All surahs

31.Luqman

لقمان

Meccan · 34 ayahs

  1. 1

    الٓمٓ

    31:1

    A. L. M.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Elif, Lâm, Mîm.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Elif. Lâm. Mîm.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Alif. Lam. Mim.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  2. 2

    تِلْكَ ءَايَـٰتُ ٱلْكِتَـٰبِ ٱلْحَكِيمِ

    31:2

    These are Verses of the Wise Book,-

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Bunlar, o hikmetli kitabın âyetleridir.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    İşte şu(nlar), doğru hükümler içeren Kitab'ın ayetleridir.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    These are revelations of the wise Scripture,

    M. Pickthall · EN · public-domain

  3. 3

    هُدًى وَرَحْمَةً لِّلْمُحْسِنِينَ

    31:3

    A Guide and a Mercy to the Doers of Good,-

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    O, güzellik ve iyilik yapanlar için bir hidayet ve rahmettir.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    (O Kitap) güzel davrananlar için bir rehber ve rahmet olarak (indirilmiştir).

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    A guidance and a mercy for the good,

    M. Pickthall · EN · public-domain

  4. 4

    ٱلَّذِينَ يُقِيمُونَ ٱلصَّلَوٰةَ وَيُؤْتُونَ ٱلزَّكَوٰةَ وَهُم بِٱلْـَٔاخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَ

    31:4

    Those who establish regular Prayer, and give regular Charity, and have (in their hearts) the assurance of the Hereafter.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Onlar, namazı kılarlar, zekatı verirler, âhirete de kesin olarak inanırlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Onlar namazı kılar, zekâtı verir ve ahirete de kesin bir şekilde inanırlar.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Those who establish worship and pay the poor-due and have sure faith in the Hereafter.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  5. 5

    أُو۟لَـٰٓئِكَ عَلَىٰ هُدًى مِّن رَّبِّهِمْ ۖ وَأُو۟لَـٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُفْلِحُونَ

    31:5

    These are on (true) guidance from their Lord: and these are the ones who will prosper.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    İşte bunlar, Rableri tarafından bir hidayet üzeredirler. Kurtuluşa erecek olanlar da işte onlardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    İşte onlar Rableri tarafından doğru yol üzerindedir ve onlar kurtulanların ta kendileridir.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Such have guidance from their Lord. Such are the successful.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  6. 6

    وَمِنَ ٱلنَّاسِ مَن يَشْتَرِى لَهْوَ ٱلْحَدِيثِ لِيُضِلَّ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ بِغَيْرِ عِلْمٍ وَيَتَّخِذَهَا هُزُوًا ۚ أُو۟لَـٰٓئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ مُّهِينٌ

    31:6

    But there are, among men, those who purchase idle tales, without knowledge (or meaning), to mislead (men) from the Path of Allah and throw ridicule (on the Path): for such there will be a Humiliating Penalty.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Bayağı insanlardan kimi de vardır ki, bilgisizce Allah yolundan saptırmak ve onu eğlence yerine tutmak için laf eğlencesi (veya boş söz) satın alırlar. İşte onlar için aşağılayıcı bir azab vardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    İnsanlardan öylesi var ki bilgisizce Allah yolundan saptırmak ve sonra da o (yol)la alay etmek için boş söz satın alır. İşte onlara küçük düşürücü bir azap vardır.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    And of mankind is he who payeth for mere pastime of discourse, that he may mislead from Allah's way without knowledge, and maketh it the butt of mockery. For such there is a shameful doom.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  7. 7

    وَإِذَا تُتْلَىٰ عَلَيْهِ ءَايَـٰتُنَا وَلَّىٰ مُسْتَكْبِرًا كَأَن لَّمْ يَسْمَعْهَا كَأَنَّ فِىٓ أُذُنَيْهِ وَقْرًا ۖ فَبَشِّرْهُ بِعَذَابٍ أَلِيمٍ

    31:7

    When Our Signs are rehearsed to such a one, he turns away in arrogance, as if he heard them not, as if there were deafness in both his ears: announce to him a grievous Penalty.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Onun karşısında âyetlerimiz okunduğu zaman da sanki onları işitmemiş, sanki kulaklarında bir ağırlık varmış gibi büyüklük taslayarak yüz çevirir. İşte onu, acı verecek bir azab ile müjdele.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Ona ayetlerimiz tilavet edildiği (okunup aktarıldığı) zaman, sanki bunları duymamış, sanki kulaklarında (s)ağırlık varmış gibi kibirlenerek yüz çevirir. Onu, elem verici bir azapla müjdele!

