74.The Cloaked One
المدثرMeccan · 56 ayahs
- 1
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلْمُدَّثِّرُ
74:1
O thou wrapped up (in the mantle)!
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Ey örtüsüne bürünen (Peygamber)!
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Ey (peygamberlik görevine) bürünen!
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
O thou enveloped in thy cloak,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 2
قُمْ فَأَنذِرْ
74:2
Arise and deliver thy warning!
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Kalk artık uyar.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Kalk ve uyar!
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Arise and warn!
M. Pickthall · EN · public-domain
- 3
وَرَبَّكَ فَكَبِّرْ
74:3
And thy Lord do thou magnify!
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Sadece Rabbini yücelt.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Sadece Rabbini yücelt!
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Thy Lord magnify,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 4
وَثِيَابَكَ فَطَهِّرْ
74:4
And thy garments keep free from stain!
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Elbiseni temizle.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Elbiseni (kalbini) temiz tut!
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Thy raiment purify,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 5
وَٱلرُّجْزَ فَٱهْجُرْ
74:5
And all abomination shun!
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Pislikten sakın.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Pislikten uzak dur!
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Pollution shun!
M. Pickthall · EN · public-domain
- 6
وَلَا تَمْنُن تَسْتَكْثِرُ
74:6
Nor expect, in giving, any increase (for thyself)!
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Yaptığını çok görerek başa kakma.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
(Yaptığını) çok görerek başa kakma!
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And show not favour, seeking wordly gain!
M. Pickthall · EN · public-domain
- 7
وَلِرَبِّكَ فَٱصْبِرْ
74:7
But, for thy Lord's (Cause), be patient and constant!
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Rabbin için sabret.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Sadece Rabbin için sabret!
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
For the sake of thy Lord, be patient!
M. Pickthall · EN · public-domain
- 8
فَإِذَا نُقِرَ فِى ٱلنَّاقُورِ
74:8
Finally, when the Trumpet is sounded,
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
O sûra üflendiği zaman,
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Sûr’a üflendiği zaman, işte o gün, çok zor bir gündür (zor bir gün olacaktır).
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
For when the trumpet shall sound,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 9
فَذَٰلِكَ يَوْمَئِذٍ يَوْمٌ عَسِيرٌ
74:9
That will be- that Day - a Day of Distress,-
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
İşte o gün pek zorlu bir gündür.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Sûr’a üflendiği zaman, işte o gün, çok zor bir gündür (zor bir gün olacaktır). Müddessir 74:8-9
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Surely that day will be a day of anguish,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 10
عَلَى ٱلْكَـٰفِرِينَ غَيْرُ يَسِيرٍ
74:10
Far from easy for those without Faith.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Kâfirler için hiç kolay değildir.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Kâfirler için (hiç de) kolay değildir.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Not of ease, for disbelievers.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 11
ذَرْنِى وَمَنْ خَلَقْتُ وَحِيدًا
74:11
Leave Me alone, (to deal) with the (creature) whom I created (bare and) alone!-
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Tek olarak yarattığım o kimseyi bana bırak.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Tek başıma yarattığımla beni baş başa bırak!
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Leave Me (to deal) with him whom I created lonely,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 12
وَجَعَلْتُ لَهُۥ مَالًا مَّمْدُودًا
74:12
To whom I granted resources in abundance,
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Hem ona bol servet verdim.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Ona çok mal verdim.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And then bestowed upon him ample means,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 13
وَبَنِينَ شُهُودًا
74:13
And sons to be by his side!-
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Hem göz önünde oğullar verdim.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Göz önünde olan çocuklar (verdim).
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And sons abiding in his presence
M. Pickthall · EN · public-domain
- 14
وَمَهَّدتُّ لَهُۥ تَمْهِيدًا
74:14
To whom I made (life) smooth and comfortable!
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Hem ona büyük imkânlar sağladım.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Her şeyi önüne serdim.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And made (life) smooth for him.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 15
ثُمَّ يَطْمَعُ أَنْ أَزِيدَ
74:15
Yet is he greedy-that I should add (yet more);-
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Sonra da şiddetle arzu eder ki daha da artırayım.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
(Ama) ardından o (kişi, ona verdiğim nimetlerimi) daha da artırmamı ister.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Yet he desireth that I should give more.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 16
كَلَّآ ۖ إِنَّهُۥ كَانَ لِـَٔايَـٰتِنَا عَنِيدًا
74:16
By no means! For to Our Signs he has been refractory!
