كل السور

74.المدثر

المدثر

مكية · 56 آية

  1. 1

    يَـٰٓأَيُّهَا ٱلْمُدَّثِّرُ

    74:1

    O thou wrapped up (in the mantle)!

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Ey örtüsüne bürünen (Peygamber)!

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Ey (peygamberlik görevine) bürünen!

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    O thou enveloped in thy cloak,

    M. Pickthall · EN · public-domain

  2. 2

    قُمْ فَأَنذِرْ

    74:2

    Arise and deliver thy warning!

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Kalk artık uyar.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Kalk ve uyar!

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Arise and warn!

    M. Pickthall · EN · public-domain

  3. 3

    وَرَبَّكَ فَكَبِّرْ

    74:3

    And thy Lord do thou magnify!

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Sadece Rabbini yücelt.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Sadece Rabbini yücelt!

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Thy Lord magnify,

    M. Pickthall · EN · public-domain

  4. 4

    وَثِيَابَكَ فَطَهِّرْ

    74:4

    And thy garments keep free from stain!

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Elbiseni temizle.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Elbiseni (kalbini) temiz tut!

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Thy raiment purify,

    M. Pickthall · EN · public-domain

  5. 5

    وَٱلرُّجْزَ فَٱهْجُرْ

    74:5

    And all abomination shun!

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Pislikten sakın.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Pislikten uzak dur!

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Pollution shun!

    M. Pickthall · EN · public-domain

  6. 6

    وَلَا تَمْنُن تَسْتَكْثِرُ

    74:6

    Nor expect, in giving, any increase (for thyself)!

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Yaptığını çok görerek başa kakma.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    (Yaptığını) çok görerek başa kakma!

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    And show not favour, seeking wordly gain!

    M. Pickthall · EN · public-domain

  7. 7

    وَلِرَبِّكَ فَٱصْبِرْ

    74:7

    But, for thy Lord's (Cause), be patient and constant!

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Rabbin için sabret.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Sadece Rabbin için sabret!

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    For the sake of thy Lord, be patient!

    M. Pickthall · EN · public-domain

  8. 8

    فَإِذَا نُقِرَ فِى ٱلنَّاقُورِ

    74:8

    Finally, when the Trumpet is sounded,

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    O sûra üflendiği zaman,

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Sûr’a üflendiği zaman, işte o gün, çok zor bir gündür (zor bir gün olacaktır).

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    For when the trumpet shall sound,

    M. Pickthall · EN · public-domain

  9. 9

    فَذَٰلِكَ يَوْمَئِذٍ يَوْمٌ عَسِيرٌ

    74:9

    That will be- that Day - a Day of Distress,-

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    İşte o gün pek zorlu bir gündür.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Sûr’a üflendiği zaman, işte o gün, çok zor bir gündür (zor bir gün olacaktır). Müddessir 74:8-9

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Surely that day will be a day of anguish,

    M. Pickthall · EN · public-domain

  10. 10

    عَلَى ٱلْكَـٰفِرِينَ غَيْرُ يَسِيرٍ

    74:10

    Far from easy for those without Faith.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Kâfirler için hiç kolay değildir.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Kâfirler için (hiç de) kolay değildir.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Not of ease, for disbelievers.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  11. 11

    ذَرْنِى وَمَنْ خَلَقْتُ وَحِيدًا

    74:11

    Leave Me alone, (to deal) with the (creature) whom I created (bare and) alone!-

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Tek olarak yarattığım o kimseyi bana bırak.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Tek başıma yarattığımla beni baş başa bırak!

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Leave Me (to deal) with him whom I created lonely,

    M. Pickthall · EN · public-domain

  12. 12

    وَجَعَلْتُ لَهُۥ مَالًا مَّمْدُودًا

    74:12

    To whom I granted resources in abundance,

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Hem ona bol servet verdim.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Ona çok mal verdim.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    And then bestowed upon him ample means,

    M. Pickthall · EN · public-domain

  13. 13

    وَبَنِينَ شُهُودًا

    74:13

    And sons to be by his side!-

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Hem göz önünde oğullar verdim.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Göz önünde olan çocuklar (verdim).

