All surahs

61.The Ranks

الصف

Medinan · 14 ayahs

  1. 1

    سَبَّحَ لِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ ۖ وَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ

    61:1

    Whatever is in the heavens and on earth, let it declare the Praises and Glory of Allah: for He is the Exalted in Might, the Wise.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Göklerdekilerin ve yerdekilerin hepsi Allah'ı tesbih eder. O, üstündür, hikmet sahibidir.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah’ı tesbih eder (yüceltir). O güçlüdür, doğru hüküm verendir.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    All that is in the heavens and all that is in the earth glorifieth Allah, and He is the Mighty, the Wise.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  2. 2

    يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لِمَ تَقُولُونَ مَا لَا تَفْعَلُونَ

    61:2

    O ye who believe! Why say ye that which ye do not?

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyi niçin söylüyorsunuz?

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz?

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    O ye who believe! Why say ye that which ye do not?

    M. Pickthall · EN · public-domain

  3. 3

    كَبُرَ مَقْتًا عِندَ ٱللَّهِ أَن تَقُولُوا۟ مَا لَا تَفْعَلُونَ

    61:3

    Grievously odious is it in the sight of Allah that ye say that which ye do not.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Yapmayacağınızı söylemeniz, Allah yanında şiddetli bir buğza sebeb olur.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz, Allah katında büyük bir öfkeyle karşılanır.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    It is most hateful in the sight of Allah that ye say that which ye do not.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  4. 4

    إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلَّذِينَ يُقَـٰتِلُونَ فِى سَبِيلِهِۦ صَفًّا كَأَنَّهُم بُنْيَـٰنٌ مَّرْصُوصٌ

    61:4

    Truly Allah loves those who fight in His Cause in battle array, as if they were a solid cemented structure.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Allah, kendi yolunda kenetlenmiş bir duvar gibi saf bağlayarak savaşanları sever.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Şüphesiz ki Allah kendi yolunda kenetlenmiş bir bina gibi sıra halinde savaşanları sever.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Lo! Allah loveth them who battle for His cause in ranks, as if they were a solid structure.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  5. 5

    وَإِذْ قَالَ مُوسَىٰ لِقَوْمِهِۦ يَـٰقَوْمِ لِمَ تُؤْذُونَنِى وَقَد تَّعْلَمُونَ أَنِّى رَسُولُ ٱللَّهِ إِلَيْكُمْ ۖ فَلَمَّا زَاغُوٓا۟ أَزَاغَ ٱللَّهُ قُلُوبَهُمْ ۚ وَٱللَّهُ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلْفَـٰسِقِينَ

    61:5

    And remember, Moses said to his people: "O my people! why do ye vex and insult me, though ye know that I am the messenger of Allah (sent) to you?" Then when they went wrong, Allah let their hearts go wrong. For Allah guides not those who are rebellious transgressors.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Bir zaman Musa, kavmine: "Ey kavmim! Benim, Allah'ın size gönderdiği elçisi olduğumu bildiğiniz halde niçin beni incitiyorsunuz?" demişti. Onlar eğrilince, Allah da kalblerini eğriltti. Allah fasıkları doğru yola iletmez.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Hani Musa, kavmine “Ey kavmim! Benim, Allah’ın size (gönderdiği) elçisi olduğumu bildiğiniz hâlde niçin bana eziyet ediyorsunuz?” demişti. Onlar (gerçeklerden sapıp) kayınca, Allah da kalplerini kaydırmıştı. Allah yoldan çıkanlar topluluğunu doğru yola ulaştırmaz.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    And (remember) when Moses said unto his people: O my people! Why persecute ye me, when ye well know that I am Allah's messenger unto you? So when they went astray Allah sent their hearts astray. And Allah guideth not the evil-living folk.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  6. 6

    وَإِذْ قَالَ عِيسَى ٱبْنُ مَرْيَمَ يَـٰبَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ إِنِّى رَسُولُ ٱللَّهِ إِلَيْكُم مُّصَدِّقًا لِّمَا بَيْنَ يَدَىَّ مِنَ ٱلتَّوْرَىٰةِ وَمُبَشِّرًۢا بِرَسُولٍ يَأْتِى مِنۢ بَعْدِى ٱسْمُهُۥٓ أَحْمَدُ ۖ فَلَمَّا جَآءَهُم بِٱلْبَيِّنَـٰتِ قَالُوا۟ هَـٰذَا سِحْرٌ مُّبِينٌ

    61:6

    And remember, Jesus, the son of Mary, said: "O Children of Israel! I am the messenger of Allah (sent) to you, confirming the Law (which came) before me, and giving Glad Tidings of a Messenger to come after me, whose name shall be Ahmad." But when he came to them with Clear Signs, they said, "this is evident sorcery!"