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    And when Our revelations are recited unto him he turneth away in pride as if he heard them not, as if there were a deafness in his ears. So give him tidings of a painful doom.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  8. 8

    إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ لَهُمْ جَنَّـٰتُ ٱلنَّعِيمِ

    31:8

    For those who believe and work righteous deeds, there will be Gardens of Bliss,-

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Fakat iman edip de salih amel işleyenlere gelince, onlar için nimet cennetleri vardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Şüphesiz ki iman edip iyi işler yapanlar için nimetleri bol cennetler vardır.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Lo! those who believe and do good works, for them are the gardens of delight,

    M. Pickthall · EN · public-domain

  9. 9

    خَـٰلِدِينَ فِيهَا ۖ وَعْدَ ٱللَّهِ حَقًّا ۚ وَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ

    31:9

    To dwell therein. The promise of Allah is true: and He is Exalted in Power, Wise.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Onlar orada ebedî olarak kalacaklardır. Bu, Allah'ın gerçek bir vaadidir. O, çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Allah’ın vaadi olarak orada ebedî kalacaklardır. O güçlüdür, doğru hüküm verendir.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Wherein they will abide. It is a promise of Allah in truth. He is the Mighty, the Wise.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  10. 10

    خَلَقَ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ بِغَيْرِ عَمَدٍ تَرَوْنَهَا ۖ وَأَلْقَىٰ فِى ٱلْأَرْضِ رَوَٰسِىَ أَن تَمِيدَ بِكُمْ وَبَثَّ فِيهَا مِن كُلِّ دَآبَّةٍ ۚ وَأَنزَلْنَا مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءً فَأَنۢبَتْنَا فِيهَا مِن كُلِّ زَوْجٍ كَرِيمٍ

    31:10

    He created the heavens without any pillars that ye can see; He set on the earth mountains standing firm, lest it should shake with you; and He scattered through it beasts of all kinds. We send down rain from the sky, and produce on the earth every kind of noble creature, in pairs.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    O, gökleri direksiz yarattı, onları görüyorsunuz. Yeryüzüne de sizi çalkalar diye ağır baskılar (sabit ve büyük dağlar) bıraktı ve orada herbir hayvandan üretti. Hem biz gökten bir su indirdik de orada her güzel çiftten (veya her hoş çeşitten) bitkiler yetiştirdik.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    O, gökleri görebileceğiniz direkler olmadan yaratmıştır. Sizi sarsmasıyla ilgili yer içinde ağır baskılar yerleştirmiştir. Orada (yerde) her çeşit canlıyı yaymıştır. Gökten su indirip, orada (yerde) her değerli çiftten yetiştirmekteyiz.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    He hath created the heavens without supports that ye can see, and hath cast into the earth firm hills, so that it quake not with you; and He hath dispersed therein all kinds of beasts. And We send down water from the sky and We cause (plants) of every goodly kind to grow therein.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  11. 11

    هَـٰذَا خَلْقُ ٱللَّهِ فَأَرُونِى مَاذَا خَلَقَ ٱلَّذِينَ مِن دُونِهِۦ ۚ بَلِ ٱلظَّـٰلِمُونَ فِى ضَلَـٰلٍ مُّبِينٍ

    31:11

    Such is the Creation of Allah: now show Me what is there that others besides Him have created: nay, but the Transgressors are in manifest error.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    İşte bu, Allah'ın yarattığıdır. Haydi gösterin bana O'ndan başkaları ne yaratmıştır? Fakat o zalimler, apaçık bir sapıklık içindedirler.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    İşte bu(nlar) Allah’ın yarattıklarıdır. O’ndan (Allah'tan) başkasının ne yarattığını bana gösterin! Hayır! Zalimler apaçık bir sapkınlık içindedir.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    This is the Creation of Allah. Now show me that which those (ye worship) beside Him have created. Nay, but the wrong-doers are in error manifest!

