73.المزمل
المزملمكية · 20 آية
- 1
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلْمُزَّمِّلُ
73:1
O thou folded in garments!
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Ey örtünen! (Peygamber)
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Ey (peygamberlik görevine) bürünen!
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
O thou wrapped up in thy raiment!
M. Pickthall · EN · public-domain
- 2
قُمِ ٱلَّيْلَ إِلَّا قَلِيلًا
73:2
Stand (to prayer) by night, but not all night,-
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Gecenin birazı hariç olmak üzere geceleyin kalk (namaz kıl).
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Birazı (bazı saatleri) hariç, gece kalk!
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Keep vigil the night long, save a little -
M. Pickthall · EN · public-domain
- 3
نِّصْفَهُۥٓ أَوِ ٱنقُصْ مِنْهُ قَلِيلًا
73:3
Half of it,- or a little less,
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Gecenin yarısında kalk, yahut yarısından biraz eksilt.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
(Gecenin) yarısında, ondan biraz eksilt(erek daha erken kalk).
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
A half thereof, or abate a little thereof
M. Pickthall · EN · public-domain
- 4
أَوْ زِدْ عَلَيْهِ وَرَتِّلِ ٱلْقُرْءَانَ تَرْتِيلًا
73:4
Or a little more; and recite the Qur'an in slow, measured rhythmic tones.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Veya bunu artır ve ağır ağır Kur'ân oku.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Ona ilave ederek (gece yarısından sonra da kalk) ve Kur’an’ı ağır ağır oku!
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Or add (a little) thereto - and chant the Qur'an in measure,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 5
إِنَّا سَنُلْقِى عَلَيْكَ قَوْلًا ثَقِيلًا
73:5
Soon shall We send down to thee a weighty Message.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Doğrusu biz, senin üzerine ağır bir söz bırakacağız (Kur'an vahyedeceğiz).
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Şüphesiz ki biz sana (sorumluluğu) ağır bir söz bırakacağız (vahyedeceğiz).
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
For we shall charge thee with a word of weight.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 6
إِنَّ نَاشِئَةَ ٱلَّيْلِ هِىَ أَشَدُّ وَطْـًٔا وَأَقْوَمُ قِيلًا
73:6
Truly the rising by night is most potent for governing (the soul), and most suitable for (framing) the Word (of Prayer and Praise).
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Çünkü gece kalkışı hem daha etkili, hem de söz bakımından daha sağlamdır.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Şüphesiz ki gecenin inşası daha kalıcıdır; sözü de daha etkilidir.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Lo! the vigil of the night is (a time) when impression is more keen and speech more certain.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 7
إِنَّ لَكَ فِى ٱلنَّهَارِ سَبْحًا طَوِيلًا
73:7
True, there is for thee by day prolonged occupation with ordinary duties:
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Çünkü gündüz senin için uzun bir meşguliyet vardır.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Şüphesiz ki gündüz senin için uzun (süreli) meşguliyet(ler) vardır.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Lo! thou hast by day a chain of business.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 8
وَٱذْكُرِ ٱسْمَ رَبِّكَ وَتَبَتَّلْ إِلَيْهِ تَبْتِيلًا
73:8
But keep in remembrance the name of thy Lord and devote thyself to Him whole-heartedly.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Rabbinin adını an ve bütün gönlünle ona yönel.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Rabbinin adını an! Bütün varlığınla O’na yönel!
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
So remember the name of thy Lord and devote thyself with a complete devotion -
M. Pickthall · EN · public-domain
- 9
رَّبُّ ٱلْمَشْرِقِ وَٱلْمَغْرِبِ لَآ إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَ فَٱتَّخِذْهُ وَكِيلًا
73:9
(He is) Lord of the East and the West: there is no god but He: take Him therefore for (thy) Disposer of Affairs.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
O, doğunun ve batının Rabbidir. Ondan başka tanrı yoktur. O halde yalnız O'nu vekil tut.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
(Allah) doğunun da batının da Rabbidir. Kendisinden başka ilah yoktur. (Sadece) O’nu vekil (güven kaynağı) edin!