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Meryem oğlu İsa da: "Ey İsrailoğulları! ben size Allah'ın elçisiyim. benden önce gelen Tevrat'ı doğrulayıcı ve benden sonra gelecek Ahmed adında bir peygamberi müjdeleyici olarak (geldim)." demişti. Fakat onlara apaçık delillerle gelince "Bu, apaçık bir büyüdür." dediler.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Hani Meryem oğlu İsa “Ey İsrailoğulları! Şüphesiz ki ben size önümdeki Tevrat’ı(n aslını) doğrulayıcı, adı Ahmet olup benden sonra gelecek elçiyi de müjdeleyici olarak Allah’ın (gönderdiği) elçiyim.” demişti. Ne zaman ki o, kendilerine apaçık deliller getirince “Bu(nlar) apaçık bir büyüdür!” demişlerdi.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    And when Jesus son of Mary said: O Children of Israel! Lo! I am the messenger of Allah unto you, confirming that which was (revealed) before me in the Torah, and bringing good tidings of a messenger who cometh after me, whose name is the Praised One. Yet when he hath come unto them with clear proofs, they say: This is mere magic.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  7. 7

    وَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّنِ ٱفْتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ ٱلْكَذِبَ وَهُوَ يُدْعَىٰٓ إِلَى ٱلْإِسْلَـٰمِ ۚ وَٱللَّهُ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلظَّـٰلِمِينَ

    61:7

    Who doth greater wrong than one who invents falsehood against Allah, even as he is being invited to Islam? And Allah guides not those who do wrong.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    İslâm'a davet olunduğu halde Allah üzerine yalan uydurandan daha zalim kim olabilir? Allah zalim toplumu doğru yola iletmez.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    İslam’a çağrıldığı hâlde Allah’a iftira edenden daha zalim kim olabilir ki! Allah zalimler topluluğunu doğru yola ulaştırmaz.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    And who doeth greater wrong than he who inventeth a lie against Allah when he is summoned unto Al-Islam? And Allah guideth not wrongdoing folk.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  8. 8

    يُرِيدُونَ لِيُطْفِـُٔوا۟ نُورَ ٱللَّهِ بِأَفْوَٰهِهِمْ وَٱللَّهُ مُتِمُّ نُورِهِۦ وَلَوْ كَرِهَ ٱلْكَـٰفِرُونَ

    61:8

    Their intention is to extinguish Allah's Light (by blowing) with their mouths: But Allah will complete (the revelation of) His Light, even though the Unbelievers may detest (it).

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Ağızlarıyla Allah'ın nurunu söndürmek istiyorlar. Halbuki kâfirler hoş görmese de Allah nurunu tamamlayacaktır.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Onlar Allah’ın nurunu (ışığını/Kur’an’ı) ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Kâfirler istemeseler de Allah nurunu (Kur’an’ı) tamamlayıcıdır.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Fain would they put out the light of Allah with their mouths, but Allah will perfect His light however much the disbelievers are averse.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  9. 9

    هُوَ ٱلَّذِىٓ أَرْسَلَ رَسُولَهُۥ بِٱلْهُدَىٰ وَدِينِ ٱلْحَقِّ لِيُظْهِرَهُۥ عَلَى ٱلدِّينِ كُلِّهِۦ وَلَوْ كَرِهَ ٱلْمُشْرِكُونَ

    61:9

    It is He Who has sent His Messenger with Guidance and the Religion of Truth, that he may proclaim it over all religion, even though the Pagans may detest (it).

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    O, Resulünü hidayet ve hak dinle gönderdi ki, müşrikler istemese de onu, bütün dinlerin üstüne çıkarsın.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Müşrikler istemese de (dinini) bütün din(ler)e üstün kılmak için Elçisini bir rehber ve gerçek din ile gönderen O’dur.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    He it is Who hath sent His messenger with the guidance and the religion of truth, that He may make it conqueror of all religion however much idolaters may be averse.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  10. 10

    يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ هَلْ أَدُلُّكُمْ عَلَىٰ تِجَـٰرَةٍ تُنجِيكُم مِّنْ عَذَابٍ أَلِيمٍ

    61:10

    O ye who believe! Shall I lead you to a bargain that will save you from a grievous Penalty?-

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Ey İman edenler! Sizi acı bir azabdan kurtaracak ticareti size göstereyim mi?

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Ey iman edenler! Sizi elem verici bir azaptan kurtaracak ticaret (yolunu) size göstereyim mi?

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    O ye who believe! Shall I show you a commerce that will save you from a painful doom?

    M. Pickthall · EN · public-domain

  11. 11

    تُؤْمِنُونَ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ وَتُجَـٰهِدُونَ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ بِأَمْوَٰلِكُمْ وَأَنفُسِكُمْ ۚ ذَٰلِكُمْ خَيْرٌ لَّكُمْ إِن كُنتُمْ تَعْلَمُونَ

    61:11

    That ye believe in Allah and His Messenger, and that ye strive (your utmost) in the Cause of Allah, with your property and your persons: That will be best for you, if ye but knew!

