All surahs

79.Those who drag forth

النازعات

Meccan · 46 ayahs

  1. 1

    وَٱلنَّـٰزِعَـٰتِ غَرْقًا

    79:1

    By the (angels) who tear out (the souls of the wicked) with violence;

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Andolsun şiddetle çekip çıkaranlara,

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Yemin olsun: Söküp çıkaranlara,

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    By those who drag forth to destruction,

    M. Pickthall · EN · public-domain

  2. 2

    وَٱلنَّـٰشِطَـٰتِ نَشْطًا

    79:2

    By those who gently draw out (the souls of the blessed);

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Usulcacık çekenlere,

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Kolayca çekenlere,

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    By the meteors rushing,

    M. Pickthall · EN · public-domain

  3. 3

    وَٱلسَّـٰبِحَـٰتِ سَبْحًا

    79:3

    And by those who glide along (on errands of mercy),

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Yüzüp yüzüp gidenlere,

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Yüzdükçe yüzenlere,

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    By the lone stars floating,

    M. Pickthall · EN · public-domain

  4. 4

    فَٱلسَّـٰبِقَـٰتِ سَبْقًا

    79:4

    Then press forward as in a race,

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Yarışıp geçenlere,

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Yarışıp geçenlere,

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    By the angels hastening,

    M. Pickthall · EN · public-domain

  5. 5

    فَٱلْمُدَبِّرَٰتِ أَمْرًا

    79:5

    Then arrange to do (the Commands of their Lord),

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Derken bir iş çevirenlere kasem olsun (ki kıyamet var).

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    İşleri düzenleyenlere ki

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    And those who govern the event,

    M. Pickthall · EN · public-domain

  6. 6

    يَوْمَ تَرْجُفُ ٱلرَّاجِفَةُ

    79:6

    One Day everything that can be in commotion will be in violent commotion,

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    O gün deprem sarsar,

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    O gün o sarsıcı (deprem) sarsacak.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    On the day when the first trump resoundeth.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  7. 7

    تَتْبَعُهَا ٱلرَّادِفَةُ

    79:7

    Followed by oft-repeated (commotions):

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Onu ikinci bir sarsıntı izler.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    (Ardından onu) artçısı takip edecek.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    And the second followeth it,

    M. Pickthall · EN · public-domain

  8. 8

    قُلُوبٌ يَوْمَئِذٍ وَاجِفَةٌ

    79:8

    Hearts that Day will be in agitation;

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Yürekler vardır, o gün kaygıdan hoplar.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Kalpler o gün (korkudan) titreyecek.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    On that day hearts beat painfully

    M. Pickthall · EN · public-domain

  9. 9

    أَبْصَـٰرُهَا خَـٰشِعَةٌ

    79:9

    Cast down will be (their owners') eyes.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Gözler kalkmaz saygıdan.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Gözleri (korkudan) aşağı kayacaktır.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    While eyes are downcast

    M. Pickthall · EN · public-domain

  10. 10

    يَقُولُونَ أَءِنَّا لَمَرْدُودُونَ فِى ٱلْحَافِرَةِ

    79:10

    They say (now): "What! shall we indeed be returned to (our) former state?

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Diyorlar ki: "Biz tekrar eski halimize mi döndürülecekmişiz?

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    (İnkarcılar) “Çürümüş kemik olduğumuz zaman mı, çukurda (mezarda) daha önceki hâlimize mi döndürüleceğiz” derler.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    (Now) they are saying: Shall we really be restored to our first state

    M. Pickthall · EN · public-domain

  11. 11

    أَءِذَا كُنَّا عِظَـٰمًا نَّخِرَةً

    79:11

    "What! - when we shall have become rotten bones?"

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    "Biz, çürümüş kemikler olduktan sonra ha?"

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    (İnkarcılar) “Çürümüş kemik olduğumuz zaman mı, çukurda (mezarda) daha önceki hâlimize mi döndürüleceğiz” derler. Nâzi‘ât 79:10-11

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Even after we are crumbled bones?