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    And sons abiding in his presence

    M. Pickthall · EN · public-domain

  14. 14

    وَمَهَّدتُّ لَهُۥ تَمْهِيدًا

    74:14

    To whom I made (life) smooth and comfortable!

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Hem ona büyük imkânlar sağladım.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Her şeyi önüne serdim.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    And made (life) smooth for him.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  15. 15

    ثُمَّ يَطْمَعُ أَنْ أَزِيدَ

    74:15

    Yet is he greedy-that I should add (yet more);-

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Sonra da şiddetle arzu eder ki daha da artırayım.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    (Ama) ardından o (kişi, ona verdiğim nimetlerimi) daha da artırmamı ister.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Yet he desireth that I should give more.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  16. 16

    كَلَّآ ۖ إِنَّهُۥ كَانَ لِـَٔايَـٰتِنَا عَنِيدًا

    74:16

    By no means! For to Our Signs he has been refractory!

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Hayır, çünkü o bizim âyetlerimize karşı bir inatçı kesildi.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Hayır! Şüphesiz ki o, ayetlerimize karşı inatçıydı.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Nay! For lo! he hath been stubborn to Our revelations.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  17. 17

    سَأُرْهِقُهُۥ صَعُودًا

    74:17

    Soon will I visit him with a mount of calamities!

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Ben onu dimdik bir yokuşa sardıracağım.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Onu ileride sarp bir yokuşa sardıracağım!

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    On him I shall impose a fearful doom.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  18. 18

    إِنَّهُۥ فَكَّرَ وَقَدَّرَ

    74:18

    For he thought and he plotted;-

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Çünkü o bir düşündü, ölçtü, biçti.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Şüphesiz ki o, düşündü ve ölçüp biçti.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    For lo! he did consider; then he planned -

    M. Pickthall · EN · public-domain

  19. 19

    فَقُتِلَ كَيْفَ قَدَّرَ

    74:19

    And woe to him! How he plotted!-

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Kahrolası nasıl da ölçtü, biçti.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Kahrolası, nasıl da ölçüp biçti!

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    (Self-)destroyed is he, how he planned!

    M. Pickthall · EN · public-domain

  20. 20

    ثُمَّ قُتِلَ كَيْفَ قَدَّرَ

    74:20

    Yea, Woe to him; How he plotted!-

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Yine kahrolası, nasıl ölçtü biçti.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Sonra, kahrolası (yine) nasıl da ölçüp biçti!

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Again (self-)destroyed is he, how he planned! -

    M. Pickthall · EN · public-domain

  21. 21

    ثُمَّ نَظَرَ

    74:21

    Then he looked round;

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Sonra baktı.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Sonra baktı.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Then looked he,

    M. Pickthall · EN · public-domain

  22. 22

    ثُمَّ عَبَسَ وَبَسَرَ

    74:22

    Then he frowned and he scowled;

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Sonra kaşını çattı, surat astı.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Sonra surat(ını) astı, kaş(larını) çattı.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Then frowned he and showed displeasure.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  23. 23

    ثُمَّ أَدْبَرَ وَٱسْتَكْبَرَ

    74:23

    Then he turned back and was haughty;

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Sonra arkasını döndü ve büyüklük tasladı.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Sonra arkasını döndü, kibirlendi.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Then turned he away in pride

    M. Pickthall · EN · public-domain

  24. 24

    فَقَالَ إِنْ هَـٰذَآ إِلَّا سِحْرٌ يُؤْثَرُ

    74:24

    Then said he: "This is nothing but magic, derived from of old;

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    "Bu, dedi, başka değil öğretilegelen bir sihirdir."

