık olanların ölüm korkusuyla baygınlık geçiren bir kimsenin bakışı gibi sana baktığını görürsün. Oysa onlar için ölüm yaşamaktan daha uygundur.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    İman etmiş olanlar “Keşke (savaş hakkında) bir sure indirilmiş olsaydı!” derler. Ama hükmü apaçık bir sure indirilip de onda savaştan söz edilince, kalplerinde hastalık bulunanların ölüm baygınlığı geçiren kimsenin bakışı gibi sana baktıklarını görürsün. Onlara yakışan da budur!

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    And those who believe say: If only a surah were revealed! But when a decisive surah is revealed and war is mentioned therein, thou seest those in whose hearts is a disease looking at thee with the look of men fainting unto death. Therefor woe unto them!

    M. Pickthall · EN · public-domain

  21. 21

    طَاعَةٌ وَقَوْلٌ مَّعْرُوفٌ ۚ فَإِذَا عَزَمَ ٱلْأَمْرُ فَلَوْ صَدَقُوا۟ ٱللَّهَ لَكَانَ خَيْرًا لَّهُمْ

    47:21

    Were it to obey and say what is just, and when a matter is resolved on, it were best for them if they were true to Allah.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Onların vazifesi itaat ve güzel söz söylemekti. Sonra iş kesinleşince Allah'ın emrine sadakat gösterselerdi, elbette kendileri için daha hayırlı olurdu.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    (Onların görevi) itaat ve güzel söz(dür). İş ciddiye bindiği zaman Allah’a sadakat gösterselerdi, elbette kendileri için hayırlı olurdu.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Obedience and a civil word. Then, when the matter is determined, if they are loyal to Allah it will be well for them.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  22. 22

    فَهَلْ عَسَيْتُمْ إِن تَوَلَّيْتُمْ أَن تُفْسِدُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ وَتُقَطِّعُوٓا۟ أَرْحَامَكُمْ

    47:22

    Then, is it to be expected of you, if ye were put in authority, that ye will do mischief in the land, and break your ties of kith and kin?

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Demek siz iş başına gelecek olursanız yeryüzünde bozgunculuk çıkaracaksınız ve akrabalık bağlarınızı koparacaksınız öyle mi?

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Geri dönerseniz, yeryüzünde bozgunculuk yapmaya ve akrabalık bağlarını kesmeye dönmüş olmaz mıydınız?

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Would ye then, if ye were given the command, work corruption in the land and sever your ties of kinship?

    M. Pickthall · EN · public-domain

  23. 23

    أُو۟لَـٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ لَعَنَهُمُ ٱللَّهُ فَأَصَمَّهُمْ وَأَعْمَىٰٓ أَبْصَـٰرَهُمْ

    47:23

    Such are the men whom Allah has cursed for He has made them deaf and blinded their sight.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    İşte onlar, Allah'ın lanetlediği, kulaklarını sağır, gözlerini kör ettiği kimselerdir.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    İşte bunlar, Allah’ın kendilerini lanetlediği, sağırlaştırdığı ve gözlerini kör ettiği kişilerdir.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Such are they whom Allah curseth so that He deafeneth them and maketh blind their eyes.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  24. 24

    أَفَلَا يَتَدَبَّرُونَ ٱلْقُرْءَانَ أَمْ عَلَىٰ قُلُوبٍ أَقْفَالُهَآ

    47:24

    Do they not then earnestly seek to understand the Qur'an, or are their hearts locked up by them?

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Onlar Kur'an'ı düşünmüyorlar mı? Yoksa kalplerinin üzerinde kilitleri mi var?

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Onlar, Kur’an’ı inceden inceye düşünmüyorlar mı? Yoksa kalpler(in)de kilitleri mi var?

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Will they then not meditate on the Qur'an, or are there locks on the hearts?

    M. Pickthall · EN · public-domain

  25. 25

    إِنَّ ٱلَّذِينَ ٱرْتَدُّوا۟ عَلَىٰٓ أَدْبَـٰرِهِم مِّنۢ بَعْدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُمُ ٱلْهُدَى ۙ ٱلشَّيْطَـٰنُ سَوَّلَ لَهُمْ وَأَمْلَىٰ لَهُمْ

    47:25

    Those who turn back as apostates after Guidance was clearly shown to them,- the Evil One has instigated them and busied them up with false hopes.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Gerçekten doğru yol kendilerine açıkça belli olduktan sonra gerisin geri küfre dönenlere şeytan, kötülüklerini güzel göstermiş ve onları uzun emellere düşürmüştür.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Şüphesiz ki kendilerine doğru yol belli olduktan sonra arkalarına dönenleri şeytan sürüklemiş ve kendilerine ümit vermiştir.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Lo! those who turn back after the guidance hath been manifested unto them, Satan hath seduced them, and He giveth them the rein.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  26. 26

    ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ قَالُوا۟ لِلَّذِينَ كَرِهُوا۟ مَا نَزَّلَ ٱللَّهُ سَنُطِيعُكُمْ فِى بَعْضِ ٱلْأَمْرِ ۖ وَٱللَّهُ يَعْلَمُ إِسْرَارَهُمْ

    47:26

    This, because they said to those who hate what Allah has revealed, "We will obey you in part of (this) matter"; but Allah knows their (inner) secrets.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Çünkü onlar Allah'ın indirdiğini beğenmeyen kimselere: "Bazı işlerde biz size itaat edeceğiz." demişlerdi. Oysa Allah onların gizlediklerini biliyordu.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Bunun sebebi, Allah’ın indirdiğinden hoşlanmayanlara “Bazı konularda ileride size itaat edeceğiz!” demeleridir. Allah onların gizlediklerini bilmektedir.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    That is because they say unto those who hate what Allah hath revealed: We will obey you in some matters; and Allah knoweth their secret talk.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  27. 27

    فَكَيْفَ إِذَا تَوَفَّتْهُمُ ٱلْمَلَـٰٓئِكَةُ يَضْرِبُونَ وُجُوهَهُمْ وَأَدْبَـٰرَهُمْ

    47:27

    But how (will it be) when the angels take their souls at death, and smite their faces and their backs?

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Melekler onların yüzlerine ve arkalarına vurarak canlarını alırken durumları nasıl olacak?

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Ya melekler onların yüzlerine ve sırtlarına vurarak canlarını alırken hâlleri nasıl olacak!

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Then how (will it be with them) when the angels gather them, smiting their faces and their backs!

    M. Pickthall · EN · public-domain

  28. 28

    ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمُ ٱتَّبَعُوا۟ مَآ أَسْخَطَ ٱللَّهَ وَكَرِهُوا۟ رِضْوَٰنَهُۥ فَأَحْبَطَ أَعْمَـٰلَهُمْ

    47:28

    This because they followed that which called forth the Wrath of Allah, and they hated Allah's good pleasure; so He made their deeds of no effect.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Bu onların Allah'ı gazablandıran şeylere uymaları ve O'nun rızasına sebep olacak şeyleri beğenmemelerinden dolayıdır. Allah onların amellerini boşa çıkarmıştır.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Bunun sebebi, onların Allah’ı öfkelendiren şeylere uymaları ve O’nu memnun edecek şeylerden hoşlanmamalarıdır. Bu yüzden (Allah) onların işlerini boşa çıkarmıştır.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    That will be because they followed that which angereth Allah, and hated that which pleaseth Him. Therefor He hath made their actions vain.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  29. 29

    أَمْ حَسِبَ ٱلَّذِينَ فِى قُلُوبِهِم مَّرَضٌ أَن لَّن يُخْرِجَ ٱللَّهُ أَضْغَـٰنَهُمْ

    47:29

    Or do those in whose hearts is a disease, think that Allah will not bring to light all their rancour?

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Yoksa kalplerinde hastalık olanlar Allah kendilerinin kinlerini hiç ortaya çıkarmaz mı sandılar?

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Kalplerinde hastalık bulunanlar, Allah’ın onların kinlerini kesinlikle ortaya çıkarmayacağını mı sandılar!

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Or do those in whose hearts is a disease deem that Allah will not bring to light their (secret) hates?

    M. Pickthall · EN · public-domain

  30. 30

    وَلَوْ نَشَآءُ لَأَرَيْنَـٰكَهُمْ فَلَعَرَفْتَهُم بِسِيمَـٰهُمْ ۚ وَلَتَعْرِفَنَّهُمْ فِى لَحْنِ ٱلْقَوْلِ ۚ وَٱللَّهُ يَعْلَمُ أَعْمَـٰلَكُمْ

    47:30

    Had We so wiled, We could have shown them up to thee, and thou shouldst have known them by their marks: but surely thou wilt know them by the tone of their speech! And Allah knows all that ye do.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Ey Muhammed! Eğer biz dileseydik onları sana gösterirdik. Sen de onları yüzlerinden tanırdın. Andolsun ki, sen onları sözlerinin üslubundan da tanırsın. Allah ise bütün yaptıklarınızı bilir.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Biz dileseydik onları sana elbette gösterirdik, sen de onları yüzlerinden tanırdın; konuşma tarzlarından da onları tanıyor olurdun (onları sözlerinden tanıyorsun). Allah işlerinizi bilmektedir.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    And if We would, We could show them unto thee (Muhammad) so that thou shouldst know them surely by their marks. And thou shalt know them by the burden of their talk. And Allah knoweth your deeds.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  31. 31

    وَلَنَبْلُوَنَّكُمْ حَتَّىٰ نَعْلَمَ ٱلْمُجَـٰهِدِينَ مِنكُمْ وَٱلصَّـٰبِرِينَ وَنَبْلُوَا۟ أَخْبَارَكُمْ

    47:31

    And We shall try you until We test those among you who strive their utmost and persevere in patience; and We shall try your reported (mettle).

