All surahs

77.The Emissaries

المرسلات

Meccan · 50 ayahs

  1. 1

    وَٱلْمُرْسَلَـٰتِ عُرْفًا

    77:1

    By the (Winds) sent forth one after another (to man's profit);

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Andolsun birbiri ardınca gönderilenlere,

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Yemin olsun: Birbiri ardınca gönderilenlere,

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    By the emissary winds, (sent) one after another

    M. Pickthall · EN · public-domain

  2. 2

    فَٱلْعَـٰصِفَـٰتِ عَصْفًا

    77:2

    Which then blow violently in tempestuous Gusts,

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Büküp devirenlere,

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Esip savuranlara,

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    By the raging hurricanes,

    M. Pickthall · EN · public-domain

  3. 3

    وَٱلنَّـٰشِرَٰتِ نَشْرًا

    77:3

    And scatter (things) far and wide;

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Yaydıkça yayanlara,

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Yaydıkça yayanlara,

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    By those which cause earth's vegetation to revive;

    M. Pickthall · EN · public-domain

  4. 4

    فَٱلْفَـٰرِقَـٰتِ فَرْقًا

    77:4

    Then separate them, one from another,

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Seçip ayıranlara,

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    (Hak ile batılı)

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    By those who winnow with a winnowing,

    M. Pickthall · EN · public-domain

  5. 5

    فَٱلْمُلْقِيَـٰتِ ذِكْرًا

    77:5

    Then spread abroad a Message,

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Bir öğüt bırakanlara,

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Özür (imkânı vermek) veya uyarı(da bulunmak) için öğüt bırakanlara (ulaştıranlara)

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    By those who bring down the Reminder,

    M. Pickthall · EN · public-domain

  6. 6

    عُذْرًا أَوْ نُذْرًا

    77:6

    Whether of Justification or of Warning;-

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Gerek özür için olsun, gerek uyarı için,

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Özür (imkânı vermek) veya uyarı(da bulunmak) için öğüt bırakanlara (ulaştıranlara) ki Mürselât 77:5-6

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    To excuse or to warn,

    M. Pickthall · EN · public-domain

  7. 7

    إِنَّمَا تُوعَدُونَ لَوَٰقِعٌ

    77:7

    Assuredly, what ye are promised must come to pass.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Herhalde size vaad olunan kesinlikle olacaktır.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Size vadedilen (gün) elbette gerçekleşecektir.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Surely that which ye are promised will befall.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  8. 8

    فَإِذَا ٱلنُّجُومُ طُمِسَتْ

    77:8

    Then when the stars become dim;

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Hani o yıldızlar silindiği zaman,

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Yıldızlar silindiği (söndürüldüğü)

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    So when the stars are put out,

    M. Pickthall · EN · public-domain

  9. 9

    وَإِذَا ٱلسَّمَآءُ فُرِجَتْ

    77:9

    When the heaven is cleft asunder;

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Gök yarıldığı zaman,

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Gök yarıldığı zaman,

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    And when the sky is riven asunder,

    M. Pickthall · EN · public-domain

  10. 10

    وَإِذَا ٱلْجِبَالُ نُسِفَتْ

    77:10

    When the mountains are scattered (to the winds) as dust;

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Dağlar savrulduğu zaman,

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Dağlar ufalanıp savrulduğu zaman,

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    And when the mountains are blown away,

    M. Pickthall · EN · public-domain

  11. 11

    وَإِذَا ٱلرُّسُلُ أُقِّتَتْ

    77:11

    And when the messengers are (all) appointed a time (to collect);-

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Elçiler, tayin edilen vakitlerine erdirildikleri zaman,

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Elçilere (şahitlik için) vakit verildiği zaman (Son Saat gerçekleşmiş olacaktır).

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    And when the messengers are brought unto their time appointed -

    M. Pickthall · EN · public-domain

  12. 12

    لِأَىِّ يَوْمٍ أُجِّلَتْ

    77:12

    For what Day are these (portents) deferred?

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Bunlar hangi güne ertelendiler?

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    (Bu durum), hangi güne ertelenmiştir?

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    For what day is the time appointed?

    M. Pickthall · EN · public-domain

  13. 13

    لِيَوْمِ ٱلْفَصْلِ

    77:13

    For the Day of Sorting out.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Hüküm gününe..

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Ayrılma gününe.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    For the Day of Decision.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  14. 14

    وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا يَوْمُ ٱلْفَصْلِ

    77:14

    And what will explain to thee what is the Day of Sorting out?

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Bildin mi, nedir o hüküm günü?

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    O ayrılma gününün ne olduğunu sana bildiren ne olabilir ki!

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    And what will convey unto thee what the Day of Decision is! -

    M. Pickthall · EN · public-domain

  15. 15

    وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ

    77:15

    Ah woe, that Day, to the Rejecters of Truth!

