كل السور

72.الجن

الجن

مكية · 28 آية

  1. 1

    قُلْ أُوحِىَ إِلَىَّ أَنَّهُ ٱسْتَمَعَ نَفَرٌ مِّنَ ٱلْجِنِّ فَقَالُوٓا۟ إِنَّا سَمِعْنَا قُرْءَانًا عَجَبًا

    72:1

    Say: It has been revealed to me that a company of Jinns listened (to the Qur'an). They said, 'We have really heard a wonderful Recital!

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Deki: Hakikat bir takım cinnin Kur'ân dinleyip de şöyle dedikleri bana vahyedildi. Şüphesiz biz, hayret verici bir Kur'ân dinledik.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    De ki: “Cinlerden bir grubun (beni) dinlediği ve şöyle söyledikleri bana vahyolunmuştur: Şüphesiz ki doğruya götüren harikulade bir Kur’an dinledik ve ona inandık. Artık Rabbimize hiç kimseyi ortak koşmayacağız.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Say (O Muhammad): It is revealed unto me that a company of the Jinn gave ear, and they said: Lo! we have heard a marvellous Qur'an,

    M. Pickthall · EN · public-domain

  2. 2

    يَهْدِىٓ إِلَى ٱلرُّشْدِ فَـَٔامَنَّا بِهِۦ ۖ وَلَن نُّشْرِكَ بِرَبِّنَآ أَحَدًا

    72:2

    'It gives guidance to the Right, and we have believed therein: we shall not join (in worship) any (gods) with our Lord.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    O Kur'ân hidayete erdiriyor, biz de ona iman ettik. Rabbimize hiçbir şeyi ortak koşmayacağız.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    De ki: “Cinlerden bir grubun (beni) dinlediği ve şöyle söyledikleri bana vahyolunmuştur: Şüphesiz ki doğruya götüren harikulade bir Kur’an dinledik ve ona inandık. Artık Rabbimize hiç kimseyi ortak koşmayacağız. Cinn 72:1-2

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Which guideth unto righteousness, so we believe in it and we ascribe no partner unto our Lord.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  3. 3

    وَأَنَّهُۥ تَعَـٰلَىٰ جَدُّ رَبِّنَا مَا ٱتَّخَذَ صَـٰحِبَةً وَلَا وَلَدًا

    72:3

    'And Exalted is the Majesty of our Lord: He has taken neither a wife nor a son.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Doğrusu, Rabbimizin şanı çok yüksektir. Ne bir arkadaş edinmiştir, ne de bir çocuk.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Eşi de çocuğu da olmayan Rabbimizin şanı çok yücedir.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    And (we believe) that He - exalted be the glory of our Lord! - hath taken neither wife nor son,

    M. Pickthall · EN · public-domain

  4. 4

    وَأَنَّهُۥ كَانَ يَقُولُ سَفِيهُنَا عَلَى ٱللَّهِ شَطَطًا

    72:4

    'There were some foolish ones among us, who used to utter extravagant lies against Allah;

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Meğer bizim beyinsiz (İblis), Allah hakkında saçma şeyler söylüyormuş.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Şüphesiz ki içimizden bir beyinsiz, Allah hakkında asılsız (saçma) sözler söylerdi.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    And that the foolish one among us used to speak concerning Allah an atrocious lie.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  5. 5

    وَأَنَّا ظَنَنَّآ أَن لَّن تَقُولَ ٱلْإِنسُ وَٱلْجِنُّ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبًا

    72:5

    'But we do think that no man or spirit should say aught that untrue against Allah.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Doğrusu biz insanları ve cinleri Allah'a karşı asla yalan söylemez sanmışız.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Biz hiçbir insanın ve cinin Allah hakkında kesinlikle yalan söylemeyeceğini sanmıştık.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    And lo! we had supposed that humankind and jinn would not speak a lie concerning Allah -

    M. Pickthall · EN · public-domain

  6. 6

    وَأَنَّهُۥ كَانَ رِجَالٌ مِّنَ ٱلْإِنسِ يَعُوذُونَ بِرِجَالٍ مِّنَ ٱلْجِنِّ فَزَادُوهُمْ رَهَقًا

    72:6

    'True, there were persons among mankind who took shelter with persons among the Jinns, but they increased them in folly.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Doğrusu insanlardan bazı erkekler, cinlerden bazı erkeklere sığınırlardı da onların şımarıklıklarını artırırlardı.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    İnsanlardan bazı erkekler, cinlerden bazı erkeklere sığınıyordu da (bu durum, onların) sadece azgınlığını artırıyordu.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    And indeed (O Muhammad) individuals of humankind used to invoke the protection of individuals of the jinn, so that they increased them in revolt against Allah);

    M. Pickthall · EN · public-domain

  7. 7

    وَأَنَّهُمْ ظَنُّوا۟ كَمَا ظَنَنتُمْ أَن لَّن يَبْعَثَ ٱللَّهُ أَحَدًا

    72:7

    'And they (came to) think as ye thought, that Allah would not raise up any one (to Judgment).

