79.النازعات
النازعاتمكية · 46 آية
- 1
وَٱلنَّـٰزِعَـٰتِ غَرْقًا
79:1
By the (angels) who tear out (the souls of the wicked) with violence;
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Andolsun şiddetle çekip çıkaranlara,
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Yemin olsun: Söküp çıkaranlara,
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
By those who drag forth to destruction,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 2
وَٱلنَّـٰشِطَـٰتِ نَشْطًا
79:2
By those who gently draw out (the souls of the blessed);
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Usulcacık çekenlere,
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Kolayca çekenlere,
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
By the meteors rushing,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 3
وَٱلسَّـٰبِحَـٰتِ سَبْحًا
79:3
And by those who glide along (on errands of mercy),
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Yüzüp yüzüp gidenlere,
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Yüzdükçe yüzenlere,
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
By the lone stars floating,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 4
فَٱلسَّـٰبِقَـٰتِ سَبْقًا
79:4
Then press forward as in a race,
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Yarışıp geçenlere,
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Yarışıp geçenlere,
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
By the angels hastening,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 5
فَٱلْمُدَبِّرَٰتِ أَمْرًا
79:5
Then arrange to do (the Commands of their Lord),
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Derken bir iş çevirenlere kasem olsun (ki kıyamet var).
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
İşleri düzenleyenlere ki
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And those who govern the event,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 6
يَوْمَ تَرْجُفُ ٱلرَّاجِفَةُ
79:6
One Day everything that can be in commotion will be in violent commotion,
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
O gün deprem sarsar,
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
O gün o sarsıcı (deprem) sarsacak.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
On the day when the first trump resoundeth.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 7
تَتْبَعُهَا ٱلرَّادِفَةُ
79:7
Followed by oft-repeated (commotions):
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Onu ikinci bir sarsıntı izler.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
(Ardından onu) artçısı takip edecek.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And the second followeth it,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 8
قُلُوبٌ يَوْمَئِذٍ وَاجِفَةٌ
79:8
Hearts that Day will be in agitation;
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Yürekler vardır, o gün kaygıdan hoplar.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Kalpler o gün (korkudan) titreyecek.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
On that day hearts beat painfully
M. Pickthall · EN · public-domain
- 9
أَبْصَـٰرُهَا خَـٰشِعَةٌ
79:9
Cast down will be (their owners') eyes.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Gözler kalkmaz saygıdan.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Gözleri (korkudan) aşağı kayacaktır.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
While eyes are downcast
M. Pickthall · EN · public-domain
- 10
يَقُولُونَ أَءِنَّا لَمَرْدُودُونَ فِى ٱلْحَافِرَةِ
79:10
They say (now): "What! shall we indeed be returned to (our) former state?
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Diyorlar ki: "Biz tekrar eski halimize mi döndürülecekmişiz?
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
(İnkarcılar) “Çürümüş kemik olduğumuz zaman mı, çukurda (mezarda) daha önceki hâlimize mi döndürüleceğiz” derler.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
(Now) they are saying: Shall we really be restored to our first state
M. Pickthall · EN · public-domain
- 11
أَءِذَا كُنَّا عِظَـٰمًا نَّخِرَةً
79:11
"What! - when we shall have become rotten bones?"
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
"Biz, çürümüş kemikler olduktan sonra ha?"
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
(İnkarcılar) “Çürümüş kemik olduğumuz zaman mı, çukurda (mezarda) daha önceki hâlimize mi döndürüleceğiz” derler. Nâzi‘ât 79:10-11
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Even after we are crumbled bones?
M. Pickthall · EN · public-domain
- 12
قَالُوا۟ تِلْكَ إِذًا كَرَّةٌ خَاسِرَةٌ
79:12
They say: "It would, in that case, be a return with loss!"
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
"Öyleyse bu çok zararlı bir dönüştür." dediler.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
“O takdirde, o (diriltiliş) zararlı bir dönüş olur!” derler.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
They say: Then that would be a vain proceeding.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 13
فَإِنَّمَا هِىَ زَجْرَةٌ وَٰحِدَةٌ
79:13
But verily, it will be but a single (Compelling) Cry,
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Fakat o bir tek haykırıştır.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
(Oysa) bu dönüş, tek bir ses(ten ibarettir).
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Surely it will need but one shout,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 14
فَإِذَا هُم بِٱلسَّاهِرَةِ
79:14
When, behold, they will be in the (full) awakening (to Judgment).