    M. Pickthall · EN · public-domain

  12. 12

    قَالُوا۟ تِلْكَ إِذًا كَرَّةٌ خَاسِرَةٌ

    79:12

    They say: "It would, in that case, be a return with loss!"

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    "Öyleyse bu çok zararlı bir dönüştür." dediler.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    “O takdirde, o (diriltiliş) zararlı bir dönüş olur!” derler.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    They say: Then that would be a vain proceeding.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  13. 13

    فَإِنَّمَا هِىَ زَجْرَةٌ وَٰحِدَةٌ

    79:13

    But verily, it will be but a single (Compelling) Cry,

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Fakat o bir tek haykırıştır.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    (Oysa) bu dönüş, tek bir ses(ten ibarettir).

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Surely it will need but one shout,

    M. Pickthall · EN · public-domain

  14. 14

    فَإِذَا هُم بِٱلسَّاهِرَةِ

    79:14

    When, behold, they will be in the (full) awakening (to Judgment).

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Bir de bakarsın hepsi meydandadır.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Bir de bakarsın ki onlar, mahşerdedir.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    And lo! they will be awakened.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  15. 15

    هَلْ أَتَىٰكَ حَدِيثُ مُوسَىٰٓ

    79:15

    Has the story of Moses reached thee?

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Musa'nın haberi sana geldi mi?

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Musa’nın haberi sana geldi, (değil) mi?

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Hath there come unto thee the history of Moses?

    M. Pickthall · EN · public-domain

  16. 16

    إِذْ نَادَىٰهُ رَبُّهُۥ بِٱلْوَادِ ٱلْمُقَدَّسِ طُوًى

    79:16

    Behold, thy Lord did call to him in the sacred valley of Tuwa:-

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Hani Rabbi ona kutsal vaadi Tuva'da seslenmişti:

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Hani Rabbi kutsal Tuvâ Vadisi’nde ona şöyle seslenmişti:

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    How his Lord called him in the holy vale of Tuwa,

    M. Pickthall · EN · public-domain

  17. 17

    ٱذْهَبْ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ إِنَّهُۥ طَغَىٰ

    79:17

    "Go thou to Pharaoh for he has indeed transgressed all bounds:

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    "Haydi, demişti, git Firavun'a, çünkü o çok azdı."

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    “Firavun’a git! Şüphesiz ki o iyice azdı.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    (Saying:) Go thou unto Pharaoh - Lo! he hath rebelled -

    M. Pickthall · EN · public-domain

  18. 18

    فَقُلْ هَل لَّكَ إِلَىٰٓ أَن تَزَكَّىٰ

    79:18

    "And say to him, 'Wouldst thou that thou shouldst be purified (from sin)?-

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    De ki: İster misin arınasın?

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    (Ona) de ki: Arınmak ister misin?

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    And say (unto him): Hast thou (will) to grow (in grace)?

    M. Pickthall · EN · public-domain

  19. 19

    وَأَهْدِيَكَ إِلَىٰ رَبِّكَ فَتَخْشَىٰ

    79:19

    "'And that I guide thee to thy Lord, so thou shouldst fear Him?'"

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Seni Rabbinin yoluna ileteyim de ondan korkasın.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    (İstiyorsan) seni Rabbine yönlendireyim. (Böylece O’na) saygı duyarsın.”

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Then I will guide thee to thy Lord and thou shalt fear (Him).

