77.المرسلات
المرسلاتمكية · 50 آية
- 1
وَٱلْمُرْسَلَـٰتِ عُرْفًا
77:1
By the (Winds) sent forth one after another (to man's profit);
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Andolsun birbiri ardınca gönderilenlere,
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Yemin olsun: Birbiri ardınca gönderilenlere,
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
By the emissary winds, (sent) one after another
M. Pickthall · EN · public-domain
- 2
فَٱلْعَـٰصِفَـٰتِ عَصْفًا
77:2
Which then blow violently in tempestuous Gusts,
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Büküp devirenlere,
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Esip savuranlara,
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
By the raging hurricanes,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 3
وَٱلنَّـٰشِرَٰتِ نَشْرًا
77:3
And scatter (things) far and wide;
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Yaydıkça yayanlara,
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Yaydıkça yayanlara,
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
By those which cause earth's vegetation to revive;
M. Pickthall · EN · public-domain
- 4
فَٱلْفَـٰرِقَـٰتِ فَرْقًا
77:4
Then separate them, one from another,
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Seçip ayıranlara,
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
(Hak ile batılı)
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
By those who winnow with a winnowing,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 5
فَٱلْمُلْقِيَـٰتِ ذِكْرًا
77:5
Then spread abroad a Message,
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Bir öğüt bırakanlara,
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Özür (imkânı vermek) veya uyarı(da bulunmak) için öğüt bırakanlara (ulaştıranlara)
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
By those who bring down the Reminder,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 6
عُذْرًا أَوْ نُذْرًا
77:6
Whether of Justification or of Warning;-
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Gerek özür için olsun, gerek uyarı için,
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Özür (imkânı vermek) veya uyarı(da bulunmak) için öğüt bırakanlara (ulaştıranlara) ki Mürselât 77:5-6
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
To excuse or to warn,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 7
إِنَّمَا تُوعَدُونَ لَوَٰقِعٌ
77:7
Assuredly, what ye are promised must come to pass.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Herhalde size vaad olunan kesinlikle olacaktır.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Size vadedilen (gün) elbette gerçekleşecektir.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Surely that which ye are promised will befall.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 8
فَإِذَا ٱلنُّجُومُ طُمِسَتْ
77:8
Then when the stars become dim;
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Hani o yıldızlar silindiği zaman,
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Yıldızlar silindiği (söndürüldüğü)
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
So when the stars are put out,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 9
وَإِذَا ٱلسَّمَآءُ فُرِجَتْ
77:9
When the heaven is cleft asunder;
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Gök yarıldığı zaman,
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Gök yarıldığı zaman,
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And when the sky is riven asunder,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 10
وَإِذَا ٱلْجِبَالُ نُسِفَتْ
77:10
When the mountains are scattered (to the winds) as dust;
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Dağlar savrulduğu zaman,
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Dağlar ufalanıp savrulduğu zaman,
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And when the mountains are blown away,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 11
وَإِذَا ٱلرُّسُلُ أُقِّتَتْ
77:11
And when the messengers are (all) appointed a time (to collect);-
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Elçiler, tayin edilen vakitlerine erdirildikleri zaman,
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Elçilere (şahitlik için) vakit verildiği zaman (Son Saat gerçekleşmiş olacaktır).
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And when the messengers are brought unto their time appointed -
M. Pickthall · EN · public-domain
- 12
لِأَىِّ يَوْمٍ أُجِّلَتْ
77:12
For what Day are these (portents) deferred?
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Bunlar hangi güne ertelendiler?
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
(Bu durum), hangi güne ertelenmiştir?
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
For what day is the time appointed?
M. Pickthall · EN · public-domain
- 13
لِيَوْمِ ٱلْفَصْلِ
77:13
For the Day of Sorting out.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Hüküm gününe..
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Ayrılma gününe.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
For the Day of Decision.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 14
وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا يَوْمُ ٱلْفَصْلِ
77:14
And what will explain to thee what is the Day of Sorting out?
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Bildin mi, nedir o hüküm günü?
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
O ayrılma gününün ne olduğunu sana bildiren ne olabilir ki!
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And what will convey unto thee what the Day of Decision is! -
M. Pickthall · EN · public-domain
- 15
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ
77:15
Ah woe, that Day, to the Rejecters of Truth!
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
O gün yalanlayanların vay haline!
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
(O günü) yalanlayanların, o gün vay hâline!
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Woe unto the repudiators on that day!
