← Root dictionary
شرق

the east

17 occurrences

Representative gloss derived from QAC word translations

17
Occur.
6
Lemmas
11
Forms
13
Surahs

Classical lexicon

شرق

شرقت الشمس شروقا: طلعت، وقيل: لا أفعل ذلك ما ذر شارق ، وأشرقت: أضاءت. قال الله: بالعشي والإشراق [ص/ 18] أي: وقت الإشراق. والمشرق والمغرب إذا قيلا بالإفراد فإشارة إلى ناحيتي الشرق والغرب، وإذا قيلا بلفظ التثنية فإشارة إلى مطلعي ومغربي الشتاء والصيف، وإذا قيلا بلفظ الجمع فاعتبار بمطلع كل يوم ومغربه، أو بمطلع كل فصل ومغربه، قال تعالى: رب المشرق والمغرب [الشعراء/ 28]، رب المشرقين ورب المغربين [الرحمن/ 17]، برب المشارق والمغارب [المعارج/ 40]، وقوله تعالى: مكانا شرقيا [مريم/ 16]، أي: من ناحية الشرق. والمشرقة : المكان الذي يظهر للشرق، وشرقت اللحم: ألقيته في المشرقة، والمشرق: مصلى العيد لقيام الصلاة فيه عند شروق الشمس، وشرقت الشمس: اصفرت للغروب، ومنه: أحمر شارق: شديد الحمرة، وأشرق الثوب بالصبغ، ولحم شرق: أحمر لا دسم فيه.

Exdore translation — not part of the source

"Şerakati'ş-şemsü şurûkan": Güneş doğdu. "Bir doğan (güneş) doğup ışıdıkça bunu yapmam" (mâ zerre şârikun) da denir. "Eşrakat": Işık saçtı, aydınlattı. Allah şöyle buyurmuştur: "Akşamleyin ve işrâk vaktinde (güneşin doğup yükseldiği sırada)" [38:18], yani işrâk vaktinde. "Meşrik" ve "mağrib" tekil kipte söylendiklerinde doğu ve batı yönlerine işaret ederler; ikil (tesniye) kipiyle söylendiklerinde kışın ve yazın doğuş ve batış yerlerine işaret ederler; çoğul kipiyle söylendiklerinde ise her günün doğuş ve batış yeri, yahut her mevsimin doğuş ve batış yeri göz önünde bulundurulmuş olur. Yüce Allah şöyle buyurmuştur: "Doğunun ve batının Rabbi" [26:28], "İki doğunun Rabbi ve iki batının Rabbi" [55:17], "Doğuların ve batıların Rabbine (yemin olsun)" [70:40]. Yüce Allah'ın "doğu tarafında bir yer" [19:16] sözü de "doğu yönünden" demektir. "el-Meşraka": Doğuya (güneşe) açık olan, güneş vuran yer. "Şerraktü'l-lahme": Eti güneşliğe (meşrakaya) serdim. "el-Meşrak": Bayram namazgâhı; çünkü orada namaz güneşin doğuşu sırasında kılınır. "Şerakati'ş-şemsü": Güneş batmak üzere sarardı. Bundan gelmek üzere "ahmeru şârikun" (doğan gibi kızıl): Kırmızılığı koyu olan demektir. "Eşraka's-sevbü bi's-sıbğ": Elbise boya ile parladı. "Lahmun şerikun": İçinde yağ bulunmayan kırmızı et.

Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân · OpenITI (CC BY-NC-SA 4.0)

Al-Rāghib al-Iṣfahānī (d. 502/1108), Mufradāt Alfāẓ al-Qurʾān. The work is public domain; the text is taken from the OpenITI corpus, based on the edition of Ṣafwān ʿAdnān al-Dāwūdī. This is lexical/root study, not tafsīr.

Word family · 6

Dictionary forms (lemmas) derived from this root, by frequency

مَشْرِقNoun(the) eastern (parts)11
مُشْرِقNounat sunrise2
شَرْقِيَّةNoun(of the) east1
أَشْرَقَتِVerbAnd (will) shine1
شَرْقِيّNouneastern1
إِشْراقNounand [the] sunrise1

Derived forms · 11

ٱلْمَشْرِقِ
the east
4
ٱلْمَشَٰرِقِ
(of) the risings
2
ٱلْمَشْرِقَيْنِ
(of) the two Easts
2
ٱلْمَشْرِقُ
(is) the east
2
مَشَٰرِقَ
(the) eastern (parts)
1
شَرْقِيَّةٍ
(of the) east
1
مُشْرِقِينَ
at sunrise
1
وَٱلْإِشْرَاقِ
and [the] sunrise
1
وَأَشْرَقَتِ
And (will) shine
1
شَرْقِيًّا
eastern
1
مُّشْرِقِينَ
(at) sunrise
1

Occurrences