    M. Pickthall · EN · public-domain

  20. 20

    فَأَرَىٰهُ ٱلْـَٔايَةَ ٱلْكُبْرَىٰ

    79:20

    Then did (Moses) show him the Great Sign.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Musa Firavun'a o büyük mucizeyi gösterdi.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Sonunda ona en büyük ayeti (mucizeyi) göstermişti.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    And he showed him the tremendous token.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  21. 21

    فَكَذَّبَ وَعَصَىٰ

    79:21

    But (Pharaoh) rejected it and disobeyed (guidance);

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Fakat Firavun yalanladı, karşı geldi.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    (Ancak Firavun, gerçeği) yalanlamış ve isyan etmişti.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    But he denied and disobeyed,

    M. Pickthall · EN · public-domain

  22. 22

    ثُمَّ أَدْبَرَ يَسْعَىٰ

    79:22

    Further, he turned his back, striving hard (against Allah).

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Sonra koşarak dönüp gitti.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Sonra hızlıca arkasını dönüp gitmişti.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Then turned he away in haste,

    M. Pickthall · EN · public-domain

  23. 23

    فَحَشَرَ فَنَادَىٰ

    79:23

    Then he collected (his men) and made a proclamation,

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Derken adamlarını topladı da bağırdı:

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    (Yandaşlarını) toplamış, onlara seslenmiş ve demişti ki: “Ben sizin yüce rabbinizim.”

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Then gathered he and summoned

    M. Pickthall · EN · public-domain

  24. 24

    فَقَالَ أَنَا۠ رَبُّكُمُ ٱلْأَعْلَىٰ

    79:24

    Saying, "I am your Lord, Most High".

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    "Ben sizin en yüce Rabbinizim" dedi.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    (Yandaşlarını) toplamış, onlara seslenmiş ve demişti ki: “Ben sizin yüce rabbinizim.” Nâzi‘ât 79:23-24

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    And proclaimed: "I (Pharaoh) am your Lord the Highest."

    M. Pickthall · EN · public-domain

  25. 25

    فَأَخَذَهُ ٱللَّهُ نَكَالَ ٱلْـَٔاخِرَةِ وَٱلْأُولَىٰٓ

    79:25

    But Allah did punish him, (and made an) example of him, - in the Hereafter, as in this life.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Allah da onu tuttu, dünya ve ahiret azabıyla yakalayıverdi.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    (Bunun üzerine) Allah onu ahiret ve dünya azabıyla yakalamıştı.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    So Allah seized him (and made him) an example for the after (life) and for the former.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  26. 26

    إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَعِبْرَةً لِّمَن يَخْشَىٰٓ

    79:26

    Verily in this is an instructive warning for whosoever feareth (Allah).

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Kuşkusuz bunda, saygı duyacaklar için bir ibret vardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Şüphesiz ki bu (kıssa)da saygı duyacak olanlar için ibret(ler) vardır.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Lo! herein is indeed a lesson for him who feareth.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  27. 27

    ءَأَنتُمْ أَشَدُّ خَلْقًا أَمِ ٱلسَّمَآءُ ۚ بَنَىٰهَا

    79:27

    What! Are ye the more difficult to create or the heaven (above)? (Allah) hath constructed it:

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Yaratılışça siz mi daha çetinsiniz, yoksa gök mü? Onu Allah bina etti.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Sizin yaratılışınız mı daha güçlüdür, yoksa (Allah’ın) oluşturduğu gök mü?

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Are ye the harder to create, or is the heaven that He built?

    M. Pickthall · EN · public-domain

  28. 28

    رَفَعَ سَمْكَهَا فَسَوَّىٰهَا

    79:28

    On high hath He raised its canopy, and He hath given it order and perfection.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Tavanını yükseltti, onu bir düzene koydu.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    (Göğün) cisimlerini yükseltmiş ve onları düzene kavuşturmuştur.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    He raised the height thereof and ordered it;

    M. Pickthall · EN · public-domain

  29. 29

    وَأَغْطَشَ لَيْلَهَا وَأَخْرَجَ ضُحَىٰهَا

    79:29

    Its night doth He endow with darkness, and its splendour doth He bring out (with light).