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    O gün yalanlayanların vay haline!

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    (O günü) yalanlayanların, o gün vay hâline!

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Woe unto the repudiators on that day!

    M. Pickthall · EN · public-domain

  16. 16

    أَلَمْ نُهْلِكِ ٱلْأَوَّلِينَ

    77:16

    Did We not destroy the men of old (for their evil)?

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Biz, öncekileri helak etmedik mi?

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Biz (bunlar gibi inkârcı olan) öncekileri de helak etmedik mi?

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Destroyed We not the former folk,

    M. Pickthall · EN · public-domain

  17. 17

    ثُمَّ نُتْبِعُهُمُ ٱلْـَٔاخِرِينَ

    77:17

    So shall We make later (generations) follow them.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Sonra geridekileri de onlara katarız.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Sonra gelenleri de onların peşine takacağız.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Then caused the latter folk to follow after?

    M. Pickthall · EN · public-domain

  18. 18

    كَذَٰلِكَ نَفْعَلُ بِٱلْمُجْرِمِينَ

    77:18

    Thus do We deal with men of sin.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Biz suçlulara böyle yaparız.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    İşte biz, suçlulara böyle yaparız!

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Thus deal We ever with the guilty.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  19. 19

    وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ

    77:19

    Ah woe, that Day, to the Rejecters of Truth!

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    O gün yalanlayanların vah haline!

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    (O günü) yalanlayanların, o gün vay hâline!

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Woe unto the repudiators on that day!

    M. Pickthall · EN · public-domain

  20. 20

    أَلَمْ نَخْلُقكُّم مِّن مَّآءٍ مَّهِينٍ

    77:20

    Have We not created you from a fluid (held) despicable?-

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Biz sizi âdi bir sudan yaratmadık mı?

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Sizi dayanıksız bir sudan yaratmadık mı?

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Did We not create you from a base fluid

    M. Pickthall · EN · public-domain

  21. 21

    فَجَعَلْنَـٰهُ فِى قَرَارٍ مَّكِينٍ

    77:21

    The which We placed in a place of rest, firmly fixed,

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Onu sağlam bir yerde oturttuk.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Sonra onu belirli bir süreye kadar sağlam bir yere yerleştirmiştik.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Which We laid up in a safe abode

    M. Pickthall · EN · public-domain

  22. 22

    إِلَىٰ قَدَرٍ مَّعْلُومٍ

    77:22

    For a period (of gestation), determined (according to need)?

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Belli bir süreye kadar.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Sonra onu belirli bir süreye kadar sağlam bir yere yerleştirmiştik. Mürselât 77:21-22

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    For a known term?

    M. Pickthall · EN · public-domain

  23. 23

    فَقَدَرْنَا فَنِعْمَ ٱلْقَـٰدِرُونَ

    77:23

    For We do determine (according to need); for We are the best to determine (things).

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Demek ki biçimlendirmişiz. Ne güzel biçimlendireniz biz.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    (İşte bunları) bir ölçüyle yaptık. Ne güzel ölçü koyanlarız biz!

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Thus We arranged. How excellent is Our arranging!

    M. Pickthall · EN · public-domain

  24. 24

    وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ

    77:24

    Ah woe, that Day! to the Rejecters of Truth!

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    O gün yalanlayanların vay haline!

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    (O günü) yalanlayanların, o gün vay hâline!

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Woe unto the repudiators on that day!

    M. Pickthall · EN · public-domain

  25. 25

    أَلَمْ نَجْعَلِ ٱلْأَرْضَ كِفَاتًا

    77:25

    Have We not made the earth (as a place) to draw together.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Yeryüzünü bir tokat (toplanma yeri) yapmadık mı?

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Biz yeryüzünü diriler ve ölüler için toplanma yeri yapmadık mı?

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Have We not made the earth a receptacle

    M. Pickthall · EN · public-domain

  26. 26

    أَحْيَآءً وَأَمْوَٰتًا

    77:26

    The living and the dead,

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Gerek diriler, gerekse ölüler için.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Biz yeryüzünü diriler ve ölüler için toplanma yeri yapmadık mı? Mürselât 77:25-26

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Both for the living and the dead,

    M. Pickthall · EN · public-domain

  27. 27

    وَجَعَلْنَا فِيهَا رَوَٰسِىَ شَـٰمِخَـٰتٍ وَأَسْقَيْنَـٰكُم مَّآءً فُرَاتًا

    77:27

    And made therein mountains standing firm, lofty (in stature); and provided for you water sweet (and wholesome)?

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Orada yüksek yüksek dağlar oturtup da size bir tatlı su sunmadık mı?

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Oraya sabit ağırlıklar koydukve size tatlı sular içirdik.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    And placed therein high mountains and given you to drink sweet water therein?