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Bir de bakarsın hepsi meydandadır.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Bir de bakarsın ki onlar, mahşerdedir.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And lo! they will be awakened.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 15
هَلْ أَتَىٰكَ حَدِيثُ مُوسَىٰٓ
79:15
Has the story of Moses reached thee?
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Musa'nın haberi sana geldi mi?
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Musa’nın haberi sana geldi, (değil) mi?
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Hath there come unto thee the history of Moses?
M. Pickthall · EN · public-domain
- 16
إِذْ نَادَىٰهُ رَبُّهُۥ بِٱلْوَادِ ٱلْمُقَدَّسِ طُوًى
79:16
Behold, thy Lord did call to him in the sacred valley of Tuwa:-
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Hani Rabbi ona kutsal vaadi Tuva'da seslenmişti:
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Hani Rabbi kutsal Tuvâ Vadisi’nde ona şöyle seslenmişti:
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
How his Lord called him in the holy vale of Tuwa,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 17
ٱذْهَبْ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ إِنَّهُۥ طَغَىٰ
79:17
"Go thou to Pharaoh for he has indeed transgressed all bounds:
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
"Haydi, demişti, git Firavun'a, çünkü o çok azdı."
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
“Firavun’a git! Şüphesiz ki o iyice azdı.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
(Saying:) Go thou unto Pharaoh - Lo! he hath rebelled -
M. Pickthall · EN · public-domain
- 18
فَقُلْ هَل لَّكَ إِلَىٰٓ أَن تَزَكَّىٰ
79:18
"And say to him, 'Wouldst thou that thou shouldst be purified (from sin)?-
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
De ki: İster misin arınasın?
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
(Ona) de ki: Arınmak ister misin?
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And say (unto him): Hast thou (will) to grow (in grace)?
M. Pickthall · EN · public-domain
- 19
وَأَهْدِيَكَ إِلَىٰ رَبِّكَ فَتَخْشَىٰ
79:19
"'And that I guide thee to thy Lord, so thou shouldst fear Him?'"
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Seni Rabbinin yoluna ileteyim de ondan korkasın.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
(İstiyorsan) seni Rabbine yönlendireyim. (Böylece O’na) saygı duyarsın.”
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Then I will guide thee to thy Lord and thou shalt fear (Him).
M. Pickthall · EN · public-domain
- 20
فَأَرَىٰهُ ٱلْـَٔايَةَ ٱلْكُبْرَىٰ
79:20
Then did (Moses) show him the Great Sign.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Musa Firavun'a o büyük mucizeyi gösterdi.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Sonunda ona en büyük ayeti (mucizeyi) göstermişti.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And he showed him the tremendous token.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 21
فَكَذَّبَ وَعَصَىٰ
79:21
But (Pharaoh) rejected it and disobeyed (guidance);
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Fakat Firavun yalanladı, karşı geldi.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
(Ancak Firavun, gerçeği) yalanlamış ve isyan etmişti.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
But he denied and disobeyed,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 22
ثُمَّ أَدْبَرَ يَسْعَىٰ
79:22
Further, he turned his back, striving hard (against Allah).
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Sonra koşarak dönüp gitti.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Sonra hızlıca arkasını dönüp gitmişti.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Then turned he away in haste,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 23
فَحَشَرَ فَنَادَىٰ
79:23
Then he collected (his men) and made a proclamation,
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Derken adamlarını topladı da bağırdı:
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
(Yandaşlarını) toplamış, onlara seslenmiş ve demişti ki: “Ben sizin yüce rabbinizim.”
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Then gathered he and summoned
M. Pickthall · EN · public-domain
- 24
فَقَالَ أَنَا۠ رَبُّكُمُ ٱلْأَعْلَىٰ
79:24
Saying, "I am your Lord, Most High".
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
"Ben sizin en yüce Rabbinizim" dedi.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
(Yandaşlarını) toplamış, onlara seslenmiş ve demişti ki: “Ben sizin yüce rabbinizim.” Nâzi‘ât 79:23-24
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And proclaimed: "I (Pharaoh) am your Lord the Highest."
M. Pickthall · EN · public-domain
- 25
فَأَخَذَهُ ٱللَّهُ نَكَالَ ٱلْـَٔاخِرَةِ وَٱلْأُولَىٰٓ
79:25
But Allah did punish him, (and made an) example of him, - in the Hereafter, as in this life.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Allah da onu tuttu, dünya ve ahiret azabıyla yakalayıverdi.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
(Bunun üzerine) Allah onu ahiret ve dünya azabıyla yakalamıştı.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
So Allah seized him (and made him) an example for the after (life) and for the former.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 26
إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَعِبْرَةً لِّمَن يَخْشَىٰٓ
79:26
Verily in this is an instructive warning for whosoever feareth (Allah).