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Hayır, çünkü o bizim âyetlerimize karşı bir inatçı kesildi.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Hayır! Şüphesiz ki o, ayetlerimize karşı inatçıydı.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Nay! For lo! he hath been stubborn to Our revelations.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 17
سَأُرْهِقُهُۥ صَعُودًا
74:17
Soon will I visit him with a mount of calamities!
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Ben onu dimdik bir yokuşa sardıracağım.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Onu ileride sarp bir yokuşa sardıracağım!
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
On him I shall impose a fearful doom.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 18
إِنَّهُۥ فَكَّرَ وَقَدَّرَ
74:18
For he thought and he plotted;-
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Çünkü o bir düşündü, ölçtü, biçti.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Şüphesiz ki o, düşündü ve ölçüp biçti.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
For lo! he did consider; then he planned -
M. Pickthall · EN · public-domain
- 19
فَقُتِلَ كَيْفَ قَدَّرَ
74:19
And woe to him! How he plotted!-
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Kahrolası nasıl da ölçtü, biçti.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Kahrolası, nasıl da ölçüp biçti!
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
(Self-)destroyed is he, how he planned!
M. Pickthall · EN · public-domain
- 20
ثُمَّ قُتِلَ كَيْفَ قَدَّرَ
74:20
Yea, Woe to him; How he plotted!-
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Yine kahrolası, nasıl ölçtü biçti.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Sonra, kahrolası (yine) nasıl da ölçüp biçti!
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Again (self-)destroyed is he, how he planned! -
M. Pickthall · EN · public-domain
- 21
ثُمَّ نَظَرَ
74:21
Then he looked round;
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Sonra baktı.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Sonra baktı.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Then looked he,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 22
ثُمَّ عَبَسَ وَبَسَرَ
74:22
Then he frowned and he scowled;
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Sonra kaşını çattı, surat astı.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Sonra surat(ını) astı, kaş(larını) çattı.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Then frowned he and showed displeasure.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 23
ثُمَّ أَدْبَرَ وَٱسْتَكْبَرَ
74:23
Then he turned back and was haughty;
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Sonra arkasını döndü ve büyüklük tasladı.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Sonra arkasını döndü, kibirlendi.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Then turned he away in pride
M. Pickthall · EN · public-domain
- 24
فَقَالَ إِنْ هَـٰذَآ إِلَّا سِحْرٌ يُؤْثَرُ
74:24
Then said he: "This is nothing but magic, derived from of old;
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
"Bu, dedi, başka değil öğretilegelen bir sihirdir."
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
“Bu (Kur’an), geçmişten nakledilen bir büyüden başka bir şey değildir.” dedi.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And said: This is naught else than magic from of old;
M. Pickthall · EN · public-domain
- 25
إِنْ هَـٰذَآ إِلَّا قَوْلُ ٱلْبَشَرِ
74:25
"This is nothing but the word of a mortal!"
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
"Bu, sadece bir insan sözüdür."
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
“Bu, insan sözünden başka bir şey değildir!” (dedi).
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
This is naught else than speech of mortal man.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 26
سَأُصْلِيهِ سَقَرَ
74:26
Soon will I cast him into Hell-Fire!
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Ben onu Sekar'a (cehenneme) sokacağım.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Onu ileride Sekar’a atacağım.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Him shall I fling unto the burning.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 27
وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا سَقَرُ
74:27
And what will explain to thee what Hell-Fire is?
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Bilir misin sen, nedir o sekar?
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Sekar’ın ne olduğunu sana bildiren ne olabilir ki!
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
- Ah, what will convey unto thee what that burning is! -
M. Pickthall · EN · public-domain
- 28
لَا تُبْقِى وَلَا تَذَرُ
74:28
Naught doth it permit to endure, and naught doth it leave alone!-
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Ne geriye bir şey kor, ne bırakır.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Ne (yakmadık yer) bırakır, ne de (kişiyi) terk eder.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
It leaveth naught; it spareth naught
M. Pickthall · EN · public-domain
- 29
لَوَّاحَةٌ لِّلْبَشَرِ
74:29
Darkening and changing the colour of man!