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Gecesini kararttı, kuşluğunu çıkardı.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Gecesini karanlık yapmış, (gündüz) ışığını çıkarıp var etmiştir.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    And He made dark the night thereof, and He brought forth the morn thereof.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  30. 30

    وَٱلْأَرْضَ بَعْدَ ذَٰلِكَ دَحَىٰهَآ

    79:30

    And the earth, moreover, hath He extended (to a wide expanse);

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Bundan sonra da yeryüzünü döşedi.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Daha sonra da yeri yaymıştır.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    And after that He spread the earth,

    M. Pickthall · EN · public-domain

  31. 31

    أَخْرَجَ مِنْهَا مَآءَهَا وَمَرْعَىٰهَا

    79:31

    He draweth out therefrom its moisture and its pasture;

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Ondan suyunu ve otlağını çıkardı.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Ondan (yerden) suyunu ve bitki örtüsünü de O çıkarmıştır.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    And produced therefrom the water thereof and the pasture thereof,

    M. Pickthall · EN · public-domain

  32. 32

    وَٱلْجِبَالَ أَرْسَىٰهَا

    79:32

    And the mountains hath He firmly fixed;-

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Dağlarını oturttu.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Dağları (yere) O çakmıştır.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    And He made fast the hills,

    M. Pickthall · EN · public-domain

  33. 33

    مَتَـٰعًا لَّكُمْ وَلِأَنْعَـٰمِكُمْ

    79:33

    For use and convenience to you and your cattle.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Sizin ve hayvanlarınızın geçimi için.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için (böyle yapmıştır).

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    A provision for you and for your cattle.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  34. 34

    فَإِذَا جَآءَتِ ٱلطَّآمَّةُ ٱلْكُبْرَىٰ

    79:34

    Therefore, when there comes the great, overwhelming (Event),-

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Fakat o her şeyi bastıran büyük felaket geldiği vakit,

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    O büyük olay gerçekleştiğinde, işte o gün insan (dünyada) neler yaptığını hatırlayacaktır.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    But when the great disaster cometh,

    M. Pickthall · EN · public-domain

  35. 35

    يَوْمَ يَتَذَكَّرُ ٱلْإِنسَـٰنُ مَا سَعَىٰ

    79:35

    The Day when man shall remember (all) that he strove for,

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    O, insanın neyin peşinde koştuğunu anladığı gün,

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    O büyük olay gerçekleştiğinde, işte o gün insan (dünyada) neler yaptığını hatırlayacaktır. Nâzi‘ât 79:34-35

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    The day when man will call to mind his (whole) endeavour,

    M. Pickthall · EN · public-domain

  36. 36

    وَبُرِّزَتِ ٱلْجَحِيمُ لِمَن يَرَىٰ

    79:36

    And Hell-Fire shall be placed in full view for (all) to see,-

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Gören kimseler için cehennem hortlatıldığı vakit,

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Gör(mesi gerek)enler için cehennem ortaya çıkartılmış (olacak)tır.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    And hell will stand forth visible to him who seeth,

    M. Pickthall · EN · public-domain

  37. 37

    فَأَمَّا مَن طَغَىٰ

    79:37

    Then, for such as had transgressed all bounds,

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Artık her kim azgınlık etmiş,

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Kim azgınlık yapmış ve dünya hayatını tercih etmişse cehennem (onların) barınağıdır.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Then, as for him who rebelled

    M. Pickthall · EN · public-domain

  38. 38

    وَءَاثَرَ ٱلْحَيَوٰةَ ٱلدُّنْيَا

    79:38

    And had preferred the life of this world,

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Ve dünya hayatını tercih etmişse,

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Kim azgınlık yapmış ve dünya hayatını tercih etmişse cehennem (onların) barınağıdır. Nâzi‘ât 79:37-39

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    And chose the life of the world,

    M. Pickthall · EN · public-domain

  39. 39

    فَإِنَّ ٱلْجَحِيمَ هِىَ ٱلْمَأْوَىٰ

    79:39

    The Abode will be Hell-Fire;

