All surahs

78.The Tidings

النبإ

Meccan · 40 ayahs

  1. 1

    عَمَّ يَتَسَآءَلُونَ

    78:1

    Concerning what are they disputing?

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Birbirlerine neyi soruyorlar?

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Birbirlerine neyi soruyorlar? Nebe'

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Whereof do they question one another?

    M. Pickthall · EN · public-domain

  2. 2

    عَنِ ٱلنَّبَإِ ٱلْعَظِيمِ

    78:2

    Concerning the Great News,

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    O büyük haberden (kıyametten) mi?

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Anlaşmazlığa düştükleri o büyük haberi. Nebe'

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    (It is) of the awful tidings,

    M. Pickthall · EN · public-domain

  3. 3

    ٱلَّذِى هُمْ فِيهِ مُخْتَلِفُونَ

    78:3

    About which they cannot agree.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Ki onlar onda ayrılığa düşmektedirler.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Anlaşmazlığa düştükleri o büyük haberi. Nebe' 78:2-3

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Concerning which they are in disagreement.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  4. 4

    كَلَّا سَيَعْلَمُونَ

    78:4

    Verily, they shall soon (come to) know!

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Hayır, ilerde bilecekler.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Hayır! İleride (gerçeği) bilecekler! Nebe'

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Nay, but they will come to know!

    M. Pickthall · EN · public-domain

  5. 5

    ثُمَّ كَلَّا سَيَعْلَمُونَ

    78:5

    Verily, verily they shall soon (come to) know!

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Hayır hayır, ilerde bilecekler.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Sonra, şüphesiz ki ileride (gerçeği) bilecekler! Nebe'

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Nay, again, but they will come to know!

    M. Pickthall · EN · public-domain

  6. 6

    أَلَمْ نَجْعَلِ ٱلْأَرْضَ مِهَـٰدًا

    78:6

    Have We not made the earth as a wide expanse,

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Biz yeryüzünü bir beşik yapmadık mı?

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Biz yeri bir beşik, dağları da birer kazık yapmadık mı? Nebe'

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Have We not made the earth an expanse,

    M. Pickthall · EN · public-domain

  7. 7

    وَٱلْجِبَالَ أَوْتَادًا

    78:7

    And the mountains as pegs?

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Dağları da birer kazık kılmadık mı?

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Biz yeri bir beşik, dağları da birer kazık yapmadık mı? Nebe' 78:6-7

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    And the high hills bulwarks?

    M. Pickthall · EN · public-domain

  8. 8

    وَخَلَقْنَـٰكُمْ أَزْوَٰجًا

    78:8

    And (have We not) created you in pairs,

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Sizleri çift çift yarattık.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Sizi eşler (çiftler) hâlinde yarattık. Nebe'

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    And We have created you in pairs,

    M. Pickthall · EN · public-domain

  9. 9

    وَجَعَلْنَا نَوْمَكُمْ سُبَاتًا

    78:9

    And made your sleep for rest,

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Uykunuzu bir dinlenme yaptık.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Uykunuzu bir dinlenme (aracı) kıldık. Nebe'

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    And have appointed your sleep for repose,

    M. Pickthall · EN · public-domain

  10. 10

    وَجَعَلْنَا ٱلَّيْلَ لِبَاسًا

    78:10

    And made the night as a covering,

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Geceyi bir örtü yaptık.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Geceyi bir örtü, gündüzü de çalışıp kazanma zamanı yaptık. Nebe'

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    And have appointed the night as a cloak,

    M. Pickthall · EN · public-domain

  11. 11

    وَجَعَلْنَا ٱلنَّهَارَ مَعَاشًا

    78:11

    And made the day as a means of subsistence?

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Gündüzü de bir geçim zamanı yaptık.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Geceyi bir örtü, gündüzü de çalışıp kazanma zamanı yaptık. Nebe' 78:10-11

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    And have appointed the day for livelihood.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  12. 12

    وَبَنَيْنَا فَوْقَكُمْ سَبْعًا شِدَادًا

    78:12

    And (have We not) built over you the seven firmaments,

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Üstünüze yedi sağlam bina (gök) çattık.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Üstünüzde sağlam yedi (kat göğü) bina ettik. Nebe'

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    And We have built above you seven strong (heavens),

    M. Pickthall · EN · public-domain

  13. 13

    وَجَعَلْنَا سِرَاجًا وَهَّاجًا

    78:13

    And placed (therein) a Light of Splendour?