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Lord of the East and the West; there is no Allah save Him; so choose thou Him alone for thy defender -
M. Pickthall · EN · public-domain
- 10
وَٱصْبِرْ عَلَىٰ مَا يَقُولُونَ وَٱهْجُرْهُمْ هَجْرًا جَمِيلًا
73:10
And have patience with what they say, and leave them with noble (dignity).
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Başkalarının diyeceklerine sabret, güzellikle onlardan ayrıl.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
O (müşriklerin) söylediklerine karşı sabırlı ol ve onlardan güzellikle uzaklaş!
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And bear with patience what they utter, and part from them with a fair leave-taking.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 11
وَذَرْنِى وَٱلْمُكَذِّبِينَ أُو۟لِى ٱلنَّعْمَةِ وَمَهِّلْهُمْ قَلِيلًا
73:11
And leave Me (alone to deal with) those in possession of the good things of life, who (yet) deny the Truth; and bear with them for a little while.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
O yalanlayıcı zevk ve refah sahiplerini bana bırak, onlara biraz mühlet ver.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Nimet sahibi (olan) o yalanlayıcıları bana bırak; onlara biraz zaman tanı!
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Leave Me to deal with the deniers, lords of ease and comfort (in this life); and do thou respite them awhile.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 12
إِنَّ لَدَيْنَآ أَنكَالًا وَجَحِيمًا
73:12
With Us are Fetters (to bind them), and a Fire (to burn them),
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Zira bizim yanımızda bukağılar var, bir cehennem var.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Şüphesiz ki bizim katımızda, (onlar için hazırlanmış) prangalar, yakıcı ateş, boğazdan geçmeyen yiyecek ve elem verici azap vardır.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Lo! with Us are heavy fetters and a raging fire,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 13
وَطَعَامًا ذَا غُصَّةٍ وَعَذَابًا أَلِيمًا
73:13
And a Food that chokes, and a Penalty Grievous.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Boğaza duran bir yiyecek, elem verici bir azap var.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Şüphesiz ki bizim katımızda, (onlar için hazırlanmış) prangalar, yakıcı ateş, boğazdan geçmeyen yiyecek ve elem verici azap vardır. Müzzemmil 73:12-13
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And food which choketh (the partaker), and a painful doom
M. Pickthall · EN · public-domain
- 14
يَوْمَ تَرْجُفُ ٱلْأَرْضُ وَٱلْجِبَالُ وَكَانَتِ ٱلْجِبَالُ كَثِيبًا مَّهِيلًا
73:14
One Day the earth and the mountains will be in violent commotion. And the mountains will be as a heap of sand poured out and flowing down.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
O gün yer ve dağlar sarsılacak, dağlar erimiş bir kum yığınına dönecek.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
O gün (Son Saat’te) yer ve dağlar sars(ıl)acak; dağlar erimiş kum yığınına dönecektir.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
On the day when the earth and the hills rock, and the hills become a heap of running sand.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 15
إِنَّآ أَرْسَلْنَآ إِلَيْكُمْ رَسُولًا شَـٰهِدًا عَلَيْكُمْ كَمَآ أَرْسَلْنَآ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ رَسُولًا
73:15
We have sent to you, (O men!) a messenger, to be a witness concerning you, even as We sent a messenger to Pharaoh.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Doğrusu biz size tanıklık edecek bir elçi gönderdik. Nitekim Firavun'a da bir elçi göndermiştik.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Şüphesiz ki Firavun’a elçi gönderdiğimiz gibi size de hakkınızda şahitlik edecek bir elçi gönderdik.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Lo! We have sent unto you a messenger as witness against you, even as We sent unto Pharaoh a messenger.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 16
فَعَصَىٰ فِرْعَوْنُ ٱلرَّسُولَ فَأَخَذْنَـٰهُ أَخْذًا وَبِيلًا
73:16
But Pharaoh disobeyed the messenger; so We seized him with a heavy Punishment.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Firavun o elçiye isyan etmişti. Biz de onu ağır bir yakalayışla yakaladık.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Firavun, o Elçi'ye (zorbalık yaparak) isyan etmişti. Biz de onu kahredici bir şekilde kıskıvrak yakalamış (cezalandırmış)tık.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
But Pharaoh rebelled against the messenger, whereupon We seized him with no gentle grip.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 17
فَكَيْفَ تَتَّقُونَ إِن كَفَرْتُمْ يَوْمًا يَجْعَلُ ٱلْوِلْدَٰنَ شِيبًا
73:17
Then how shall ye, if ye deny (Allah), guard yourselves against a Day that will make children hoary-headed?-
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Peki inkâr ederseniz, çocukları ihtiyarlatacak o günden (kıyamet gününden) kendinizi nasıl kurtaracaksınız?
