← Sure 9

9:70

أَلَمْ يَأْتِهِمْ نَبَأُ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ قَوْمِ نُوحٍ وَعَادٍ وَثَمُودَ وَقَوْمِ إِبْرَٰهِيمَ وَأَصْحَـٰبِ مَدْيَنَ وَٱلْمُؤْتَفِكَـٰتِ ۚ أَتَتْهُمْ رُسُلُهُم بِٱلْبَيِّنَـٰتِ ۖ فَمَا كَانَ ٱللَّهُ لِيَظْلِمَهُمْ وَلَـٰكِن كَانُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ

Kelime kelime

أَلَمْ
onlara gelmedi mi?
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
أَİsim — soru، ön ek
لَمْEdat — olumsuzluk
يَأْتِهِمْ
kendilerine gelmeyen
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
يَأْتِFiil — muzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
هِمْİsim — zamir، son ek، 3. çoğul eril
نَبَأُ
haberi
İsim
Kök: نبأ
Dilbilgisi (i'rab)
نَبَأُİsim — eril، merfû (nominatif)
ٱلَّذِينَ
kimselerin
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsim — ism-i mevsûl، eril çoğul
مِن
kendilerinden öncekilerin
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdat — harf-i cer (edat)
قَبْلِهِمْ
daha önce
İsim
Kök: قبل
Dilbilgisi (i'rab)
قَبْلِİsim — mecrûr (genitif)
هِمْİsim — zamir، son ek، 3. çoğul eril
قَوْمِ
kavminin
İsim
Kök: قوم
Dilbilgisi (i'rab)
قَوْمِİsim — eril، mecrûr (genitif)
نُوحٍ
Nuh
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
نُوحٍİsim — özel isim، eril، mecrûr (genitif)
وَعَادٍ
ve Ad
İsim
Kök: عود
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdat — atıf bağlacı، ön ek
عَادٍİsim — özel isim، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
وَثَمُودَ
ve Semud
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdat — atıf bağlacı، ön ek
ثَمُودَİsim — özel isim، mecrûr (genitif)
وَقَوْمِ
ve kavminin
İsim
Kök: قوم
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdat — atıf bağlacı، ön ek
قَوْمِİsim — eril، mecrûr (genitif)
إِبْرَٰهِيمَ
İbrahim
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
إِبْرَٰهِيمَİsim — özel isim، eril، mecrûr (genitif)
وَأَصْحَٰبِ
ve halkının
İsim
Kök: صحب
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdat — atıf bağlacı، ön ek
أَصْحَٰبِİsim — eril çoğul، mecrûr (genitif)
مَدْيَنَ
Medyen
İsim
Kök: مدن
Dilbilgisi (i'rab)
مَدْيَنَİsim — özel isim، mecrûr (genitif)
وَٱلْمُؤْتَفِكَٰتِ
ve yerlebir olanların
İsim
Kök: أفك
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdat — atıf bağlacı، ön ek
ٱلْEdat — marife (belirli)، ön ek
مُؤْتَفِكَٰتِİsim — ism-i fâil (etken ortaç)، dişil çoğul، mecrûr (genitif)
أَتَتْهُمْ
onlara getirmişti
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
أَتَتْFiil — mâzî (geçmiş)، 3. tekil dişil
هُمْİsim — zamir، son ek، 3. çoğul eril
رُسُلُهُم
elçileri
İsim
Kök: رسل
Dilbilgisi (i'rab)
رُسُلُİsim — eril çoğul، merfû (nominatif)
هُمİsim — zamir، son ek، 3. çoğul eril
بِٱلْبَيِّنَٰتِ
açık deliller
İsim
Kök: بين
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdat — harf-i cer (edat)، ön ek
ٱلْEdat — marife (belirli)، ön ek
بَيِّنَٰتِİsim — dişil çoğul، mecrûr (genitif)
فَمَا
değildi
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdat — atıf bağlacı، ön ek
مَاEdat — olumsuzluk
كَانَ
ise
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كَانَFiil — mâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱللَّهُ
Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهُİsim — özel isim، merfû (nominatif)
لِيَظْلِمَهُمْ
onlara zulmediyor
Fiil
Kök: ظلم
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdat — ta'lil lâmı (amaç)، ön ek
يَظْلِمَFiil — muzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
هُمْİsim — zamir، son ek، 3. çoğul eril
وَلَٰكِن
fakat
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdat — atıf bağlacı، ön ek
لَٰكِنEdat — AMD
كَانُوٓا۟
onlar
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كَانُFiil — mâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وٓا۟İsim — zamir، son ek، 3. çoğul eril
أَنفُسَهُمْ
kendi kendilerine
İsim
Kök: نفس
Dilbilgisi (i'rab)
أَنفُسَİsim — dişil çoğul، mansûb (akuzatif)
هُمْİsim — zamir، son ek، 3. çoğul eril
يَظْلِمُونَ
zulmediyorlardı
Fiil
Kök: ظلم
Dilbilgisi (i'rab)
يَظْلِمُFiil — muzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsim — zamir، son ek، 3. çoğul eril