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Doğrusu onlar sizin zannettiğiniz gibi, zannetmişlerdi ki, Allah asla kimseyi Peygamber göndermeyecek.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Onlar da sizin sandığınız gibi, Allah’ın kimseyi kesinlikle (elçi) olarak göndermeyeceğini sanmışlardı.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    And indeed they supposed, even as ye suppose, that Allah would not raise anyone (from the dead) -

    M. Pickthall · EN · public-domain

  8. 8

    وَأَنَّا لَمَسْنَا ٱلسَّمَآءَ فَوَجَدْنَـٰهَا مُلِئَتْ حَرَسًا شَدِيدًا وَشُهُبًا

    72:8

    'And we pried into the secrets of heaven; but we found it filled with stern guards and flaming fires.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    (Cinler, dediler ki): "Biz göğe dokunduk, onu kuvvetli bekçiler ve alevlerle dolu bulduk."

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Biz göğü de yokladık fakat onu güçlü koruyucularla, ışık huzmeleriyle doldurulmuş bulduk.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    And (the Jinn who had listened to the Qur'an said): We had sought the heaven but had found it filled with strong warders and meteors.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  9. 9

    وَأَنَّا كُنَّا نَقْعُدُ مِنْهَا مَقَـٰعِدَ لِلسَّمْعِ ۖ فَمَن يَسْتَمِعِ ٱلْـَٔانَ يَجِدْ لَهُۥ شِهَابًا رَّصَدًا

    72:9

    'We used, indeed, to sit there in (hidden) stations, to (steal) a hearing; but any who listen now will find a flaming fire watching him in ambush.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    "Doğrusu biz göğün bazı mevkilerinde dinlemek için otururduk. Fakat şimdi her kim dinleyecek olursa kendini gözetleyen parlak bir alev buluyor."

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    (Oysa) biz (haber) dinlemek için göğün (çeşitli) yerlerinde oturuyorduk; (fakat) şimdi kim (haber) dinlemek isterse, kendisini takip eden bir alev huzmesi bulu(yo)r.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    And we used to sit on places (high) therein to listen. But he who listeneth now findeth a flame in wait for him;

    M. Pickthall · EN · public-domain

  10. 10

    وَأَنَّا لَا نَدْرِىٓ أَشَرٌّ أُرِيدَ بِمَن فِى ٱلْأَرْضِ أَمْ أَرَادَ بِهِمْ رَبُّهُمْ رَشَدًا

    72:10

    'And we understand not whether ill is intended to those on earth, or whether their Lord (really) intends to guide them to right conduct.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    "Doğrusu biz bilmiyoruz, yeryüzündekilere kötülük mü murat edildi, yoksa Rableri onlara bir hayır mı diledi?"

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    (Artık) yeryüzündekilere kötülük mü edildiğini, yoksa Rablerinin onlara bir hayır mı dilediğini bilemiyoruz.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    And we know not whether harm is boded unto all who are in the earth, or whether their Lord intendeth guidance for them.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  11. 11

    وَأَنَّا مِنَّا ٱلصَّـٰلِحُونَ وَمِنَّا دُونَ ذَٰلِكَ ۖ كُنَّا طَرَآئِقَ قِدَدًا

    72:11

    'There are among us some that are righteous, and some the contrary: we follow divergent paths.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Doğrusu bizler; bizden iyi olanlar da var, olmayanlar da var. Biz çeşitli yollara ayrılmışız.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    İçimizden iyiler de başkaları (kötüler) de var. Hepimiz türlü türlü yollar tutmuştuk.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    And among us there are righteous folk and among us there are far from that. We are sects having different rules.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  12. 12

    وَأَنَّا ظَنَنَّآ أَن لَّن نُّعْجِزَ ٱللَّهَ فِى ٱلْأَرْضِ وَلَن نُّعْجِزَهُۥ هَرَبًا

    72:12

    'But we think that we can by no means frustrate Allah throughout the earth, nor can we frustrate Him by flight.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    "Doğrusu biz anladık ki, Allah'ı yerde acze düşürmemize imkân yok. Kaçmakla da O'nu asla âciz bırakamayacağız."