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Çocuğu yaşlıya çevirecek o güne karşı kâfir olursanız (o günü inkar ederseniz, azaptan) nasıl korunabilirsiniz ki!
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Then how, if ye disbelieve, will ye protect yourselves upon the day which will turn children grey,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 18
ٱلسَّمَآءُ مُنفَطِرٌۢ بِهِۦ ۚ كَانَ وَعْدُهُۥ مَفْعُولًا
73:18
Whereon the sky will be cleft asunder? His Promise needs must be accomplished.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
O günün dehşetinden gök yarılır. Allah'ın sözü kesinlikle gerçekleşmiştir.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Gök, o (gün) nedeniyle yarılacaktır. (Allah’ın) vaadi gerçekleşmiş olacaktır.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
The very heaven being then rent asunder. His promise is to be fulfilled.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 19
إِنَّ هَـٰذِهِۦ تَذْكِرَةٌ ۖ فَمَن شَآءَ ٱتَّخَذَ إِلَىٰ رَبِّهِۦ سَبِيلًا
73:19
Verily this is an Admonition: therefore, whoso will, let him take a (straight) path to his Lord!
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
İşte bu bir öğüttür. Artık dileyen Rabbine bir yol tutar.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Şüphesiz ki bu (Kur'an gerçeği) hatırlatmadır. Dileyen, Rabbine (giden) bir yol tutar.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Lo! This is a Reminder. Let him who will, then, choose a way unto his Lord.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 20
۞ إِنَّ رَبَّكَ يَعْلَمُ أَنَّكَ تَقُومُ أَدْنَىٰ مِن ثُلُثَىِ ٱلَّيْلِ وَنِصْفَهُۥ وَثُلُثَهُۥ وَطَآئِفَةٌ مِّنَ ٱلَّذِينَ مَعَكَ ۚ وَٱللَّهُ يُقَدِّرُ ٱلَّيْلَ وَٱلنَّهَارَ ۚ عَلِمَ أَن لَّن تُحْصُوهُ فَتَابَ عَلَيْكُمْ ۖ فَٱقْرَءُوا۟ مَا تَيَسَّرَ مِنَ ٱلْقُرْءَانِ ۚ عَلِمَ أَن سَيَكُونُ مِنكُم مَّرْضَىٰ ۙ وَءَاخَرُونَ يَضْرِبُونَ فِى ٱلْأَرْضِ يَبْتَغُونَ مِن فَضْلِ ٱللَّهِ ۙ وَءَاخَرُونَ يُقَـٰتِلُونَ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ ۖ فَٱقْرَءُوا۟ مَا تَيَسَّرَ مِنْهُ ۚ وَأَقِيمُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتُوا۟ ٱلزَّكَوٰةَ وَأَقْرِضُوا۟ ٱللَّهَ قَرْضًا حَسَنًا ۚ وَمَا تُقَدِّمُوا۟ لِأَنفُسِكُم مِّنْ خَيْرٍ تَجِدُوهُ عِندَ ٱللَّهِ هُوَ خَيْرًا وَأَعْظَمَ أَجْرًا ۚ وَٱسْتَغْفِرُوا۟ ٱللَّهَ ۖ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌۢ
73:20
Thy Lord doth know that thou standest forth (to prayer) nigh two-thirds of the night, or half the night, or a third of the night, and so doth a party of those with thee. But Allah doth appoint night and day in due measure He knoweth that ye are unable to keep count thereof. So He hath turned to you (in mercy): read ye, therefore, of the Qur'an as much as may be easy for you. He knoweth that there may be (some) among you in ill-health; others travelling through the land, seeking of Allah's bounty; yet others fighting in Allah's Cause, read ye, therefore, as much of the Qur'an as may be easy (for you); and establish regular Prayer and give regular Charity; and loan to Allah a Beautiful Loan. And whatever good ye send forth for your souls ye shall find it in Allah's Presence,- yea, better and greater, in Reward and seek ye the Grace of Allah: for Allah is Oft-Forgiving, Most Merciful.