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Durmadan derileri kavurur.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
İnsanın (derisini) kavurur.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
It shrivelleth the man.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 30
عَلَيْهَا تِسْعَةَ عَشَرَ
74:30
Over it are Nineteen.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Üzerinde ondokuz (melek) vardır.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Üzerinde on dokuz vardır.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Above it are nineteen.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 31
وَمَا جَعَلْنَآ أَصْحَـٰبَ ٱلنَّارِ إِلَّا مَلَـٰٓئِكَةً ۙ وَمَا جَعَلْنَا عِدَّتَهُمْ إِلَّا فِتْنَةً لِّلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لِيَسْتَيْقِنَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَـٰبَ وَيَزْدَادَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِيمَـٰنًا ۙ وَلَا يَرْتَابَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَـٰبَ وَٱلْمُؤْمِنُونَ ۙ وَلِيَقُولَ ٱلَّذِينَ فِى قُلُوبِهِم مَّرَضٌ وَٱلْكَـٰفِرُونَ مَاذَآ أَرَادَ ٱللَّهُ بِهَـٰذَا مَثَلًا ۚ كَذَٰلِكَ يُضِلُّ ٱللَّهُ مَن يَشَآءُ وَيَهْدِى مَن يَشَآءُ ۚ وَمَا يَعْلَمُ جُنُودَ رَبِّكَ إِلَّا هُوَ ۚ وَمَا هِىَ إِلَّا ذِكْرَىٰ لِلْبَشَرِ
74:31
And We have set none but angels as Guardians of the Fire; and We have fixed their number only as a trial for Unbelievers,- in order that the People of the Book may arrive at certainty, and the Believers may increase in Faith,- and that no doubts may be left for the People of the Book and the Believers, and that those in whose hearts is a disease and the Unbelievers may say, "What symbol doth Allah intend by this?" Thus doth Allah leave to stray whom He pleaseth, and guide whom He pleaseth: and none can know the forces of thy Lord, except He and this is no other than a warning to mankind.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Biz o ateşin muhafızlarını hep melekler yaptık. Bunların sayılarını da ancak kâfirler için bir imtihan kıldık ki, kendilerine kitap verilenler kesin bilgi edinsinler, iman edenlerin de imanı artsın. Kendilerine kitap verilenler ve müminler şüpheye düşmesinler. Kalplerinde hastalık bulunanlarla kâfirler de: "Allah bu misalle ne demek istedi?" desinler. İşte böyle, Allah dilediğini şaşırtır, dilediğini de yola getirir. Rabbinin ordularını ancak Rabbin bilir. Bu, insanlar için uyarıdan başka bir şey değildir.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Biz ateşin sahiplerini (muhafızlarını) ancak melekler yapmışızdır. Onların sayısını kâfir olanlar için sadece bir imtihan yaptık ki kendilerine kitap verilenler ikna olsunlar; iman edenlerin imanı artsın; hem kendilerine kitap verilenler hem de müminler şüpheye düşmesinler; kalplerinde hastalık bulunanlar ve kâfirler de “Allah bu örnekle ne kastetmiştir ki!” desinler. İşte böylece Allah dileyeni (layık gördüğünü) saptırır (sapkınlığını onaylar), dileyeni (layık gördüğünü) doğru yola ulaştırır. Rabbinin ordularını O’ndan başka kimse bilemez. Bunlar, insanlık için sadece (gerçeğin) hatırlat(ıl)masıdır.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
We have appointed only angels to be wardens of the Fire, and their number have We made to be a stumbling-block for those who disbelieve; that those to whom the Scripture hath been given may have certainty, and that believers may increase in faith; and that those to whom the Scripture hath been given and believers may not doubt; and that those in whose hearts there is disease, and disbelievers, may say: What meaneth Allah by this similitude? Thus Allah sendeth astray whom He will, and whom He will He guideth. None knoweth the hosts of thy Lord save Him. This is naught else than a Reminder unto mortals.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 32
كَلَّا وَٱلْقَمَرِ
74:32
Nay, verily: By the Moon,
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Hayır, andolsun aya,
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Hayır!
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Nay, by the Moon
M. Pickthall · EN · public-domain
- 33
وَٱلَّيْلِ إِذْ أَدْبَرَ
74:33
And by the Night as it retreateth,
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Döndüğü an o geceye,
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Dönüp gitmekte olan geceye,
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And the night when it withdraweth
M. Pickthall · EN · public-domain
- 34
وَٱلصُّبْحِ إِذَآ أَسْفَرَ
74:34
And by the Dawn as it shineth forth,-
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Ve açtığı sıra o sabaha.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Ağarmakta olan sabaha ki
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And the dawn when it shineth forth,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 35
إِنَّهَا لَإِحْدَى ٱلْكُبَرِ
74:35
This is but one of the mighty (portents),
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Kuşkusuz o Sekar, büyük belalardan biridir.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Şüphesiz ki o (cehennem), büyük (ceza)ların birisidir.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Lo! this is one of the greatest (portents)
M. Pickthall · EN · public-domain
- 36
نَذِيرًا لِّلْبَشَرِ
74:36
A warning to mankind,-
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Uyarmak için insanları..