    M. Pickthall · EN · public-domain

  12. 12

    وَلَقَدْ ءَاتَيْنَا لُقْمَـٰنَ ٱلْحِكْمَةَ أَنِ ٱشْكُرْ لِلَّهِ ۚ وَمَن يَشْكُرْ فَإِنَّمَا يَشْكُرُ لِنَفْسِهِۦ ۖ وَمَن كَفَرَ فَإِنَّ ٱللَّهَ غَنِىٌّ حَمِيدٌ

    31:12

    we bestowed (in the past) Wisdom on Luqman: "Show (thy) gratitude to Allah." Any who is (so) grateful does so to the profit of his own soul: but if any is ungrateful, verily Allah is free of all wants, Worthy of all praise.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Andolsun ki biz, Lokman'a "Allah'a şükret!" diye hikmet verdik. Kim şükrederse kendi iyiliğine eder. Kim de nankörlük ederse, şüphesiz ki Allah, hiçbir şeye muhtaç değildir, daima övülmeye layıktır.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Yemin olsun ki biz Lokman’a “Allah’a şükret!” diyerek hikmet (doğru hüküm verme yeteneği) vermiştik. Şükreden ancak kendisi için şükretmiş olur. Nankörlük eden de (bilsin ki) şüphesiz ki Allah (gerçek) zengindir, övgüye layıktır.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    And verily We gave Luqman wisdom, saying: Give thanks unto Allah; and whosoever giveth thanks, he giveth thanks for (the good of) his soul. And whosoever refuseth - Lo! Allah is Absolute, Owner of Praise.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  13. 13

    وَإِذْ قَالَ لُقْمَـٰنُ لِٱبْنِهِۦ وَهُوَ يَعِظُهُۥ يَـٰبُنَىَّ لَا تُشْرِكْ بِٱللَّهِ ۖ إِنَّ ٱلشِّرْكَ لَظُلْمٌ عَظِيمٌ

    31:13

    Behold, Luqman said to his son by way of instruction: "O my son! join not in worship (others) with Allah: for false worship is indeed the highest wrong-doing."

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Hani bir zaman Lokman, oğluna öğüt vererek demişti ki: "Yavrucuğum! Allah'a ortak koşma, çünkü Allah'a ortak koşmak (şirk), elbette büyük bir zulümdür."

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Hani Lokman, oğluna öğüt vererek “Ey yavrucuğum! Allah’a sakın ortak koşma! Şüphesiz ki şirk büyük bir zulümdür.” demişti.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    And (remember) when Luqman said unto his son, when he was exhorting him: O my dear son! Ascribe no partners unto Allah. Lo! to ascribe partners (unto Him) is a tremendous wrong -

    M. Pickthall · EN · public-domain

  14. 14

    وَوَصَّيْنَا ٱلْإِنسَـٰنَ بِوَٰلِدَيْهِ حَمَلَتْهُ أُمُّهُۥ وَهْنًا عَلَىٰ وَهْنٍ وَفِصَـٰلُهُۥ فِى عَامَيْنِ أَنِ ٱشْكُرْ لِى وَلِوَٰلِدَيْكَ إِلَىَّ ٱلْمَصِيرُ

    31:14

    And We have enjoined on man (to be good) to his parents: in travail upon travail did his mother bear him, and in years twain was his weaning: (hear the command), "Show gratitude to Me and to thy parents: to Me is (thy final) Goal.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Gerçi biz insana, anasına ve babasına itaati de tavsiye ettik. Anası onu zayıflık üstüne zayıflıkla taşıdı. Onun sütten ayrılması da iki yıl içindedir. (Biz insana): "Bana, anana ve babana şükret" diye de tavsiye ettik. Dönüş, ancak banadır.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Biz insana, ana babasını (onlara güzel davranmasını) emretmişizdir. (Çünkü) annesi onu sıkıntı üstüne sıkıntı ile taşımıştır. Sütten ayrılması (kesilmesi) de iki yıl içinde olur. (İşte bunun için) “Bana ve ana babana şükret!” diye (emretmiştik). Dönüş, yalnızca banadır.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    And We have enjoined upon man concerning his parents - His mother beareth him in weakness upon weakness, and his weaning is in two years - Give thanks unto Me and unto thy parents. Unto Me is the journeying