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    “Bu (Kur’an), geçmişten nakledilen bir büyüden başka bir şey değildir.” dedi.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    And said: This is naught else than magic from of old;

    M. Pickthall · EN · public-domain

  25. 25

    إِنْ هَـٰذَآ إِلَّا قَوْلُ ٱلْبَشَرِ

    74:25

    "This is nothing but the word of a mortal!"

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    "Bu, sadece bir insan sözüdür."

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    “Bu, insan sözünden başka bir şey değildir!” (dedi).

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    This is naught else than speech of mortal man.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  26. 26

    سَأُصْلِيهِ سَقَرَ

    74:26

    Soon will I cast him into Hell-Fire!

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Ben onu Sekar'a (cehenneme) sokacağım.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Onu ileride Sekar’a atacağım.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Him shall I fling unto the burning.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  27. 27

    وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا سَقَرُ

    74:27

    And what will explain to thee what Hell-Fire is?

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Bilir misin sen, nedir o sekar?

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Sekar’ın ne olduğunu sana bildiren ne olabilir ki!

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    - Ah, what will convey unto thee what that burning is! -

    M. Pickthall · EN · public-domain

  28. 28

    لَا تُبْقِى وَلَا تَذَرُ

    74:28

    Naught doth it permit to endure, and naught doth it leave alone!-

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Ne geriye bir şey kor, ne bırakır.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Ne (yakmadık yer) bırakır, ne de (kişiyi) terk eder.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    It leaveth naught; it spareth naught

    M. Pickthall · EN · public-domain

  29. 29

    لَوَّاحَةٌ لِّلْبَشَرِ

    74:29

    Darkening and changing the colour of man!

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Durmadan derileri kavurur.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    İnsanın (derisini) kavurur.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    It shrivelleth the man.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  30. 30

    عَلَيْهَا تِسْعَةَ عَشَرَ

    74:30

    Over it are Nineteen.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Üzerinde ondokuz (melek) vardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Üzerinde on dokuz vardır.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Above it are nineteen.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  31. 31

    وَمَا جَعَلْنَآ أَصْحَـٰبَ ٱلنَّارِ إِلَّا مَلَـٰٓئِكَةً ۙ وَمَا جَعَلْنَا عِدَّتَهُمْ إِلَّا فِتْنَةً لِّلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لِيَسْتَيْقِنَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَـٰبَ وَيَزْدَادَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِيمَـٰنًا ۙ وَلَا يَرْتَابَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَـٰبَ وَٱلْمُؤْمِنُونَ ۙ وَلِيَقُولَ ٱلَّذِينَ فِى قُلُوبِهِم مَّرَضٌ وَٱلْكَـٰفِرُونَ مَاذَآ أَرَادَ ٱللَّهُ بِهَـٰذَا مَثَلًا ۚ كَذَٰلِكَ يُضِلُّ ٱللَّهُ مَن يَشَآءُ وَيَهْدِى مَن يَشَآءُ ۚ وَمَا يَعْلَمُ جُنُودَ رَبِّكَ إِلَّا هُوَ ۚ وَمَا هِىَ إِلَّا ذِكْرَىٰ لِلْبَشَرِ