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
İnsanlık için yani sizden ileri gitmek veya geri(de) kalmak isteyenler için uyarıcı olarak.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
As a warning unto men,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 37
لِمَن شَآءَ مِنكُمْ أَن يَتَقَدَّمَ أَوْ يَتَأَخَّرَ
74:37
To any of you that chooses to press forward, or to follow behind;-
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
İçinizden ileri gitmek veya geri kalmak isteyen kimseleri..
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
İnsanlık için yani sizden ileri gitmek veya geri(de) kalmak isteyenler için uyarıcı olarak. Müddessir 74:36-37
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Unto him of you who will advance or hang back.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 38
كُلُّ نَفْسٍۭ بِمَا كَسَبَتْ رَهِينَةٌ
74:38
Every soul will be (held) in pledge for its deeds.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Her nefis kendi kazancına bağlıdır.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Her nefis kazandıklarına karşılık rehindir.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Every soul is a pledge for its own deeds;
M. Pickthall · EN · public-domain
- 39
إِلَّآ أَصْحَـٰبَ ٱلْيَمِينِ
74:39
Except the Companions of the Right Hand.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Ancak amel defterleri sağından verilenler hariç.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Sağın halkı hariç.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Save those who will stand on the right hand.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 40
فِى جَنَّـٰتٍ يَتَسَآءَلُونَ
74:40
(They will be) in Gardens (of Delight): they will question each other,
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Onlar cennettedirler, sorup dururlar.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
(Bunlar) cennetlerdeyken “Sizi ateşe ne sürükledi?” diye suçluların durumundan soracaklar.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
In gardens they will ask one another
M. Pickthall · EN · public-domain
- 41
عَنِ ٱلْمُجْرِمِينَ
74:41
And (ask) of the Sinners:
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Suçluların durumunu.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
(Bunlar) cennetlerdeyken “Sizi ateşe ne sürükledi?” diye suçluların durumundan soracaklar. Müddessir 74:40-42
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Concerning the guilty:
M. Pickthall · EN · public-domain
- 42
مَا سَلَكَكُمْ فِى سَقَرَ
74:42
"What led you into Hell Fire?"
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
"Nedir sizi Sekar'a sokan?" diye.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
(Bunlar) cennetlerdeyken “Sizi ateşe ne sürükledi?” diye suçluların durumundan soracaklar. Müddessir 74:40-42
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
What hath brought you to this burning?
M. Pickthall · EN · public-domain
- 43
قَالُوا۟ لَمْ نَكُ مِنَ ٱلْمُصَلِّينَ
74:43
They will say: "We were not of those who prayed;
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Suçlular der ki: "Biz namaz kılanlardan değildik."
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
(Onlar da) şöyle diyecekler: “Biz salât edenlerden (Allah'a destek olanlardan) değildik.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
They will answer: We were not of those who prayed
M. Pickthall · EN · public-domain
- 44
وَلَمْ نَكُ نُطْعِمُ ٱلْمِسْكِينَ
74:44
"Nor were we of those who fed the indigent;
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
"Yoksula da yedirmezdik."
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Yoksulu doyurmazdık.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Nor did we feed the wretched.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 45
وَكُنَّا نَخُوضُ مَعَ ٱلْخَآئِضِينَ
74:45
"But we used to talk vanities with vain talkers;
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
"Boş şeylere dalanlarla dalar giderdik."
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Boş şeylere dalanlarla birlikte biz de boş şeylere dalardık.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
We used to wade (in vain dispute) with (all) waders,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 46
وَكُنَّا نُكَذِّبُ بِيَوْمِ ٱلدِّينِ
74:46
"And we used to deny the Day of Judgment,
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
"Ceza gününü yalanlardık."
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Hesap gününü de yalanlardık.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And we used to deny the Day of Judgment,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 47
حَتَّىٰٓ أَتَىٰنَا ٱلْيَقِينُ
74:47
"Until there came to us (the Hour) that is certain."