Meal

TR

Kendilerinden önce olan Nuh, Ad, Semud milletlerinin, İbrahim milletinin, Medyen ve altüst olmuş şehirler halkının haberleri onlara gelmedi mi? Peygamberleri onlara belgeler getirmişlerdi. Allah onlara zulmetmemiş, onlar kendilerine yazık etmişlerdir.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Onlara, kendilerinden öncekilerin; Nuh Kavmi'nin, Âd'in, Semûd'un, İbrahim Kavmi'nin, Medyen Ashabı'nın ve o mü'tefikelerin haberi gelmedi mi? Onların hepsine peygamberleri delillerle gelmişlerdi. Demek ki Allah, onlara zulmetmiş değildi, lâkin onlar kendi kendilerine zulmediyorlardı.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Onlara kendilerinden öncekilerin, Nuh kavminin, Âd’in, Semûd’un, İbrahim kavminin, Medyen halkının ve altüst olan şehirlerin haberi ulaşmadı mı? Elçileri onlara apaçık deliller getirmişti. Allah onlara haksızlık edecek değildi fakat onlar kendi kendilerine yazık etmekteydiler.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Hath not the story reached them of those before them?- the People of Noah, and 'Ad, and Thamud; the People of Abraham, the men of Midian, and the cities overthrown. To them came their messengers with clear signs. It is not Allah Who wrongs them, but they wrong their own souls.

A. Yusuf Alipublic-domain

Have they never heard the stories about their predecessors, the peoples of Noah, Ad, Thamud, Abraham, Midian, and the ruined cities? Their messengers came to them with clear evidence of the truth: God would not deceive them; they deceived themselves.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Hath not the fame of those before them reached them - the folk of Noah, A'ad, Thamud, the folk of Abraham, the dwellers of Midian and the disasters (which befell them)? Their messengers (from Allah) came unto them with proofs (of Allah's Sovereignty). So Allah surely wronged them not, but they did wrong themselves.

M. Pickthallpublic-domain

Has there not reached them the news of those before them - the people of Noah and [the tribes of] ʿAad and Thamūd and the people of Abraham and the companions [i.e., dwellers] of Madyan and the towns overturned? Their messengers came to them with clear proofs. And Allāh would never have wronged them, but they were wronging themselves.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

ألم يأت هؤلاء المنافقين خبرُ الذين مضوا مِن قوم نوح وقبيلة عاد وقبيلة ثمود وقوم إبراهيم وأصحاب (مدين) وقوم لوط عندما جاءهم المرسلون بالوحي وبآيات الله فكذَّبوهم؟ فأنزل الله بهؤلاء جميعًا عذابه؛ انتقامًا منهم لسوء عملهم، فما كان الله ليظلمهم، ولكن كانوا هم الظالمين لأنفسهم بالتكذيب والمخالفة.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?