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Allah’ı yeryüzünde asla aciz bırakamayacağımızı ve başka yere kaçmakla da O’nu aciz bırakamayacağımızı (kurtulamayacağımızı) iyice anladık.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    And we know that we cannot escape from Allah in the earth, nor can we escape by flight.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  13. 13

    وَأَنَّا لَمَّا سَمِعْنَا ٱلْهُدَىٰٓ ءَامَنَّا بِهِۦ ۖ فَمَن يُؤْمِنۢ بِرَبِّهِۦ فَلَا يَخَافُ بَخْسًا وَلَا رَهَقًا

    72:13

    'And as for us, since we have listened to the Guidance, we have accepted it: and any who believes in his Lord has no fear, either of a short (account) or of any injustice.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    "Doğrusu biz o hidayet rehberini dinlediğimizde ona iman ettik. Kim Rabbine inanırsa, ne hakkının eksik verilmesinden korkar, ne de kendisine kötülük edilmesinden."

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Şüphesiz ki artık biz o rehberi (Kur’an’ı) duyunca ona iman ettik. Rabbine güvenen kişi, kendisine herhangi bir zarar verilmesinden de haksızlığa uğratılmaktan da korkmaz.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    And when we heard the guidance, we believed therein, and whoso believeth in his Lord, he feareth neither loss nor oppression.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  14. 14

    وَأَنَّا مِنَّا ٱلْمُسْلِمُونَ وَمِنَّا ٱلْقَـٰسِطُونَ ۖ فَمَنْ أَسْلَمَ فَأُو۟لَـٰٓئِكَ تَحَرَّوْا۟ رَشَدًا

    72:14

    'Amongst us are some that submit their wills (to Allah), and some that swerve from justice. Now those who submit their wills - they have sought out (the path) of right conduct:

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    "Ve biz, bizlerden müslümanlar da var, hak yoldan sapanlar da var. Müslüman olanlar, işte onlar doğru yolu arayanlardır."

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    İçimizden (Allah’a) teslim olanlar da yoldan sapanlar da var. (Allah’a) teslim olanlar, doğru yolu arayıp (bulmuş olan)lardır.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    And there are among us some who have surrendered (to Allah) and there are among us some who are unjust. And whoso hath surrendered to Allah, such have taken the right path purposefully.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  15. 15

    وَأَمَّا ٱلْقَـٰسِطُونَ فَكَانُوا۟ لِجَهَنَّمَ حَطَبًا

    72:15

    'But those who swerve,- they are (but) fuel for Hell-fire'-

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Ama yoldan çıkanlar, işte onlar cehenneme odun olmuşlardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Yoldan sapanlar ise cehennem için yakıt olmuş (olacaklardır).”

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    And as for those who are unjust, they are firewood for hell.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  16. 16

    وَأَلَّوِ ٱسْتَقَـٰمُوا۟ عَلَى ٱلطَّرِيقَةِ لَأَسْقَيْنَـٰهُم مَّآءً غَدَقًا

    72:16

    (And Allah's Message is): "If they (the Pagans) had (only) remained on the (right) Way, We should certainly have bestowed on them Rain in abundance.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Onlar gerçekten o yol üzere dosdoğru gitselerdi, elbette kendilerine bol bir su verirdik.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Doğru yolda olsalardı, kendilerini nimetler içerisinde imtihan edelim diye onlara elbette bol su verirdik. Zaten kim Rabbinin zikrinden (Kur’an’dan) yüz çevirirse, (Allah) onu şiddeti artan bir azaba sürükler.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    If they (the idolaters) tread the right path, We shall give them to drink of water in abundance

    M. Pickthall · EN · public-domain

  17. 17

    لِّنَفْتِنَهُمْ فِيهِ ۚ وَمَن يُعْرِضْ عَن ذِكْرِ رَبِّهِۦ يَسْلُكْهُ عَذَابًا صَعَدًا

    72:17

    "That We might try them by that (means). But if any turns away from the remembrance of his Lord, He will cause him to undergo a severe Penalty.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Ki onları onunla sınayalım. Kim Rabbini anmaktan yüz çevirirse, Rabbi onu gittikçe yükselen bir azaba sokar.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Doğru yolda olsalardı, kendilerini nimetler içerisinde imtihan edelim diye onlara elbette bol su verirdik. Zaten kim Rabbinin zikrinden (Kur’an’dan) yüz çevirirse, (Allah) onu şiddeti artan bir azaba sürükler. Cinn 72:16-17

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    That We may test them thereby, and whoso turneth away from the remembrance of his Lord; He will thrust him into ever-growing torment.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  18. 18

    وَأَنَّ ٱلْمَسَـٰجِدَ لِلَّهِ فَلَا تَدْعُوا۟ مَعَ ٱللَّهِ أَحَدًا

    72:18

    "And the places of worship are for Allah (alone): So invoke not any one along with Allah;

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Mescitler kuşkusuz Allah'ındır. O halde Allah ile birlikte kimseye yalvarmayın.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Şüphesiz ki mescitler Allah’a aittir. Allah ile birlikte kimseye yalvarmayın!