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
"Nihayet bize ölüm gelip çattı."
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Sonunda kesin bir gerçek (olan ölüm) bize gelip çattı.”
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Till the Inevitable came unto us.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 48
فَمَا تَنفَعُهُمْ شَفَـٰعَةُ ٱلشَّـٰفِعِينَ
74:48
Then will no intercession of (any) intercessors profit them.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Artık onlara şefaatçilerin şefaatı fayda vermez.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
(Bekledikleri) şefaatçilerin şefaati onlara yarar sağlamaz.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
The mediation of no mediators will avail them then.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 49
فَمَا لَهُمْ عَنِ ٱلتَّذْكِرَةِ مُعْرِضِينَ
74:49
Then what is the matter with them that they turn away from admonition?-
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Şimdi o Kur'ân'dan yüz çevirirlerken ne mazeretleri var?
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Onlara ne oluyor da aslandan kaçan ürkmüş yaban eşekleri gibi bu hatırlatmadan (Kur’an’dan) yüz çeviriyorlar?
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Why now turn they away from the Admonishment,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 50
كَأَنَّهُمْ حُمُرٌ مُّسْتَنفِرَةٌ
74:50
As if they were affrighted asses,
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Sanki onlar ürkmüş yaban eşekleri.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Onlara ne oluyor da aslandan kaçan ürkmüş yaban eşekleri gibi bu hatırlatmadan (Kur’an’dan) yüz çeviriyorlar? Müddessir 74:49-51
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
As they were frightened asses
M. Pickthall · EN · public-domain
- 51
فَرَّتْ مِن قَسْوَرَةٍۭ
74:51
Fleeing from a lion!
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Arslandan kaçmaktalar.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Onlara ne oluyor da aslandan kaçan ürkmüş yaban eşekleri gibi bu hatırlatmadan (Kur’an’dan) yüz çeviriyorlar? Müddessir 74:49-51
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Fleeing from a lion?
M. Pickthall · EN · public-domain
- 52
بَلْ يُرِيدُ كُلُّ ٱمْرِئٍ مِّنْهُمْ أَن يُؤْتَىٰ صُحُفًا مُّنَشَّرَةً
74:52
Forsooth, each one of them wants to be given scrolls (of revelation) spread out!
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Hayır, onlardan her kişi kendisine açılmış sayfalar verilmesini istiyor.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Aslında onların her biri, kendisine (önünde) açılmış sahifeler (vahiy) verilmesini istiyor.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Nay, but everyone of them desireth that he should be given open pages (from Allah).
M. Pickthall · EN · public-domain
- 53
كَلَّا ۖ بَل لَّا يَخَافُونَ ٱلْـَٔاخِرَةَ
74:53
By no means! But they fear not the Hereafter,
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Yok, yok onlar ahiretten korkmuyorlar.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Hayır! Aslında onlar ahiretten korkmuyorlar.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Nay, verily. They fear not the Hereafter.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 54
كَلَّآ إِنَّهُۥ تَذْكِرَةٌ
74:54
Nay, this surely is an admonition:
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Hayır, hayır, O kur'ân kuşkusuz bir öğüttür.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Hayır (bu tutumları yanlıştır)! Şüphesiz ki bu (Kur’an), bir hatırlatmadır.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Nay, verily. Lo! this is an Admonishment.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 55
فَمَن شَآءَ ذَكَرَهُۥ
74:55
Let any who will, keep it in remembrance!
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Dileyen onu düşünür.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Dileyen onu(nla gerçeği) hatırlar.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
So whosoever will may heed.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 56
وَمَا يَذْكُرُونَ إِلَّآ أَن يَشَآءَ ٱللَّهُ ۚ هُوَ أَهْلُ ٱلتَّقْوَىٰ وَأَهْلُ ٱلْمَغْفِرَةِ
74:56
But none will keep it in remembrance except as Allah wills: He is the Lord of Righteousness, and the Lord of Forgiveness.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Bununla beraber Allah dilemedikçe onlar öğüt alamazlar. Koruyacak da O'dur, bağışlayacak da.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
(Bunu yapanlar), Allah’ın istediğinden başkasını hatırlamamış olurlar. Takvâya (duyarlı davranılmaya) layık olan da bağışlayan da O’dur.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And they will not heed unless Allah willeth (it). He is the fount of fear. He is the fount of Mercy.
M. Pickthall · EN · public-domain
Arabic text source: Quran.com API v4 (public-domain)