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Andolsun ki, biz içinizden cihad edenlerle sabredenleri ortaya çıkarıncaya ve yaptıklarınızla ilgili haberlerinizi açıklayıncaya kadar sizi deneyeceğiz.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Sizi mutlaka imtihan edeceğiz; ta ki içinizden cihad edenlerle (fedakârlık yapanlarla) sabredenleri bil(dir)ip (ortaya çıkaralım) ve haberlerinizi(n doğruluğunu) deneyelim.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    And verily We shall try you till We know those of you who strive hard (for the cause of Allah) and the steadfast, and till We test your record.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  32. 32

    إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَصَدُّوا۟ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ وَشَآقُّوا۟ ٱلرَّسُولَ مِنۢ بَعْدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُمُ ٱلْهُدَىٰ لَن يَضُرُّوا۟ ٱللَّهَ شَيْـًٔا وَسَيُحْبِطُ أَعْمَـٰلَهُمْ

    47:32

    Those who reject Allah, hinder (men) from the Path of Allah, and resist the Messenger, after Guidance has been clearly shown to them, will not injure Allah in the least, but He will make their deeds of no effect.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Şüphesiz ki, inkâr edenler, Allah yolundan menedenler ve kendilerine doğru yol açıkça belli olduktan sonra Peygamber'e karşı gelenler Allah'a hiçbir zarar veremeyeceklerdir. Allah onların yaptıklarını boşa çıkaracaktır.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Şüphesiz ki inkar edip (insanları) Allah yolundan alıkoyanlar ve kendilerine doğru yol belli olduktan sonra Elçi'ye karşı gelenler, Allah’a asla hiçbir zarar veremeyeceklerdir. İleride onların yaptıklarını boşa çıkaracaktır.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Lo! those who disbelieve and turn from the way of Allah and oppose the messenger after the guidance hath been manifested unto them, they hurt Allah not a jot, and He will make their actions fruitless.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  33. 33

    ۞ يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ أَطِيعُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُوا۟ ٱلرَّسُولَ وَلَا تُبْطِلُوٓا۟ أَعْمَـٰلَكُمْ

    47:33

    O ye who believe! Obey Allah, and obey the messenger, and make not vain your deeds!

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Ey iman edenler! Allah'a itaat edin, Peygamber'e itaat edin ve amellerinizi boşa çıkarmayın.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Ey iman edenler! Allah’a itaat edin, Elçi'ye de itaat edin! İşlerinizi (amellerinizi) boşa çıkarmayın!

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    O ye who believe! Obey Allah and obey the messenger, and render not your actions vain.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  34. 34

    إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَصَدُّوا۟ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ ثُمَّ مَاتُوا۟ وَهُمْ كُفَّارٌ فَلَن يَغْفِرَ ٱللَّهُ لَهُمْ

    47:34

    Those who reject Allah, and hinder (men) from the Path of Allah, then die rejecting Allah,- Allah will not forgive them.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Şüphesiz ki, inkâr edip, Allah yolundan saptıran, sonra da kâfir olarak ölenlere gelince Allah onları asla bağışlamayacaktır.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Şüphesiz ki inkar edip (insanları) Allah yolundan alıkoyanları ve sonra da kâfir olarak ölenleri Allah asla bağışlamayacaktır.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Lo! those who disbelieve and turn from the way of Allah and then die disbelievers, Allah surely will not pardon them.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  35. 35

    فَلَا تَهِنُوا۟ وَتَدْعُوٓا۟ إِلَى ٱلسَّلْمِ وَأَنتُمُ ٱلْأَعْلَوْنَ وَٱللَّهُ مَعَكُمْ وَلَن يَتِرَكُمْ أَعْمَـٰلَكُمْ