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Allah'a ve Resulüne inanırsınız, mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda savaşırsınız. Eğer bilirseniz sizin için en iyisi budur.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Allah’a ve Elçisine inanıp güvenirsiniz; mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cihad edersiniz (fedakârlık yaparsınız). Bilirseniz bu, sizin için hayırlı olandır.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Ye should believe in Allah and His messenger, and should strive for the cause of Allah with your wealth and your lives. That is better for you, if ye did but know.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  12. 12

    يَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَيُدْخِلْكُمْ جَنَّـٰتٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَـٰرُ وَمَسَـٰكِنَ طَيِّبَةً فِى جَنَّـٰتِ عَدْنٍ ۚ ذَٰلِكَ ٱلْفَوْزُ ٱلْعَظِيمُ

    61:12

    He will forgive you your sins, and admit you to Gardens beneath which Rivers flow, and to beautiful mansions in Gardens of Eternity: that is indeed the Supreme Achievement.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    (Eğer böyle yaparsanız Allah) sizin günahlarınızı bağışlar ve sizi altlarından ırmaklar akan cennetlere, Adn cennetlerinde hoş yerlere koyar. İşte büyük kurtuluş budur.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    O, günahlarınızı bağışlar; sizi altlarından ırmaklar akan cennetlere, durmaya değer cennetlerdeki güzel meskenlere yerleştirir. İşte bu, büyük kurtuluştur.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    He will forgive you your sins and bring you into Gardens underneath which rivers flow, and pleasant dwellings in Gardens of Eden. That is the supreme triumph.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  13. 13

    وَأُخْرَىٰ تُحِبُّونَهَا ۖ نَصْرٌ مِّنَ ٱللَّهِ وَفَتْحٌ قَرِيبٌ ۗ وَبَشِّرِ ٱلْمُؤْمِنِينَ

    61:13

    And another (favour will He bestow,) which ye do love,- help from Allah and a speedy victory. So give the Glad Tidings to the Believers.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Seveceğiniz bir şey daha var: Allah'tan yardım ve yakın bir fetih.. Müminleri müjdele.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Seveceğiniz başka (bir ticaret) daha var: Allah’tan yardım ve yakın bir zafer. Müminleri (bunlarla) da müjdele!

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    And (He will give you) another (blessing) which ye love: help from Allah and present victory. Give good tidings (O Muhammad) to believers.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  14. 14

    يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ كُونُوٓا۟ أَنصَارَ ٱللَّهِ كَمَا قَالَ عِيسَى ٱبْنُ مَرْيَمَ لِلْحَوَارِيِّـۧنَ مَنْ أَنصَارِىٓ إِلَى ٱللَّهِ ۖ قَالَ ٱلْحَوَارِيُّونَ نَحْنُ أَنصَارُ ٱللَّهِ ۖ فَـَٔامَنَت طَّآئِفَةٌ مِّنۢ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ وَكَفَرَت طَّآئِفَةٌ ۖ فَأَيَّدْنَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ عَلَىٰ عَدُوِّهِمْ فَأَصْبَحُوا۟ ظَـٰهِرِينَ

    61:14

    O ye who believe! Be ye helpers of Allah: As said Jesus the son of Mary to the Disciples, "Who will be my helpers to (the work of) Allah?" Said the disciples, "We are Allah's helpers!" then a portion of the Children of Israel believed, and a portion disbelieved: But We gave power to those who believed, against their enemies, and they became the ones that prevailed.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Ey inananlar, Allah'ın yardımcıları olun. Nitekim Meryem oğlu İsa da havarilere: "Allah'a (giden yolda) benim yardımcılarım kimdir?" demişti. Havariler: "Allah (yolun)un yardımcıları biziz." dediler. İsrail oğullarından bir zümre inandı, bir zümre inkar etti. Biz de inananları, düşmanlarına karşı destekledik, onlar üstün geldiler.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Ey iman edenler! Allah’ın (yolunun) yardımcıları olun! Nitekim Meryem oğlu İsa, Havarilere “Allah’a doğru (giden yolda) kim bana yardımcı olacak?” demişti. Havariler de “Biz Allah’ın (yolunun) yardımcılarıyız!” demişlerdi.İsrailoğulları’ndan bir grup inanmış, bir grup ise inkâr etmişti. Sonunda biz, inananları düşmanlarına karşı desteklemiştik. Böylece galip gelmişlerdi.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    O ye who believe! Be Allah's helpers, even as Jesus son of Mary said unto the disciples: Who are my helpers for Allah? They said: We are Allah's helpers. And a party of the Children of Israel believed, while a party disbelieved. Then We strengthened those who believed against their foe, and they became the uppermost.

    M. Pickthall · EN · public-domain

Arabic text source: Quran.com API v4 (public-domain)