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    İçlerine ışık saçan bir kandil astık.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    (Orada) aydınlatan bir kandil (güneş) yarattık. Nebe'

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    And have appointed a dazzling lamp,

    M. Pickthall · EN · public-domain

  14. 14

    وَأَنزَلْنَا مِنَ ٱلْمُعْصِرَٰتِ مَآءً ثَجَّاجًا

    78:14

    And do We not send down from the clouds water in abundance,

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Yoğunlaşmış bulutlardan şarıl şarıl bir su indirdik.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Tohumlar, bitkiler (ve ağaçları) sarmaş dolaş olmuş bahçeler yetiştirmeniz için sıkışan bulutlardan şarıl şarıl akan sular indirdik. Nebe'

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    And have sent down from the rainy clouds abundant water,

    M. Pickthall · EN · public-domain

  15. 15

    لِّنُخْرِجَ بِهِۦ حَبًّا وَنَبَاتًا

    78:15

    That We may produce therewith corn and vegetables,

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Onunla taneler ve otlar çıkaralım diye.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Tohumlar, bitkiler (ve ağaçları) sarmaş dolaş olmuş bahçeler yetiştirmeniz için sıkışan bulutlardan şarıl şarıl akan sular indirdik. Nebe' 78:14-16

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Thereby to produce grain and plant,

    M. Pickthall · EN · public-domain

  16. 16

    وَجَنَّـٰتٍ أَلْفَافًا

    78:16

    And gardens of luxurious growth?

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Ve sarmaş dolaş bağlar bahçeler (çıkaralım diye).

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Tohumlar, bitkiler (ve ağaçları) sarmaş dolaş olmuş bahçeler yetiştirmeniz için sıkışan bulutlardan şarıl şarıl akan sular indirdik. Nebe' 78:14-16

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    And gardens of thick foliage.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  17. 17

    إِنَّ يَوْمَ ٱلْفَصْلِ كَانَ مِيقَـٰتًا

    78:17

    Verily the Day of Sorting out is a thing appointed,

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Kuşkusuz o hüküm günü kararlaştırılmış bir vakit olmuştur.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Şüphesiz ki ayrılma günü belirlenmiş bir vakittir. Nebe'

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Lo! the Day of Decision is a fixed time,

    M. Pickthall · EN · public-domain

  18. 18

    يَوْمَ يُنفَخُ فِى ٱلصُّورِ فَتَأْتُونَ أَفْوَاجًا

    78:18

    The Day that the Trumpet shall be sounded, and ye shall come forth in crowds;

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    O gün Sûr'a üflenir, bölük bölük gelirsiniz.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Sûr’a üfleneceği gün, bölük bölük (Allah’ın huzuruna) geleceksiniz. Nebe'

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    A day when the trumpet is blown and ye come in multitudes,

    M. Pickthall · EN · public-domain

  19. 19

    وَفُتِحَتِ ٱلسَّمَآءُ فَكَانَتْ أَبْوَٰبًا

    78:19

    And the heavens shall be opened as if there were doors,

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Gök de açılmış, kapı kapı olmuştur.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    (O gün) gök açılacak ve kapı kapı olacaktır. Nebe'

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    And the heaven is opened and becometh as gates,

    M. Pickthall · EN · public-domain

  20. 20

    وَسُيِّرَتِ ٱلْجِبَالُ فَكَانَتْ سَرَابًا

    78:20

    And the mountains shall vanish, as if they were a mirage.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Dağlar yürütülmüş, serap olmuştur.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Dağlar da yürütülüp serap hâline getirilecektir. Nebe'

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    And the hills are set in motion and become as a mirage.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  21. 21

    إِنَّ جَهَنَّمَ كَانَتْ مِرْصَادًا

    78:21

    Truly Hell is as a place of ambush,

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Kuşkusuz Cehennem gözetleme yeri olmuştur.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Şüphesiz ki cehennem, azgınların durağı olarak (cehennemlikleri) gözetlemektedir. Nebe'

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Lo! hell lurketh in ambush,

    M. Pickthall · EN · public-domain

  22. 22

    لِّلطَّـٰغِينَ مَـَٔابًا

    78:22

    For the transgressors a place of destination:

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Azgınlar için son varılacak yer olmuştur.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Şüphesiz ki cehennem, azgınların durağı olarak (cehennemlikleri) gözetlemektedir. Nebe' 78:21-22

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    A home for the rebellious.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  23. 23

    لَّـٰبِثِينَ فِيهَآ أَحْقَابًا

    78:23

    They will dwell therein for ages.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Orada çağlarca kalacaklardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    (Azgınlar) orada çağlar boyu kalacaklardır. Nebe'

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    They will abide therein for ages.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  24. 24