M. Pickthall · EN · public-domain
- 16
أَلَمْ نُهْلِكِ ٱلْأَوَّلِينَ
77:16
Did We not destroy the men of old (for their evil)?
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Biz, öncekileri helak etmedik mi?
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Biz (bunlar gibi inkârcı olan) öncekileri de helak etmedik mi?
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Destroyed We not the former folk,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 17
ثُمَّ نُتْبِعُهُمُ ٱلْـَٔاخِرِينَ
77:17
So shall We make later (generations) follow them.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Sonra geridekileri de onlara katarız.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Sonra gelenleri de onların peşine takacağız.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Then caused the latter folk to follow after?
M. Pickthall · EN · public-domain
- 18
كَذَٰلِكَ نَفْعَلُ بِٱلْمُجْرِمِينَ
77:18
Thus do We deal with men of sin.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Biz suçlulara böyle yaparız.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
İşte biz, suçlulara böyle yaparız!
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Thus deal We ever with the guilty.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 19
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ
77:19
Ah woe, that Day, to the Rejecters of Truth!
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
O gün yalanlayanların vah haline!
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
(O günü) yalanlayanların, o gün vay hâline!
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Woe unto the repudiators on that day!
M. Pickthall · EN · public-domain
- 20
أَلَمْ نَخْلُقكُّم مِّن مَّآءٍ مَّهِينٍ
77:20
Have We not created you from a fluid (held) despicable?-
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Biz sizi âdi bir sudan yaratmadık mı?
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Sizi dayanıksız bir sudan yaratmadık mı?
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Did We not create you from a base fluid
M. Pickthall · EN · public-domain
- 21
فَجَعَلْنَـٰهُ فِى قَرَارٍ مَّكِينٍ
77:21
The which We placed in a place of rest, firmly fixed,
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Onu sağlam bir yerde oturttuk.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Sonra onu belirli bir süreye kadar sağlam bir yere yerleştirmiştik.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Which We laid up in a safe abode
M. Pickthall · EN · public-domain
- 22
إِلَىٰ قَدَرٍ مَّعْلُومٍ
77:22
For a period (of gestation), determined (according to need)?
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Belli bir süreye kadar.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Sonra onu belirli bir süreye kadar sağlam bir yere yerleştirmiştik. Mürselât 77:21-22
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
For a known term?
M. Pickthall · EN · public-domain
- 23
فَقَدَرْنَا فَنِعْمَ ٱلْقَـٰدِرُونَ
77:23
For We do determine (according to need); for We are the best to determine (things).
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Demek ki biçimlendirmişiz. Ne güzel biçimlendireniz biz.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
(İşte bunları) bir ölçüyle yaptık. Ne güzel ölçü koyanlarız biz!
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Thus We arranged. How excellent is Our arranging!
M. Pickthall · EN · public-domain
- 24
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ
77:24
Ah woe, that Day! to the Rejecters of Truth!
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
O gün yalanlayanların vay haline!
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
(O günü) yalanlayanların, o gün vay hâline!
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Woe unto the repudiators on that day!
M. Pickthall · EN · public-domain
- 25
أَلَمْ نَجْعَلِ ٱلْأَرْضَ كِفَاتًا
77:25
Have We not made the earth (as a place) to draw together.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Yeryüzünü bir tokat (toplanma yeri) yapmadık mı?
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Biz yeryüzünü diriler ve ölüler için toplanma yeri yapmadık mı?
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Have We not made the earth a receptacle
M. Pickthall · EN · public-domain
- 26
أَحْيَآءً وَأَمْوَٰتًا
77:26
The living and the dead,
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Gerek diriler, gerekse ölüler için.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Biz yeryüzünü diriler ve ölüler için toplanma yeri yapmadık mı? Mürselât 77:25-26
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Both for the living and the dead,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 27
وَجَعَلْنَا فِيهَا رَوَٰسِىَ شَـٰمِخَـٰتٍ وَأَسْقَيْنَـٰكُم مَّآءً فُرَاتًا
77:27
And made therein mountains standing firm, lofty (in stature); and provided for you water sweet (and wholesome)?
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Orada yüksek yüksek dağlar oturtup da size bir tatlı su sunmadık mı?
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Oraya sabit ağırlıklar koydukve size tatlı sular içirdik.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And placed therein high mountains and given you to drink sweet water therein?
M. Pickthall · EN · public-domain
- 28
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ
77:28
Ah woe, that Day, to the Rejecters of Truth!
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
O gün yalanlayanların vay haline!
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
(O günü) yalanlayanların, o gün vay hâline!