    74:31

    And We have set none but angels as Guardians of the Fire; and We have fixed their number only as a trial for Unbelievers,- in order that the People of the Book may arrive at certainty, and the Believers may increase in Faith,- and that no doubts may be left for the People of the Book and the Believers, and that those in whose hearts is a disease and the Unbelievers may say, "What symbol doth Allah intend by this?" Thus doth Allah leave to stray whom He pleaseth, and guide whom He pleaseth: and none can know the forces of thy Lord, except He and this is no other than a warning to mankind.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Biz o ateşin muhafızlarını hep melekler yaptık. Bunların sayılarını da ancak kâfirler için bir imtihan kıldık ki, kendilerine kitap verilenler kesin bilgi edinsinler, iman edenlerin de imanı artsın. Kendilerine kitap verilenler ve müminler şüpheye düşmesinler. Kalplerinde hastalık bulunanlarla kâfirler de: "Allah bu misalle ne demek istedi?" desinler. İşte böyle, Allah dilediğini şaşırtır, dilediğini de yola getirir. Rabbinin ordularını ancak Rabbin bilir. Bu, insanlar için uyarıdan başka bir şey değildir.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Biz ateşin sahiplerini (muhafızlarını) ancak melekler yapmışızdır. Onların sayısını kâfir olanlar için sadece bir imtihan yaptık ki kendilerine kitap verilenler ikna olsunlar; iman edenlerin imanı artsın; hem kendilerine kitap verilenler hem de müminler şüpheye düşmesinler; kalplerinde hastalık bulunanlar ve kâfirler de “Allah bu örnekle ne kastetmiştir ki!” desinler. İşte böylece Allah dileyeni (layık gördüğünü) saptırır (sapkınlığını onaylar), dileyeni (layık gördüğünü) doğru yola ulaştırır. Rabbinin ordularını O’ndan başka kimse bilemez. Bunlar, insanlık için sadece (gerçeğin) hatırlat(ıl)masıdır.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    We have appointed only angels to be wardens of the Fire, and their number have We made to be a stumbling-block for those who disbelieve; that those to whom the Scripture hath been given may have certainty, and that believers may increase in faith; and that those to whom the Scripture hath been given and believers may not doubt; and that those in whose hearts there is disease, and disbelievers, may say: What meaneth Allah by this similitude? Thus Allah sendeth astray whom He will, and whom He will He guideth. None knoweth the hosts of thy Lord save Him. This is naught else than a Reminder unto mortals.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  32. 32

    كَلَّا وَٱلْقَمَرِ

    74:32

    Nay, verily: By the Moon,

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Hayır, andolsun aya,

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Hayır!

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Nay, by the Moon

    M. Pickthall · EN · public-domain

  33. 33

    وَٱلَّيْلِ إِذْ أَدْبَرَ

    74:33

    And by the Night as it retreateth,

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Döndüğü an o geceye,

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Dönüp gitmekte olan geceye,

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    And the night when it withdraweth

    M. Pickthall · EN · public-domain

  34. 34

    وَٱلصُّبْحِ إِذَآ أَسْفَرَ

    74:34

    And by the Dawn as it shineth forth,-

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Ve açtığı sıra o sabaha.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Ağarmakta olan sabaha ki

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    And the dawn when it shineth forth,

    M. Pickthall · EN · public-domain

  35. 35

    إِنَّهَا لَإِحْدَى ٱلْكُبَرِ

    74:35

    This is but one of the mighty (portents),

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Kuşkusuz o Sekar, büyük belalardan biridir.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Şüphesiz ki o (cehennem), büyük (ceza)ların birisidir.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Lo! this is one of the greatest (portents)

    M. Pickthall · EN · public-domain

  36. 36

    نَذِيرًا لِّلْبَشَرِ

    74:36

    A warning to mankind,-

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Uyarmak için insanları..

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    İnsanlık için yani sizden ileri gitmek veya geri(de) kalmak isteyenler için uyarıcı olarak.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    As a warning unto men,

    M. Pickthall · EN · public-domain

  37. 37

    لِمَن شَآءَ مِنكُمْ أَن يَتَقَدَّمَ أَوْ يَتَأَخَّرَ

    74:37

    To any of you that chooses to press forward, or to follow behind;-

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    İçinizden ileri gitmek veya geri kalmak isteyen kimseleri..