    لَّا يَذُوقُونَ فِيهَا بَرْدًا وَلَا شَرَابًا

    78:24

    Nothing cool shall they taste therein, nor any drink,

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Orada ne bir serinlik tadacaklar, ne de içecek bir şey.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    (Dünyadaki inkârlarına) uygun bir karşılık olarak kaynar su ve irinden başka orada hiçbir serinlik veya (susuzluk gideren) hiçbir içecek tadamayacaklardır. Nebe'

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Therein taste they neither coolness nor (any) drink

    M. Pickthall · EN · public-domain

  25. 25

    إِلَّا حَمِيمًا وَغَسَّاقًا

    78:25

    Save a boiling fluid and a fluid, dark, murky, intensely cold,

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Ancak bir kaynar su ve irin (içecekler).

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    (Dünyadaki inkârlarına) uygun bir karşılık olarak kaynar su ve irinden başka orada hiçbir serinlik veya (susuzluk gideren) hiçbir içecek tadamayacaklardır. Nebe' 78:24-26

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Save boiling water and a paralysing cold:

    M. Pickthall · EN · public-domain

  26. 26

    جَزَآءً وِفَاقًا

    78:26

    A fitting recompense (for them).

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Bir ceza ki tam yaptıklarına uygun.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    (Dünyadaki inkârlarına) uygun bir karşılık olarak kaynar su ve irinden başka orada hiçbir serinlik veya (susuzluk gideren) hiçbir içecek tadamayacaklardır. Nebe' 78:24-26

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Reward proportioned (to their evil deeds).

    M. Pickthall · EN · public-domain

  27. 27

    إِنَّهُمْ كَانُوا۟ لَا يَرْجُونَ حِسَابًا

    78:27

    For that they used not to fear any account (for their deeds),

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Çünkü onlar hiçbir hesap ummazlardı.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Şüphesiz ki onlar hesabı ummazlardı. Nebe'

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    For lo! they looked not for a reckoning;

    M. Pickthall · EN · public-domain

  28. 28

    وَكَذَّبُوا۟ بِـَٔايَـٰتِنَا كِذَّابًا

    78:28

    But they (impudently) treated Our Signs as false.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Âyetlerimizi yalanlaya yalanlaya tam bir yalancı olmuşlardı.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Ayetlerimizi de yalanladıkça yalanlamışlardı. Nebe'

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    They called Our revelations false with strong denial.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  29. 29

    وَكُلَّ شَىْءٍ أَحْصَيْنَـٰهُ كِتَـٰبًا

    78:29

    And all things have We preserved on record.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Biz ise herşeyi sayıp bir kitaba geçirmişiz.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Biz ise her şeyi bir kitapta sayıp kaydetmişizdir. Nebe'

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Everything have We recorded in a Book.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  30. 30

    فَذُوقُوا۟ فَلَن نَّزِيدَكُمْ إِلَّا عَذَابًا

    78:30

    "So taste ye (the fruits of your deeds); for no increase shall We grant you, except in Punishment."

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    (Onlara): "Şimdi tadın (cezanızı). Artık size azabınızı artırmaktan başka bir şey yapmayacağız" (denir).

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Tadın (azabı)! Bundan sonra yalnızca azabınızı artıracağız. Nebe'

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    So taste (of that which ye have earned). No increase do We give you save of torment.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  31. 31

    إِنَّ لِلْمُتَّقِينَ مَفَازًا

    78:31

    Verily for the Righteous there will be a fulfilment of (the heart's) desires;

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Kuşkusuz takva sahipleri için bir kurtuluş var.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Şüphesiz ki muttakîler (duyarlı olanlar) için ödül(ler) vardır: Nebe'

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Lo! for the duteous is achievement -

    M. Pickthall · EN · public-domain

  32. 32

    حَدَآئِقَ وَأَعْنَـٰبًا

    78:32

    Gardens enclosed, and grapevines;

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Bahçeler var, bağlar var.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Bahçeler ve üzüm bağları, Nebe'

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Gardens enclosed and vineyards,

    M. Pickthall · EN · public-domain

  33. 33

    وَكَوَاعِبَ أَتْرَابًا

    78:33

    And voluptuous women of equal age;

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Memeleri tomurcuklanmış yaşıt kızlar var.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Birbiriyle uyumlu, tomurcuk görünümlüler (üzüm salkımları, toprak ürünleri), Nebe'

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    And voluptuous women of equal age;

    M. Pickthall · EN · public-domain

  34. 34

    وَكَأْسًا دِهَاقًا

    78:34

    And a cup full (to the brim).