    47:35

    Be not weary and faint-hearted, crying for peace, when ye should be uppermost: for Allah is with you, and will never put you in loss for your (good) deeds.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Sakın gevşemeyin ve üstün olduğunuz halde barışa çağırmayın. Allah sizinle beraberdir. O sizin amellerinizi eksiltmeyecektir.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    (Savaşta) üstün durumdayken gevşeyip barışa çağırmayın (barışa çağırmak zorunda kalmayın)! Allah sizinle beraberdir. O, yaptıklarınızı asla eksiltmeyecektir.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    So do not falter and cry out for peace when ye (will be) the uppermost, and Allah is with you, and He will not grudge (the reward of) your actions.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  36. 36

    إِنَّمَا ٱلْحَيَوٰةُ ٱلدُّنْيَا لَعِبٌ وَلَهْوٌ ۚ وَإِن تُؤْمِنُوا۟ وَتَتَّقُوا۟ يُؤْتِكُمْ أُجُورَكُمْ وَلَا يَسْـَٔلْكُمْ أَمْوَٰلَكُمْ

    47:36

    The life of this world is but play and amusement: and if ye believe and guard against Evil, He will grant you your recompense, and will not ask you (to give up) your possessions.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Dünya hayatı ancak bir oyun ve eğlenceden ibarettir. Eğer iman eder kötülükten sakınırsanız, Allah size mükâfatınızı verir. Ve sizden bütün mallarınızı harcamanızı da istemez.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Dünya hayatı, sadece bir oyun ve eğlenceden ibarettir. İman eder ve takvâlı (duyarlı) davranırsanız (Allah) size ödüllerinizi verecek ve sizden mallarınızın (tamamını) istemeyecektir.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    The life of the world is but a sport and a pastime. And if ye believe and ward off (evil). He will give you your wages, and will not ask of you your wordly wealth.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  37. 37

    إِن يَسْـَٔلْكُمُوهَا فَيُحْفِكُمْ تَبْخَلُوا۟ وَيُخْرِجْ أَضْغَـٰنَكُمْ

    47:37

    If He were to ask you for all of them, and press you, ye would covetously withhold, and He would bring out all your ill-feeling.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Eğer sizden onların tamamını isteyip de sizi zorlasaydı cimrilik ederdiniz. Bu da sizin bütün kinlerinizi ortaya çıkarırdı.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Onları sizden isteseydi ve (buna) sizi zorlasaydı, cimrilik ederdiniz ve (Allah) da sizin kinlerinizi ortaya çıkarmış olurdu.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    If He should ask it of you and importune you, ye would hoard it, and He would bring to light your (secret) hates.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  38. 38

    هَـٰٓأَنتُمْ هَـٰٓؤُلَآءِ تُدْعَوْنَ لِتُنفِقُوا۟ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ فَمِنكُم مَّن يَبْخَلُ ۖ وَمَن يَبْخَلْ فَإِنَّمَا يَبْخَلُ عَن نَّفْسِهِۦ ۚ وَٱللَّهُ ٱلْغَنِىُّ وَأَنتُمُ ٱلْفُقَرَآءُ ۚ وَإِن تَتَوَلَّوْا۟ يَسْتَبْدِلْ قَوْمًا غَيْرَكُمْ ثُمَّ لَا يَكُونُوٓا۟ أَمْثَـٰلَكُم

    47:38

    Behold, ye are those invited to spend (of your substance) in the Way of Allah: But among you are some that are niggardly. But any who are niggardly are so at the expense of their own souls. But Allah is free of all wants, and it is ye that are needy. If ye turn back (from the Path), He will substitute in your stead another people; then they would not be like you!

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    İşte sizler Allah yolunda harcamaya çağrılan kimselersiniz. İçinizden kiminiz cimrilik ediyor. Ama cimrilik eden ancak kendi zararına cimrilik eder. Allah zengindir, siz ise fakirsiniz. Eğer siz Hakk'tan yüz çevirirseniz Allah yerinize başka bir kavim getirir. Sonra onlar sizin gibi olmazlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    İşte siz şöyle kişilersiniz ki Allah yolunda infaka (vermeye) çağrılıyorsunuz. Sizden cimrilik eden(ler) var. Kim cimrilik ederse sadece kendisine cimrilik etmiş olur. Allah zengindir, siz (O’na) muhtaçsınız. (Allah’a itaatten) yüz çevirirseniz, yerinize sizden başka bir toplum getirir; artık onlar sizin gibi olmazlar.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Lo! ye are those who are called to spend in the way of Allah, yet among you there are some who hoard. And as for him who hoardeth, he hoardeth only from his soul. And Allah is the Rich, and ye are the poor. And if ye turn away He will exchange you for some other folk, and they will not be the likes of you.

    M. Pickthall · EN · public-domain

مصدر النص العربي: Quran.com API v4 (public-domain)