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    İnsanlık için yani sizden ileri gitmek veya geri(de) kalmak isteyenler için uyarıcı olarak. Müddessir 74:36-37

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Unto him of you who will advance or hang back.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  38. 38

    كُلُّ نَفْسٍۭ بِمَا كَسَبَتْ رَهِينَةٌ

    74:38

    Every soul will be (held) in pledge for its deeds.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Her nefis kendi kazancına bağlıdır.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Her nefis kazandıklarına karşılık rehindir.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Every soul is a pledge for its own deeds;

    M. Pickthall · EN · public-domain

  39. 39

    إِلَّآ أَصْحَـٰبَ ٱلْيَمِينِ

    74:39

    Except the Companions of the Right Hand.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Ancak amel defterleri sağından verilenler hariç.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Sağın halkı hariç.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Save those who will stand on the right hand.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  40. 40

    فِى جَنَّـٰتٍ يَتَسَآءَلُونَ

    74:40

    (They will be) in Gardens (of Delight): they will question each other,

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Onlar cennettedirler, sorup dururlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    (Bunlar) cennetlerdeyken “Sizi ateşe ne sürükledi?” diye suçluların durumundan soracaklar.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    In gardens they will ask one another

    M. Pickthall · EN · public-domain

  41. 41

    عَنِ ٱلْمُجْرِمِينَ

    74:41

    And (ask) of the Sinners:

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Suçluların durumunu.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    (Bunlar) cennetlerdeyken “Sizi ateşe ne sürükledi?” diye suçluların durumundan soracaklar. Müddessir 74:40-42

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Concerning the guilty:

    M. Pickthall · EN · public-domain

  42. 42

    مَا سَلَكَكُمْ فِى سَقَرَ

    74:42

    "What led you into Hell Fire?"

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    "Nedir sizi Sekar'a sokan?" diye.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    (Bunlar) cennetlerdeyken “Sizi ateşe ne sürükledi?” diye suçluların durumundan soracaklar. Müddessir 74:40-42

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    What hath brought you to this burning?

    M. Pickthall · EN · public-domain

  43. 43

    قَالُوا۟ لَمْ نَكُ مِنَ ٱلْمُصَلِّينَ

    74:43

    They will say: "We were not of those who prayed;

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Suçlular der ki: "Biz namaz kılanlardan değildik."

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    (Onlar da) şöyle diyecekler: “Biz salât edenlerden (Allah'a destek olanlardan) değildik.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    They will answer: We were not of those who prayed

    M. Pickthall · EN · public-domain

  44. 44

    وَلَمْ نَكُ نُطْعِمُ ٱلْمِسْكِينَ

    74:44

    "Nor were we of those who fed the indigent;

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    "Yoksula da yedirmezdik."

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Yoksulu doyurmazdık.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Nor did we feed the wretched.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  45. 45

    وَكُنَّا نَخُوضُ مَعَ ٱلْخَآئِضِينَ

    74:45

    "But we used to talk vanities with vain talkers;

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    "Boş şeylere dalanlarla dalar giderdik."

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Boş şeylere dalanlarla birlikte biz de boş şeylere dalardık.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    We used to wade (in vain dispute) with (all) waders,

    M. Pickthall · EN · public-domain

  46. 46

    وَكُنَّا نُكَذِّبُ بِيَوْمِ ٱلدِّينِ

    74:46

    "And we used to deny the Day of Judgment,

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    "Ceza gününü yalanlardık."

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Hesap gününü de yalanlardık.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    And we used to deny the Day of Judgment,

    M. Pickthall · EN · public-domain

  47. 47

    حَتَّىٰٓ أَتَىٰنَا ٱلْيَقِينُ

    74:47

    "Until there came to us (the Hour) that is certain."

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    "Nihayet bize ölüm gelip çattı."

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Sonunda kesin bir gerçek (olan ölüm) bize gelip çattı.”

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Till the Inevitable came unto us.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  48. 48

    فَمَا تَنفَعُهُمْ شَفَـٰعَةُ ٱلشَّـٰفِعِينَ

    74:48

    Then will no intercession of (any) intercessors profit them.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Artık onlara şefaatçilerin şefaatı fayda vermez.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    (Bekledikleri) şefaatçilerin şefaati onlara yarar sağlamaz.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    The mediation of no mediators will avail them then.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  49. 49

    فَمَا لَهُمْ عَنِ ٱلتَّذْكِرَةِ مُعْرِضِينَ

    74:49

    Then what is the matter with them that they turn away from admonition?-

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Şimdi o Kur'ân'dan yüz çevirirlerken ne mazeretleri var?