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Dopdolu kadehler var.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Dolu kadeh(ler). Nebe'

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    And a full cup.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  35. 35

    لَّا يَسْمَعُونَ فِيهَا لَغْوًا وَلَا كِذَّٰبًا

    78:35

    No vanity shall they hear therein, nor Untruth:-

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Orada ne boş bir söz işitirler, ne de bir yalan.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Onlar orada boş bir söz de yalan da duymayacaklar. Nebe'

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    There hear they never vain discourse, nor lying -

    M. Pickthall · EN · public-domain

  36. 36

    جَزَآءً مِّن رَّبِّكَ عَطَآءً حِسَابًا

    78:36

    Recompense from thy Lord, a gift, (amply) sufficient,

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    (Bunlar) Rabbinden yeterli bir bağış olarak (verilir).

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Bunlar senin Rabbinden, yani göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rahmân olan Rabbinden hesapsız bir bağış ve ödül olarak (verilecektir). O’nun huzurunda konuşmaya güç yetiremezler. Nebe'

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Requital from thy Lord - a gift in payment -

    M. Pickthall · EN · public-domain

  37. 37

    رَّبِّ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا ٱلرَّحْمَـٰنِ ۖ لَا يَمْلِكُونَ مِنْهُ خِطَابًا

    78:37

    (From) the Lord of the heavens and the earth, and all between, (Allah) Most Gracious: None shall have power to argue with Him.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    O, göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir. Rahmân'dır. Hiç kimse ondan bir hitaba mâlik olamaz.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Bunlar senin Rabbinden, yani göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rahmân olan Rabbinden hesapsız bir bağış ve ödül olarak (verilecektir). O’nun huzurunda konuşmaya güç yetiremezler. Nebe' 78:36-37

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Lord of the heavens and the earth, and (all) that is between them, the Beneficent; with Whom none can converse.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  38. 38

    يَوْمَ يَقُومُ ٱلرُّوحُ وَٱلْمَلَـٰٓئِكَةُ صَفًّا ۖ لَّا يَتَكَلَّمُونَ إِلَّا مَنْ أَذِنَ لَهُ ٱلرَّحْمَـٰنُ وَقَالَ صَوَابًا

    78:38

    The Day that the Spirit and the angels will stand forth in ranks, none shall speak except any who is permitted by (Allah) Most Gracious, and He will say what is right.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    O gün Ruh ve melekler sıra sıra dururlar. Rahmân'ın izin verdikleri dışında hiç kimse konuşamaz. İzin verilen de doğruyu söyler.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Ruh(lar)ın ve meleklerin sıra sıra duracakları o gün, Rahmân’ın izin verdiklerinden başkası konuşamayacaktır; (konuşan da) doğruyu söyleyecektir. Nebe'

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    On the day when the angels and the Spirit stand arrayed, they speak not, saving him whom the Beneficent alloweth and who speaketh right.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  39. 39

    ذَٰلِكَ ٱلْيَوْمُ ٱلْحَقُّ ۖ فَمَن شَآءَ ٱتَّخَذَ إِلَىٰ رَبِّهِۦ مَـَٔابًا

    78:39

    That Day will be the sure Reality: Therefore, whoso will, let him take a (straight) return to his Lord!

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    İşte bu hak gündür. Artık dileyen Rabbine bir yol tutar.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    İşte o gün gerçektir. Dileyen, Rabbine bir dönüş (yolu) tutar. Nebe'

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    That is the True Day. So whoso will should seek recourse unto his Lord.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  40. 40

    إِنَّآ أَنذَرْنَـٰكُمْ عَذَابًا قَرِيبًا يَوْمَ يَنظُرُ ٱلْمَرْءُ مَا قَدَّمَتْ يَدَاهُ وَيَقُولُ ٱلْكَافِرُ يَـٰلَيْتَنِى كُنتُ تُرَٰبًۢا

    78:40

    Verily, We have warned you of a Penalty near, the Day when man will see (the deeds) which his hands have sent forth, and the Unbeliever will say, "Woe unto me! Would that I were (mere) dust!"

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Biz sizi yakın bir azap ile uyardık. O gün kişi ellerinin ne takdim ettiğine bakacak ve kâfir diyecek ki: "Ah ne olaydı, ben bir toprak olaydım."

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Şüphesiz ki biz sizi yakın bir azap ile uyardık. O gün kişi ellerinin önceden yaptıklarına bakacak ve kâfir (olanlar) “Ah, keşke toprak olsaydım!” diyecektir. Nebe'

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Lo! We warn you of a doom at hand, a day whereon a man will look on that which his own hands have sent before, and the disbeliever will cry: "Would that I were dust!"

    M. Pickthall · EN · public-domain

Arabic text source: Quran.com API v4 (public-domain)