    M. Pickthall · EN · public-domain

  15. 15

    وَإِن جَـٰهَدَاكَ عَلَىٰٓ أَن تُشْرِكَ بِى مَا لَيْسَ لَكَ بِهِۦ عِلْمٌ فَلَا تُطِعْهُمَا ۖ وَصَاحِبْهُمَا فِى ٱلدُّنْيَا مَعْرُوفًا ۖ وَٱتَّبِعْ سَبِيلَ مَنْ أَنَابَ إِلَىَّ ۚ ثُمَّ إِلَىَّ مَرْجِعُكُمْ فَأُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

    31:15

    "But if they strive to make thee join in worship with Me things of which thou hast no knowledge, obey them not; yet bear them company in this life with justice (and consideration), and follow the way of those who turn to me (in love): in the end the return of you all is to Me, and I will tell you the truth (and meaning) of all that ye did."

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Bununla beraber eğer her ikisi de bilmediğin bir şeyi, bana ortak koşman hususunda seni zorlarsa, onlara itaat etme. Fakat dünyada onlarla iyi geçin ve bana yönelenlerin yolunu tut. Sonra dönüşünüz ancak banadır. O zaman ben de size yaptıklarınızı haber vereceğim.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Onlar seni, hakkında bilgin olmayan bir şeyi bana ortak koşman için zorlarlarsa onlara itaat etme! Onlarla dünyada iyi geçin! Bana yönelenlerin yoluna uy! Sonunda dönüşünüz sadece banadır. (O zaman) size (dünyada) yapmış olduklarınızı bildireceğim.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    But if they strive with thee to make thee ascribe unto Me as partner that of which thou hast no knowledge, then obey them not. Consort with them in the world kindly, and follow the path of him who repenteth unto Me. Then unto Me will be your return, and I shall tell you what ye used to do -

    M. Pickthall · EN · public-domain

  16. 16

    يَـٰبُنَىَّ إِنَّهَآ إِن تَكُ مِثْقَالَ حَبَّةٍ مِّنْ خَرْدَلٍ فَتَكُن فِى صَخْرَةٍ أَوْ فِى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ أَوْ فِى ٱلْأَرْضِ يَأْتِ بِهَا ٱللَّهُ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ لَطِيفٌ خَبِيرٌ

    31:16

    "O my son!" (said Luqman), "If there be (but) the weight of a mustard-seed and it were (hidden) in a rock, or (anywhere) in the heavens or on earth, Allah will bring it forth: for Allah understands the finest mysteries, (and) is well-acquainted (with them).

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    "Yavrucuğum! Haberin olsun ki, yaptığın bir hardal tanesi ağırlığınca olsa da, bir kaya içinde veya göklerde, yahut yerin dibinde gizlense, Allah onu getirir, mizanına kor. Çünkü Allah en ince şeyleri bilir, her şeyden haberdardır."

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    (Lokman şöyle demişti:) “Ey yavrucuğum! Yaptığın (iyi veya kötü her) iş, bir hardal tanesi ağırlığında bile olsa ve bu bir kayanın içinde veya göklerde veya yerin derinliklerinde bulunsa yine de Allah onu (karşına) getirir. Şüphesiz ki Allah (detaylarıyla) bilendir, haberdardır.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    O my dear son! Lo! though it be but the weight of a grain of mustard-seed, and though it be in a rock, or in the heavens, or in the earth, Allah will bring it forth. Lo! Allah is Subtile, Aware.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  17. 17

    يَـٰبُنَىَّ أَقِمِ ٱلصَّلَوٰةَ وَأْمُرْ بِٱلْمَعْرُوفِ وَٱنْهَ عَنِ ٱلْمُنكَرِ وَٱصْبِرْ عَلَىٰ مَآ أَصَابَكَ ۖ إِنَّ ذَٰلِكَ مِنْ عَزْمِ ٱلْأُمُورِ

    31:17

    "O my son! establish regular prayer, enjoin what is just, and forbid what is wrong: and bear with patient constancy whatever betide thee; for this is firmness (of purpose) in (the conduct of) affairs.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    "Yavrucuğum! Namazı kıl, iyiliği emret, kötülükten sakındır. Başına gelenlere sabret, çünkü bunlar, azmi gerektiren işlerdendir."