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Rabbin, senin gecenin üçte ikisinden daha azında, yarısında ve üçte birinde kalktığını, seninle beraber bulunanlardan bir topluluğun da böyle yaptığını biliyor. Gece ve gündüzü Allah takdir eder. O, sizin onu sayamayacağınızı bildi de sizi affetti. Bundan böyle Kur'ân'dan size ne kolay gelirse okuyun. Allah, içinizden hastalar, yeryüzünde gezip Allah'ın lütfunu arayan başka kimseler ve Allah yolunda savaşan daha başka insanlar olacağını bilmiştir. Onun için Kur'ân'dan kolayınıza geldiği kadar okuyun, namazı kılın, zekatı verin ve Allah'a güzel bir borç verin (Hayırlı işlere mal sarfedin). Kendiniz için gönderdiğiniz her iyiliği, Allah katında daha hayırlı ve sevapça daha büyük olarak bulacaksınız. Allah'tan bağış dileyin. Kuşkusuz Allah bağışlayandır, merhamet edendir.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Şüphesiz ki Rabbin, senin ve beraberinde bulunan bir grubun gecenin üçte ikisinden daha az bir kısmında, yarısında ve üçte birinde kalkmakta olduğunu biliyor. Allah gecenin ve gündüzün ölçüsünü belirler. O, sizin bunu (tamamen) sayamayacağınızı bilmiş ve (bunun için) tevbenizi kabul etmiştir. Kolay olan zamanda Kur’an’dan okuyun!İçinizde ileride hastalar olacağını, (içinizden) bir kısmının Allah’ın lütfundan (rızık) aramak üzere yeryüzünde sefere çıkacağını, diğer bir kısmının da Allah yolunda savaşacağını (Allah) bilmektedir. Kolay olan zamanda ondan (Kur’an’dan) okuyun! Namazı kılın, zekâtı verin ve Allah’a güzel bir borç verin! Kendiniz için (önceden) ne tür bir iyilik sunarsanız, Allah katında onu hem daha hayırlı hem de ödül bakımından daha büyük olarak bulacaksınız. Allah’tan bağışlanma dileyin! Şüphesiz ki Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Lo! thy Lord knoweth how thou keepest vigil sometimes nearly two-thirds of the night, or (sometimes) half or a third thereof, as do a party of those with thee. Allah measureth the night and the day. He knoweth that ye count it not, and turneth unto you in mercy. Recite, then, of the Qur'an that which is easy for you. He knoweth that there are sick folk among you, while others travel in the land in search of Allah's bounty, and others (still) are fighting for the cause of Allah. So recite of it that which is easy (for you), and establish worship and pay the poor-due, and (so) lend unto Allah a goodly loan. Whatsoever good ye send before you for your souls, ye will find it with Allah, better and greater in the recompense. And seek forgiveness of Allah. Lo! Allah is Forgiving, Merciful.
M. Pickthall · EN · public-domain
مصدر النص العربي: Quran.com API v4 (public-domain)