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    And the places of worship are only for Allah, so pray not unto anyone along with Allah.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  19. 19

    وَأَنَّهُۥ لَمَّا قَامَ عَبْدُ ٱللَّهِ يَدْعُوهُ كَادُوا۟ يَكُونُونَ عَلَيْهِ لِبَدًا

    72:19

    "Yet when the Devotee of Allah stands forth to invoke Him, they just make round him a dense crowd."

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Allah'ın kulu (Hz. Peygamber) kalkmış O'na dua ederken, neredeyse (cinler) onun etrafında keçe gibi birbirlerine geçeceklerdi.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Allah’ın kulu, O’na davet için kalktığında (yoldan sapanlar) neredeyse onun üzerine çullanırlardı.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    And when the slave of Allah stood up in prayer to Him, they crowded on him, almost stifling.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  20. 20

    قُلْ إِنَّمَآ أَدْعُوا۟ رَبِّى وَلَآ أُشْرِكُ بِهِۦٓ أَحَدًا

    72:20

    Say: "I do no more than invoke my Lord, and I join not with Him any (false god)."

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    De ki: "Ben ancak Rabbime dua eder ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmam"

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    De ki: “Ben sadece Rabbime dua ederim (O’na çağırırım) ve O’na kimseyi ortak koşmam.”

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Say (unto them, O Muhammad): I pray unto Allah only, and ascribe unto Him no partner.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  21. 21

    قُلْ إِنِّى لَآ أَمْلِكُ لَكُمْ ضَرًّا وَلَا رَشَدًا

    72:21

    Say: "It is not in my power to cause you harm, or to bring you to right conduct."

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    De ki, "Haberiniz olsun, ben size kendiliğimden ne bir zarar verebilirim, ne de bir yol gösterebilirim."

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    De ki: “Ben size zarar verme ve doğru yola getirme gücüne de sahip değilim.”

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Say: Lo! I control not hurt nor benefit for you.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  22. 22

    قُلْ إِنِّى لَن يُجِيرَنِى مِنَ ٱللَّهِ أَحَدٌ وَلَنْ أَجِدَ مِن دُونِهِۦ مُلْتَحَدًا

    72:22

    Say: "No one can deliver me from Allah (If I were to disobey Him), nor should I find refuge except in Him,

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    De ki, "Allah'tan beni kimse kurtaramaz ve ben O'ndan başka bir sığınacak bulamam."

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    De ki: “Allah’tan (gelecek bir azaba karşı) beni asla kimse koruyamaz. O’ndan başka bir sığınak da asla bulamam."

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Say: Lo! none can protect me from Allah, nor can I find any refuge beside Him

    M. Pickthall · EN · public-domain

  23. 23

    إِلَّا بَلَـٰغًا مِّنَ ٱللَّهِ وَرِسَـٰلَـٰتِهِۦ ۚ وَمَن يَعْصِ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ فَإِنَّ لَهُۥ نَارَ جَهَنَّمَ خَـٰلِدِينَ فِيهَآ أَبَدًا

    72:23

    "Unless I proclaim what I receive from Allah and His Messages: for any that disobey Allah and His Messenger,- for them is Hell: they shall dwell therein for ever."

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    "Benim yapabileceğim, sadece Allah'tan size duyuru yapmak ve O'nun elçilik görevlerini yerine getirmektir." Artık kim Allah'a ve onun elçisine baş kaldırırsa, ona içinde ebedi kalacakları cehennem ateşi vardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    "(Benim görevim), Allah’tan gelen ve O’nun mesajlarından oluşan (emirleri) sadece tebliğdir. Allah’a ve Elçisine isyan eden kişi için ebedî kalacakları cehennem ateşi vardır."