    M. Pickthall · EN · public-domain

  28. 28

    وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ

    77:28

    Ah woe, that Day, to the Rejecters of Truth!

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    O gün yalanlayanların vay haline!

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    (O günü) yalanlayanların, o gün vay hâline!

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Woe unto the repudiators on that day!

    M. Pickthall · EN · public-domain

  29. 29

    ٱنطَلِقُوٓا۟ إِلَىٰ مَا كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ

    77:29

    (It will be said:) "Depart ye to that which ye used to reject as false!

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    (Kıyameti yalanlayanlara şöyle denir): "Haydin gidin o yalanladığınız şeye doğru."

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    (İnkârcılara şöyle denecektir): “Yalanlamış olduğunuz şeye doğru yürüyün!

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    (It will be said unto them:) Depart unto that (doom) which ye used to deny;

    M. Pickthall · EN · public-domain

  30. 30

    ٱنطَلِقُوٓا۟ إِلَىٰ ظِلٍّ ذِى ثَلَـٰثِ شُعَبٍ

    77:30

    "Depart ye to a Shadow (of smoke ascending) in three columns,

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    "Haydi gidin o üç çatallı gölgeye (cehenneme)."

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Üç katlı, gölge etmeyen ve ateşten korumayan bir karanlığa doğru yürüyün!”

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Depart unto the shadow falling threefold,

    M. Pickthall · EN · public-domain

  31. 31

    لَّا ظَلِيلٍ وَلَا يُغْنِى مِنَ ٱللَّهَبِ

    77:31

    "(Which yields) no shade of coolness, and is of no use against the fierce Blaze.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    O, ne gölgelendirir, ne alevden korur.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Üç katlı, gölge etmeyen ve ateşten korumayan bir karanlığa doğru yürüyün!” Mürselât 77:30-31

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    (Which yet is) no relief nor shelter from the flame.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  32. 32

    إِنَّهَا تَرْمِى بِشَرَرٍ كَٱلْقَصْرِ

    77:32

    "Indeed it throws about sparks (huge) as Forts,

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    O, saray gibi kıvılcımlar atar.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Şüphesiz ki o (cehennem), kütükler gibi (büyük) kıvılcımlar saçar.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Lo! it throweth up sparks like the castles,

    M. Pickthall · EN · public-domain

  33. 33

    كَأَنَّهُۥ جِمَـٰلَتٌ صُفْرٌ

    77:33

    "As if there were (a string of) yellow camels (marching swiftly)."

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Sanki o kıvılcımlar, sarı sarı (erkek deve sürüleridir).

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    O (kıvılcımlar) sanki sarı (kızgın) halatlar gibidir.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    (Or) as it might be camels of bright yellow hue.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  34. 34

    وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ

    77:34

    Ah woe, that Day, to the Rejecters of Truth!

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    O gün yalanlayanların vay haline!

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    (O günü) yalanlayanların, o gün vay hâline!

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Woe unto the repudiators on that day!

    M. Pickthall · EN · public-domain

  35. 35

    هَـٰذَا يَوْمُ لَا يَنطِقُونَ

    77:35

    That will be a Day when they shall not be able to speak.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Bugün, konuşamıyacakları gündür.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Bu (mahşer, kâfirlerin) konuşamayacağı gündür.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    This is a day wherein they speak not,

    M. Pickthall · EN · public-domain

  36. 36

    وَلَا يُؤْذَنُ لَهُمْ فَيَعْتَذِرُونَ

    77:36

    Nor will it be open to them to put forth pleas.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Kendilerine izin de verilmez ki, özür beyan etsinler.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Özür dilemeleri için kendilerine izin verilmeyecektir.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Nor are they suffered to put forth excuses.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  37. 37

    وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ

    77:37

    Ah woe, that Day, to the Rejecters of Truth!

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    O gün yalanlayanların vay haline!

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    (O günü) yalanlayanların, o gün vay hâline!

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Woe unto the repudiators on that day!

    M. Pickthall · EN · public-domain

  38. 38

    هَـٰذَا يَوْمُ ٱلْفَصْلِ ۖ جَمَعْنَـٰكُمْ وَٱلْأَوَّلِينَ

    77:38

    That will be a Day of Sorting out! We shall gather you together and those before (you)!

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Bu, işte o hüküm günüdür. Sizi ve öncekileri bir araya topladık.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    (İnkârcılara şöyle denecektir:) “Bu, ayrılık günüdür. Sizi de öncekileri de bir araya toplayacağız. (Azaptan kurtulmak için) bir hileniz varsa hemen bana tuzak kurun!"

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    This is the Day of Decision, We have brought you and the men of old together.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  39. 39

    فَإِن كَانَ لَكُمْ كَيْدٌ فَكِيدُونِ

    77:39

    Now, if ye have a trick (or plot), use it against Me!