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Kuşkusuz bunda, saygı duyacaklar için bir ibret vardır.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Şüphesiz ki bu (kıssa)da saygı duyacak olanlar için ibret(ler) vardır.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Lo! herein is indeed a lesson for him who feareth.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 27
ءَأَنتُمْ أَشَدُّ خَلْقًا أَمِ ٱلسَّمَآءُ ۚ بَنَىٰهَا
79:27
What! Are ye the more difficult to create or the heaven (above)? (Allah) hath constructed it:
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Yaratılışça siz mi daha çetinsiniz, yoksa gök mü? Onu Allah bina etti.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Sizin yaratılışınız mı daha güçlüdür, yoksa (Allah’ın) oluşturduğu gök mü?
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Are ye the harder to create, or is the heaven that He built?
M. Pickthall · EN · public-domain
- 28
رَفَعَ سَمْكَهَا فَسَوَّىٰهَا
79:28
On high hath He raised its canopy, and He hath given it order and perfection.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Tavanını yükseltti, onu bir düzene koydu.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
(Göğün) cisimlerini yükseltmiş ve onları düzene kavuşturmuştur.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
He raised the height thereof and ordered it;
M. Pickthall · EN · public-domain
- 29
وَأَغْطَشَ لَيْلَهَا وَأَخْرَجَ ضُحَىٰهَا
79:29
Its night doth He endow with darkness, and its splendour doth He bring out (with light).
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Gecesini kararttı, kuşluğunu çıkardı.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Gecesini karanlık yapmış, (gündüz) ışığını çıkarıp var etmiştir.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And He made dark the night thereof, and He brought forth the morn thereof.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 30
وَٱلْأَرْضَ بَعْدَ ذَٰلِكَ دَحَىٰهَآ
79:30
And the earth, moreover, hath He extended (to a wide expanse);
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Bundan sonra da yeryüzünü döşedi.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Daha sonra da yeri yaymıştır.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And after that He spread the earth,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 31
أَخْرَجَ مِنْهَا مَآءَهَا وَمَرْعَىٰهَا
79:31
He draweth out therefrom its moisture and its pasture;
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Ondan suyunu ve otlağını çıkardı.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Ondan (yerden) suyunu ve bitki örtüsünü de O çıkarmıştır.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And produced therefrom the water thereof and the pasture thereof,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 32
وَٱلْجِبَالَ أَرْسَىٰهَا
79:32
And the mountains hath He firmly fixed;-
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Dağlarını oturttu.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Dağları (yere) O çakmıştır.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And He made fast the hills,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 33
مَتَـٰعًا لَّكُمْ وَلِأَنْعَـٰمِكُمْ
79:33
For use and convenience to you and your cattle.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Sizin ve hayvanlarınızın geçimi için.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için (böyle yapmıştır).
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
A provision for you and for your cattle.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 34
فَإِذَا جَآءَتِ ٱلطَّآمَّةُ ٱلْكُبْرَىٰ
79:34
Therefore, when there comes the great, overwhelming (Event),-
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Fakat o her şeyi bastıran büyük felaket geldiği vakit,
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
O büyük olay gerçekleştiğinde, işte o gün insan (dünyada) neler yaptığını hatırlayacaktır.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
But when the great disaster cometh,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 35
يَوْمَ يَتَذَكَّرُ ٱلْإِنسَـٰنُ مَا سَعَىٰ
79:35
The Day when man shall remember (all) that he strove for,
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
O, insanın neyin peşinde koştuğunu anladığı gün,
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
O büyük olay gerçekleştiğinde, işte o gün insan (dünyada) neler yaptığını hatırlayacaktır. Nâzi‘ât 79:34-35
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
The day when man will call to mind his (whole) endeavour,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 36
وَبُرِّزَتِ ٱلْجَحِيمُ لِمَن يَرَىٰ
79:36
And Hell-Fire shall be placed in full view for (all) to see,-
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Gören kimseler için cehennem hortlatıldığı vakit,
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Gör(mesi gerek)enler için cehennem ortaya çıkartılmış (olacak)tır.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And hell will stand forth visible to him who seeth,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 37