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    (Mine is) but conveyance (of the Truth) from Allah, and His messages; and whoso disobeyeth Allah and His messenger, lo! his is fire of hell, wherein such dwell for ever.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  24. 24

    حَتَّىٰٓ إِذَا رَأَوْا۟ مَا يُوعَدُونَ فَسَيَعْلَمُونَ مَنْ أَضْعَفُ نَاصِرًا وَأَقَلُّ عَدَدًا

    72:24

    At length, when they see (with their own eyes) that which they are promised,- then will they know who it is that is weakest in (his) helper and least important in point of numbers.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Kendilerine vaad edilen şeyi gördükleri zaman, kimin yardımcısının en zayıf ve en az olduğunu bileceklerdir.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Sonunda, kendilerine vadedilen şeyi gördükleri zaman, kimin yardımcısının daha zayıf ve sayısının daha az olduğunu ileride bileceklerdir.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Till (the day) when they shall behold that which they are promised (they may doubt); but then they will know (for certain) who is weaker in allies and less in multitude.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  25. 25

    قُلْ إِنْ أَدْرِىٓ أَقَرِيبٌ مَّا تُوعَدُونَ أَمْ يَجْعَلُ لَهُۥ رَبِّىٓ أَمَدًا

    72:25

    Say: "I know not whether the (Punishment) which ye are promised is near, or whether my Lord will appoint for it a distant term.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    De ki: "Ben bilmem, o size vaad edilen şey yakın mı, yoksa Rabbim onun için uzun bir süre mi koyar.."

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    De ki: “Size vadedilen (gün) yakın mıdır, yoksa Rabbim onun için uzun bir süre mi koyar, onu ben bilemem.”

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Say (O Muhammad, unto the disbelievers): I know not whether that which ye are promised is nigh, or if my Lord hath set a distant term for it.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  26. 26

    عَـٰلِمُ ٱلْغَيْبِ فَلَا يُظْهِرُ عَلَىٰ غَيْبِهِۦٓ أَحَدًا

    72:26

    "He (alone) knows the Unseen, nor does He make any one acquainted with His Mysteries,-

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    O bütün gaybı bilir. Fakat gaybını hiç kimseye açmaz.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Gaybı (bilinemeyeni) bilen (Allah) gaybını (bilinemeyeni) kimseye açmaz.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    (He is) the Knower of the Unseen, and He revealeth unto none His secret,

    M. Pickthall · EN · public-domain

  27. 27

    إِلَّا مَنِ ٱرْتَضَىٰ مِن رَّسُولٍ فَإِنَّهُۥ يَسْلُكُ مِنۢ بَيْنِ يَدَيْهِ وَمِنْ خَلْفِهِۦ رَصَدًا

    72:27

    "Except a messenger whom He has chosen: and then He makes a band of watchers march before him and behind him,

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Ancak seçtiği elçiye açar. Çünkü onun önünden ve ardından gözetleyiciler salar.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Ancak dilediği elçi(ler) bunun dışındadır. Rablerinin mesajlarını onların (meleklerin) tebliğ ettiğini bilsin diye, şüphesiz o (elçinin) önünden ve arkasından gözetleyici(ler) gönderir. (Allah) onların beraberinde bulunanı kuşatmış ve her şeyi bir bir sayıp kaydetmiştir.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Save unto every messenger whom He hath chosen, and then He maketh a guard to go before him and a guard behind him

    M. Pickthall · EN · public-domain

  28. 28

    لِّيَعْلَمَ أَن قَدْ أَبْلَغُوا۟ رِسَـٰلَـٰتِ رَبِّهِمْ وَأَحَاطَ بِمَا لَدَيْهِمْ وَأَحْصَىٰ كُلَّ شَىْءٍ عَدَدًۢا

    72:28

    "That He may know that they have (truly) brought and delivered the Messages of their Lord: and He surrounds (all the mysteries) that are with them, and takes account of every single thing."

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Bilsin diye ki, onlar Rablerinin elçiliklerini yerine getirmişlerdir. Allah onlarda bulunan her şeyi kuşatmış ve her şeyi bir bir saymıştır

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Ancak dilediği elçi(ler) bunun dışındadır. Rablerinin mesajlarını onların (meleklerin) tebliğ ettiğini bilsin diye, şüphesiz o (elçinin) önünden ve arkasından gözetleyici(ler) gönderir. (Allah) onların beraberinde bulunanı kuşatmış ve her şeyi bir bir sayıp kaydetmiştir. Cinn 72:27-28

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    That He may know that they have indeed conveyed the messages of their Lord. He surroundeth all their doings, and He keepeth count of all things.

    M. Pickthall · EN · public-domain

مصدر النص العربي: Quran.com API v4 (public-domain)