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Onlara ne oluyor da aslandan kaçan ürkmüş yaban eşekleri gibi bu hatırlatmadan (Kur’an’dan) yüz çeviriyorlar?

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Why now turn they away from the Admonishment,

    M. Pickthall · EN · public-domain

  50. 50

    كَأَنَّهُمْ حُمُرٌ مُّسْتَنفِرَةٌ

    74:50

    As if they were affrighted asses,

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Sanki onlar ürkmüş yaban eşekleri.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Onlara ne oluyor da aslandan kaçan ürkmüş yaban eşekleri gibi bu hatırlatmadan (Kur’an’dan) yüz çeviriyorlar? Müddessir 74:49-51

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    As they were frightened asses

    M. Pickthall · EN · public-domain

  51. 51

    فَرَّتْ مِن قَسْوَرَةٍۭ

    74:51

    Fleeing from a lion!

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Arslandan kaçmaktalar.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Onlara ne oluyor da aslandan kaçan ürkmüş yaban eşekleri gibi bu hatırlatmadan (Kur’an’dan) yüz çeviriyorlar? Müddessir 74:49-51

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Fleeing from a lion?

    M. Pickthall · EN · public-domain

  52. 52

    بَلْ يُرِيدُ كُلُّ ٱمْرِئٍ مِّنْهُمْ أَن يُؤْتَىٰ صُحُفًا مُّنَشَّرَةً

    74:52

    Forsooth, each one of them wants to be given scrolls (of revelation) spread out!

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Hayır, onlardan her kişi kendisine açılmış sayfalar verilmesini istiyor.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Aslında onların her biri, kendisine (önünde) açılmış sahifeler (vahiy) verilmesini istiyor.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Nay, but everyone of them desireth that he should be given open pages (from Allah).

    M. Pickthall · EN · public-domain

  53. 53

    كَلَّا ۖ بَل لَّا يَخَافُونَ ٱلْـَٔاخِرَةَ

    74:53

    By no means! But they fear not the Hereafter,

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Yok, yok onlar ahiretten korkmuyorlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Hayır! Aslında onlar ahiretten korkmuyorlar.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Nay, verily. They fear not the Hereafter.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  54. 54

    كَلَّآ إِنَّهُۥ تَذْكِرَةٌ

    74:54

    Nay, this surely is an admonition:

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Hayır, hayır, O kur'ân kuşkusuz bir öğüttür.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Hayır (bu tutumları yanlıştır)! Şüphesiz ki bu (Kur’an), bir hatırlatmadır.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Nay, verily. Lo! this is an Admonishment.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  55. 55

    فَمَن شَآءَ ذَكَرَهُۥ

    74:55

    Let any who will, keep it in remembrance!

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Dileyen onu düşünür.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Dileyen onu(nla gerçeği) hatırlar.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    So whosoever will may heed.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  56. 56

    وَمَا يَذْكُرُونَ إِلَّآ أَن يَشَآءَ ٱللَّهُ ۚ هُوَ أَهْلُ ٱلتَّقْوَىٰ وَأَهْلُ ٱلْمَغْفِرَةِ

    74:56

    But none will keep it in remembrance except as Allah wills: He is the Lord of Righteousness, and the Lord of Forgiveness.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Bununla beraber Allah dilemedikçe onlar öğüt alamazlar. Koruyacak da O'dur, bağışlayacak da.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    (Bunu yapanlar), Allah’ın istediğinden başkasını hatırlamamış olurlar. Takvâya (duyarlı davranılmaya) layık olan da bağışlayan da O’dur.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    And they will not heed unless Allah willeth (it). He is the fount of fear. He is the fount of Mercy.

    M. Pickthall · EN · public-domain

مصدر النص العربي: Quran.com API v4 (public-domain)