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Woe unto the repudiators on that day!
M. Pickthall · EN · public-domain
- 29
ٱنطَلِقُوٓا۟ إِلَىٰ مَا كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ
77:29
(It will be said:) "Depart ye to that which ye used to reject as false!
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
(Kıyameti yalanlayanlara şöyle denir): "Haydin gidin o yalanladığınız şeye doğru."
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
(İnkârcılara şöyle denecektir): “Yalanlamış olduğunuz şeye doğru yürüyün!
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
(It will be said unto them:) Depart unto that (doom) which ye used to deny;
M. Pickthall · EN · public-domain
- 30
ٱنطَلِقُوٓا۟ إِلَىٰ ظِلٍّ ذِى ثَلَـٰثِ شُعَبٍ
77:30
"Depart ye to a Shadow (of smoke ascending) in three columns,
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
"Haydi gidin o üç çatallı gölgeye (cehenneme)."
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Üç katlı, gölge etmeyen ve ateşten korumayan bir karanlığa doğru yürüyün!”
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Depart unto the shadow falling threefold,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 31
لَّا ظَلِيلٍ وَلَا يُغْنِى مِنَ ٱللَّهَبِ
77:31
"(Which yields) no shade of coolness, and is of no use against the fierce Blaze.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
O, ne gölgelendirir, ne alevden korur.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Üç katlı, gölge etmeyen ve ateşten korumayan bir karanlığa doğru yürüyün!” Mürselât 77:30-31
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
(Which yet is) no relief nor shelter from the flame.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 32
إِنَّهَا تَرْمِى بِشَرَرٍ كَٱلْقَصْرِ
77:32
"Indeed it throws about sparks (huge) as Forts,
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
O, saray gibi kıvılcımlar atar.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Şüphesiz ki o (cehennem), kütükler gibi (büyük) kıvılcımlar saçar.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Lo! it throweth up sparks like the castles,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 33
كَأَنَّهُۥ جِمَـٰلَتٌ صُفْرٌ
77:33
"As if there were (a string of) yellow camels (marching swiftly)."
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Sanki o kıvılcımlar, sarı sarı (erkek deve sürüleridir).
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
O (kıvılcımlar) sanki sarı (kızgın) halatlar gibidir.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
(Or) as it might be camels of bright yellow hue.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 34
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ
77:34
Ah woe, that Day, to the Rejecters of Truth!
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
O gün yalanlayanların vay haline!
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
(O günü) yalanlayanların, o gün vay hâline!
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Woe unto the repudiators on that day!
M. Pickthall · EN · public-domain
- 35
هَـٰذَا يَوْمُ لَا يَنطِقُونَ
77:35
That will be a Day when they shall not be able to speak.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Bugün, konuşamıyacakları gündür.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Bu (mahşer, kâfirlerin) konuşamayacağı gündür.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
This is a day wherein they speak not,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 36
وَلَا يُؤْذَنُ لَهُمْ فَيَعْتَذِرُونَ
77:36
Nor will it be open to them to put forth pleas.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Kendilerine izin de verilmez ki, özür beyan etsinler.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Özür dilemeleri için kendilerine izin verilmeyecektir.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Nor are they suffered to put forth excuses.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 37
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ
77:37
Ah woe, that Day, to the Rejecters of Truth!
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
O gün yalanlayanların vay haline!
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
(O günü) yalanlayanların, o gün vay hâline!
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Woe unto the repudiators on that day!
M. Pickthall · EN · public-domain
- 38
هَـٰذَا يَوْمُ ٱلْفَصْلِ ۖ جَمَعْنَـٰكُمْ وَٱلْأَوَّلِينَ
77:38
That will be a Day of Sorting out! We shall gather you together and those before (you)!
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Bu, işte o hüküm günüdür. Sizi ve öncekileri bir araya topladık.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
(İnkârcılara şöyle denecektir:) “Bu, ayrılık günüdür. Sizi de öncekileri de bir araya toplayacağız. (Azaptan kurtulmak için) bir hileniz varsa hemen bana tuzak kurun!"
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
This is the Day of Decision, We have brought you and the men of old together.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 39
فَإِن كَانَ لَكُمْ كَيْدٌ فَكِيدُونِ
77:39
Now, if ye have a trick (or plot), use it against Me!