فَأَمَّا مَن طَغَىٰ
79:37
Then, for such as had transgressed all bounds,
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Artık her kim azgınlık etmiş,
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Kim azgınlık yapmış ve dünya hayatını tercih etmişse cehennem (onların) barınağıdır.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Then, as for him who rebelled
M. Pickthall · EN · public-domain
- 38
وَءَاثَرَ ٱلْحَيَوٰةَ ٱلدُّنْيَا
79:38
And had preferred the life of this world,
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Ve dünya hayatını tercih etmişse,
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Kim azgınlık yapmış ve dünya hayatını tercih etmişse cehennem (onların) barınağıdır. Nâzi‘ât 79:37-39
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And chose the life of the world,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 39
فَإِنَّ ٱلْجَحِيمَ هِىَ ٱلْمَأْوَىٰ
79:39
The Abode will be Hell-Fire;
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Kuşkusuz onun varacağı yer cehennemdir.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Kim azgınlık yapmış ve dünya hayatını tercih etmişse cehennem (onların) barınağıdır. Nâzi‘ât 79:37-39
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Lo! hell will be his home.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 40
وَأَمَّا مَنْ خَافَ مَقَامَ رَبِّهِۦ وَنَهَى ٱلنَّفْسَ عَنِ ٱلْهَوَىٰ
79:40
And for such as had entertained the fear of standing before their Lord's (tribunal) and had restrained (their) soul from lower desires,
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Kim de Rabbinin divanında durmaktan korkmuş, nefsini boş heveslerden menetmiş ise,
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Rabbinin makamından korkan ve kendisini arzulara (uymaktan) alıkoyanlara gelince, şüphesiz ki böylelerinin barınağı da cennettir.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
But as for him who feared to stand before his Lord and restrained his soul from lust,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 41
فَإِنَّ ٱلْجَنَّةَ هِىَ ٱلْمَأْوَىٰ
79:41
Their abode will be the Garden.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Kuşkusuz onun varacağı yer cennettir.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Rabbinin makamından korkan ve kendisini arzulara (uymaktan) alıkoyanlara gelince, şüphesiz ki böylelerinin barınağı da cennettir. Nâzi‘ât 79:40-41
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Lo! the Garden will be his home.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 42
يَسْـَٔلُونَكَ عَنِ ٱلسَّاعَةِ أَيَّانَ مُرْسَىٰهَا
79:42
They ask thee about the Hour,-'When will be its appointed time?
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Sana o kıyameti soruyorlar, ne zaman kopacak diye.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Sana o (Son) Saat’in demir atma zamanından soruyorlar.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
They ask thee of the Hour: when will it come to port?
M. Pickthall · EN · public-domain
- 43
فِيمَ أَنتَ مِن ذِكْرَىٰهَآ
79:43
Wherein art thou (concerned) with the declaration thereof?
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Sen nerde, onu anlatmak nerde?!
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Sen onu nerden hatırlayabilirsin ki!
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Why (ask they)? What hast thou to tell thereof?
M. Pickthall · EN · public-domain
- 44
إِلَىٰ رَبِّكَ مُنتَهَىٰهَآ
79:44
With thy Lord in the Limit fixed therefor.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Onun son ilmi Rabbine aittir.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Sonu(nun nihai bilgisi) yalnızca Rabbine aittir.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Unto thy Lord belongeth (knowledge of) the term thereof.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 45
إِنَّمَآ أَنتَ مُنذِرُ مَن يَخْشَىٰهَا
79:45
Thou art but a Warner for such as fear it.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Sen ancak ondan korkacak olanları uyarıcısın.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Sen sadece ondan (Son Saat’ten) saygı ile korkanları uyarıcısın.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Thou art but a warner unto him who feareth it.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 46
كَأَنَّهُمْ يَوْمَ يَرَوْنَهَا لَمْ يَلْبَثُوٓا۟ إِلَّا عَشِيَّةً أَوْ ضُحَىٰهَا
79:46
The Day they see it, (It will be) as if they had tarried but a single evening, or (at most till) the following morn!
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Onlar o kıyameti görecekleri gün sanki dünyada bir akşam veya kuşluğundan başka durmamışa dönecekler.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Onu (mahşeri) gördükleri gün, (dünyada sanki) bir yatsı vakti veya (gündüzün) kuşluğu kadar kalmış gibi olacaklar.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
On the day when they behold it, it will be as if they had but tarried for an evening or the morn thereof.
M. Pickthall · EN · public-domain
مصدر النص العربي: Quran.com API v4 (public-domain)