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Kuşkusuz onun varacağı yer cehennemdir.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Kim azgınlık yapmış ve dünya hayatını tercih etmişse cehennem (onların) barınağıdır. Nâzi‘ât 79:37-39

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Lo! hell will be his home.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  40. 40

    وَأَمَّا مَنْ خَافَ مَقَامَ رَبِّهِۦ وَنَهَى ٱلنَّفْسَ عَنِ ٱلْهَوَىٰ

    79:40

    And for such as had entertained the fear of standing before their Lord's (tribunal) and had restrained (their) soul from lower desires,

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Kim de Rabbinin divanında durmaktan korkmuş, nefsini boş heveslerden menetmiş ise,

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Rabbinin makamından korkan ve kendisini arzulara (uymaktan) alıkoyanlara gelince, şüphesiz ki böylelerinin barınağı da cennettir.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    But as for him who feared to stand before his Lord and restrained his soul from lust,

    M. Pickthall · EN · public-domain

  41. 41

    فَإِنَّ ٱلْجَنَّةَ هِىَ ٱلْمَأْوَىٰ

    79:41

    Their abode will be the Garden.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Kuşkusuz onun varacağı yer cennettir.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Rabbinin makamından korkan ve kendisini arzulara (uymaktan) alıkoyanlara gelince, şüphesiz ki böylelerinin barınağı da cennettir. Nâzi‘ât 79:40-41

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Lo! the Garden will be his home.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  42. 42

    يَسْـَٔلُونَكَ عَنِ ٱلسَّاعَةِ أَيَّانَ مُرْسَىٰهَا

    79:42

    They ask thee about the Hour,-'When will be its appointed time?

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Sana o kıyameti soruyorlar, ne zaman kopacak diye.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Sana o (Son) Saat’in demir atma zamanından soruyorlar.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    They ask thee of the Hour: when will it come to port?

    M. Pickthall · EN · public-domain

  43. 43

    فِيمَ أَنتَ مِن ذِكْرَىٰهَآ

    79:43

    Wherein art thou (concerned) with the declaration thereof?

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Sen nerde, onu anlatmak nerde?!

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Sen onu nerden hatırlayabilirsin ki!

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Why (ask they)? What hast thou to tell thereof?

    M. Pickthall · EN · public-domain

  44. 44

    إِلَىٰ رَبِّكَ مُنتَهَىٰهَآ

    79:44

    With thy Lord in the Limit fixed therefor.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Onun son ilmi Rabbine aittir.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Sonu(nun nihai bilgisi) yalnızca Rabbine aittir.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Unto thy Lord belongeth (knowledge of) the term thereof.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  45. 45

    إِنَّمَآ أَنتَ مُنذِرُ مَن يَخْشَىٰهَا

    79:45

    Thou art but a Warner for such as fear it.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Sen ancak ondan korkacak olanları uyarıcısın.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Sen sadece ondan (Son Saat’ten) saygı ile korkanları uyarıcısın.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Thou art but a warner unto him who feareth it.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  46. 46

    كَأَنَّهُمْ يَوْمَ يَرَوْنَهَا لَمْ يَلْبَثُوٓا۟ إِلَّا عَشِيَّةً أَوْ ضُحَىٰهَا

    79:46

    The Day they see it, (It will be) as if they had tarried but a single evening, or (at most till) the following morn!

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Onlar o kıyameti görecekleri gün sanki dünyada bir akşam veya kuşluğundan başka durmamışa dönecekler.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Onu (mahşeri) gördükleri gün, (dünyada sanki) bir yatsı vakti veya (gündüzün) kuşluğu kadar kalmış gibi olacaklar.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    On the day when they behold it, it will be as if they had but tarried for an evening or the morn thereof.

    M. Pickthall · EN · public-domain

Arabic text source: Quran.com API v4 (public-domain)