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Bir hileniz varsa beni atlatın.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
(İnkârcılara şöyle denecektir:) “Bu, ayrılık günüdür. Sizi de öncekileri de bir araya toplayacağız. (Azaptan kurtulmak için) bir hileniz varsa hemen bana tuzak kurun!" Mürselât 77:38-39
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
If now ye have any wit, outwit Me.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 40
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ
77:40
Ah woe, that Day, to the Rejecters of Truth!
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
O gün yalanlayanların vay haline!
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
(O günü) yalanlayanların, o gün vay hâline!
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Woe unto the repudiators on that day!
M. Pickthall · EN · public-domain
- 41
إِنَّ ٱلْمُتَّقِينَ فِى ظِلَـٰلٍ وَعُيُونٍ
77:41
As to the Righteous, they shall be amidst (cool) shades and springs (of water).
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Kuşkusuz takva sahipleri gölgeler altında ve pınar başlarındadır.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Şüphesiz ki muttakîler (duyarlı olanlar), gölgelerde, (su) kaynaklarında ve canlarının çektiği her tür meyve(lik)lerde olacaklardır.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Lo! those who kept their duty are amid shade and fountains,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 42
وَفَوَٰكِهَ مِمَّا يَشْتَهُونَ
77:42
And (they shall have) fruits,- all they desire.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Canlarının çektiğinden türlü meyveler arasındadırlar.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Şüphesiz ki muttakîler (duyarlı olanlar), gölgelerde, (su) kaynaklarında ve canlarının çektiği her tür meyve(lik)lerde olacaklardır. Mürselât 77:41-42
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And fruits such as they desire.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 43
كُلُوا۟ وَٱشْرَبُوا۟ هَنِيٓـًٔۢا بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ
77:43
"Eat ye and drink ye to your heart's content: for that ye worked (Righteousness).
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
(Onlara): "Yaptıklarınıza karşılık afiyetle yiyin, için" (denir).
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
(Onlara) “Yaptıklarınıza karşılık afiyetle yiyip için” (denecektir).
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
(Unto them it is said:) Eat, drink and welcome, O ye blessed, in return for what ye did.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 44
إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ
77:44
Thus do We certainly reward the Doers of Good.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
İşte biz güzel amel işleyenleri böyle mükafatlandırırız.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Şüphesiz ki biz güzel davrananları işte böyle ödüllendiririz.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Thus do We reward the good.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 45
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ
77:45
Ah woe, that Day, to the Rejecters of Truth!
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
O gün yalanlayanların vay haline!
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
(O günü) yalanlayanların, o gün vay hâline!
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Woe unto the repudiators on that day!
M. Pickthall · EN · public-domain
- 46
كُلُوا۟ وَتَمَتَّعُوا۟ قَلِيلًا إِنَّكُم مُّجْرِمُونَ
77:46
(O ye unjust!) Eat ye and enjoy yourselves (but) a little while, for that ye are Sinners.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Yiyin, zevklenin biraz, çünkü siz suçlularsınız.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
(Suçlulara şöyle denecektir:) “Yiyin, (dünyadan) biraz daha yararlanın! (Bilin ki) siz suçlusunuz.”
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Eat and take your ease (on earth) a little. Lo! ye are guilty.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 47
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ
77:47
Ah woe, that Day, to the Rejecters of Truth!
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
O gün yalanlayanların vay haline!
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
(O günü) yalanlayanların, o gün vay hâline!
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Woe unto the repudiators on that day!
M. Pickthall · EN · public-domain
- 48
وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ ٱرْكَعُوا۟ لَا يَرْكَعُونَ
77:48
And when it is said to them, "Prostrate yourselves!" they do not so.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Onlara: "Rüku edin" denildiği zaman etmezler.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Onlara “(Allah’a) boyun eğin!” dendiği zaman boyun eğmezler.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
When it is said unto them: Bow down, they bow not down!
M. Pickthall · EN · public-domain
- 49
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ
77:49
Ah woe, that Day, to the Rejecters of Truth!
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Vay haline o gün yalanlayanların!
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
(O günü) yalanlayanların, o gün vay hâline!
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Woe unto the repudiators on that day!
M. Pickthall · EN · public-domain
- 50
فَبِأَىِّ حَدِيثٍۭ بَعْدَهُۥ يُؤْمِنُونَ
77:50
Then what Message, after that, will they believe in?
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Artık bundan (Kur'an'dan) sonra hangi söze inanacaklar?
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Bundan (Kur’an’dan) sonra artık hangi söze inanacaklar ki!
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
In what statement, after this, will they believe?
M. Pickthall · EN · public-domain
مصدر النص العربي: Quran.com API v4 (public-domain)