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Bir hileniz varsa beni atlatın.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    (İnkârcılara şöyle denecektir:) “Bu, ayrılık günüdür. Sizi de öncekileri de bir araya toplayacağız. (Azaptan kurtulmak için) bir hileniz varsa hemen bana tuzak kurun!" Mürselât 77:38-39

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    If now ye have any wit, outwit Me.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  40. 40

    وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ

    77:40

    Ah woe, that Day, to the Rejecters of Truth!

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    O gün yalanlayanların vay haline!

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    (O günü) yalanlayanların, o gün vay hâline!

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Woe unto the repudiators on that day!

    M. Pickthall · EN · public-domain

  41. 41

    إِنَّ ٱلْمُتَّقِينَ فِى ظِلَـٰلٍ وَعُيُونٍ

    77:41

    As to the Righteous, they shall be amidst (cool) shades and springs (of water).

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Kuşkusuz takva sahipleri gölgeler altında ve pınar başlarındadır.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Şüphesiz ki muttakîler (duyarlı olanlar), gölgelerde, (su) kaynaklarında ve canlarının çektiği her tür meyve(lik)lerde olacaklardır.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Lo! those who kept their duty are amid shade and fountains,

    M. Pickthall · EN · public-domain

  42. 42

    وَفَوَٰكِهَ مِمَّا يَشْتَهُونَ

    77:42

    And (they shall have) fruits,- all they desire.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Canlarının çektiğinden türlü meyveler arasındadırlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Şüphesiz ki muttakîler (duyarlı olanlar), gölgelerde, (su) kaynaklarında ve canlarının çektiği her tür meyve(lik)lerde olacaklardır. Mürselât 77:41-42

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    And fruits such as they desire.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  43. 43

    كُلُوا۟ وَٱشْرَبُوا۟ هَنِيٓـًٔۢا بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

    77:43

    "Eat ye and drink ye to your heart's content: for that ye worked (Righteousness).

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    (Onlara): "Yaptıklarınıza karşılık afiyetle yiyin, için" (denir).

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    (Onlara) “Yaptıklarınıza karşılık afiyetle yiyip için” (denecektir).

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    (Unto them it is said:) Eat, drink and welcome, O ye blessed, in return for what ye did.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  44. 44

    إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ

    77:44

    Thus do We certainly reward the Doers of Good.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    İşte biz güzel amel işleyenleri böyle mükafatlandırırız.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Şüphesiz ki biz güzel davrananları işte böyle ödüllendiririz.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Thus do We reward the good.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  45. 45

    وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ

    77:45

    Ah woe, that Day, to the Rejecters of Truth!

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    O gün yalanlayanların vay haline!

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    (O günü) yalanlayanların, o gün vay hâline!

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Woe unto the repudiators on that day!

    M. Pickthall · EN · public-domain

  46. 46

    كُلُوا۟ وَتَمَتَّعُوا۟ قَلِيلًا إِنَّكُم مُّجْرِمُونَ

    77:46

    (O ye unjust!) Eat ye and enjoy yourselves (but) a little while, for that ye are Sinners.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Yiyin, zevklenin biraz, çünkü siz suçlularsınız.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    (Suçlulara şöyle denecektir:) “Yiyin, (dünyadan) biraz daha yararlanın! (Bilin ki) siz suçlusunuz.”

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Eat and take your ease (on earth) a little. Lo! ye are guilty.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  47. 47

    وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ

    77:47

    Ah woe, that Day, to the Rejecters of Truth!

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    O gün yalanlayanların vay haline!

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    (O günü) yalanlayanların, o gün vay hâline!

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Woe unto the repudiators on that day!

    M. Pickthall · EN · public-domain

  48. 48

    وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ ٱرْكَعُوا۟ لَا يَرْكَعُونَ

    77:48

    And when it is said to them, "Prostrate yourselves!" they do not so.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Onlara: "Rüku edin" denildiği zaman etmezler.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Onlara “(Allah’a) boyun eğin!” dendiği zaman boyun eğmezler.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    When it is said unto them: Bow down, they bow not down!

    M. Pickthall · EN · public-domain

  49. 49

    وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ

    77:49

    Ah woe, that Day, to the Rejecters of Truth!

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Vay haline o gün yalanlayanların!

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    (O günü) yalanlayanların, o gün vay hâline!

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Woe unto the repudiators on that day!

    M. Pickthall · EN · public-domain

  50. 50

    فَبِأَىِّ حَدِيثٍۭ بَعْدَهُۥ يُؤْمِنُونَ

    77:50

    Then what Message, after that, will they believe in?

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Artık bundan (Kur'an'dan) sonra hangi söze inanacaklar?

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Bundan (Kur’an’dan) sonra artık hangi söze inanacaklar ki!

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    In what statement, after this, will they believe?

    M. Pickthall · EN · public-domain

Arabic text source: Quran.com API v4 (public-domain)