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Ey yavrucuğum! Namazı kıl; iyiliği emredip (öğütleyip) kötülükten engelle (sakındır); başına gelenlere de sabret!Şüphesiz ki bu, azmetmeye değer işlerdendir.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    O my dear son! Establish worship and enjoin kindness and forbid iniquity, and persevere whatever may befall thee. Lo! that is of the steadfast heart of things.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  18. 18

    وَلَا تُصَعِّرْ خَدَّكَ لِلنَّاسِ وَلَا تَمْشِ فِى ٱلْأَرْضِ مَرَحًا ۖ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُحِبُّ كُلَّ مُخْتَالٍ فَخُورٍ

    31:18

    "And swell not thy cheek (for pride) at men, nor walk in insolence through the earth; for Allah loveth not any arrogant boaster.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    "Hem insanlara karşı avurdunu şişirme (kibirlenme) ve yeryüzünde çalımla yürüme. Çünkü Allah övünen ve kuruntu edenlerin hiçbirini sevmez.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    İnsanlara yanağını bükme (kibirli olma) ve yeryüzünde kibirlenerek yürüme!Şüphesiz ki Allah kendini beğenip övünenleri sevmez.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Turn not thy cheek in scorn toward folk, nor walk with pertness in the land. Lo! Allah loveth not each braggart boaster.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  19. 19

    وَٱقْصِدْ فِى مَشْيِكَ وَٱغْضُضْ مِن صَوْتِكَ ۚ إِنَّ أَنكَرَ ٱلْأَصْوَٰتِ لَصَوْتُ ٱلْحَمِيرِ

    31:19

    "And be moderate in thy pace, and lower thy voice; for the harshest of sounds without doubt is the braying of the ass."

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Yürüyüşünde tabii ol, sesini alçalt, çünkü seslerin en çirkini elbette eşeklerin sesidir.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Yürüyüşünde orta hâlli ol, sesini de alçalt! Şüphesiz ki seslerin en çirkinieşeklerin sesidir.”

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Be modest in thy bearing and subdue thy voice. Lo! the harshest of all voices is the voice of the ass.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  20. 20

    أَلَمْ تَرَوْا۟ أَنَّ ٱللَّهَ سَخَّرَ لَكُم مَّا فِى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ وَأَسْبَغَ عَلَيْكُمْ نِعَمَهُۥ ظَـٰهِرَةً وَبَاطِنَةً ۗ وَمِنَ ٱلنَّاسِ مَن يُجَـٰدِلُ فِى ٱللَّهِ بِغَيْرِ عِلْمٍ وَلَا هُدًى وَلَا كِتَـٰبٍ مُّنِيرٍ

    31:20

    Do ye not see that Allah has subjected to your (use) all things in the heavens and on earth, and has made his bounties flow to you in exceeding measure, (both) seen and unseen? Yet there are among men those who dispute about Allah, without knowledge and without guidance, and without a Book to enlighten them!

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Görmediniz mi ki, Allah göklerde ve yerde ne varsa hepsini sizin hizmetinize vermiş, gizli ve açık olarak nimetlerini üzerinize yaymıştır. Bununla beraber insanlar içinde kimi de var ki, ne bir ilme, ne bir mürşide ve ne aydınlatıcı bir kitaba dayanmaksızın Allah hakkında mücadele ediyor.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Allah’ın, göklerdeki ve yerdeki (imkânları) sizin emrinize verdiğini, nimetlerini açık ve gizli olarak size bolca yaydığını görmediniz mi? (Buna rağmen) insanların bir kısmı –bilgisi, rehberi ve aydınlatıcı bir kitabı olmaksızın– Allah hakkında tartışmaktadır.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    See ye not how Allah hath made serviceable unto you whatsoever is in the skies and whatsoever is in the earth and hath loaded you with His favours both without and within? Yet of mankind is he who disputeth concerning Allah, without knowledge or guidance or a scripture giving light.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  21. 21

    وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ ٱتَّبِعُوا۟ مَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ قَالُوا۟ بَلْ نَتَّبِعُ مَا وَجَدْنَا عَلَيْهِ ءَابَآءَنَآ ۚ أَوَلَوْ كَانَ ٱلشَّيْطَـٰنُ يَدْعُوهُمْ إِلَىٰ عَذَابِ ٱلسَّعِيرِ

    31:21

    When they are told to follow the (Revelation) that Allah has sent down, they say: "Nay, we shall follow the ways that we found our fathers (following). "What! even if it is Satan beckoning them to the Penalty of the (Blazing) Fire?

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Onlara: "Allah'ın indirdiğine tabi olun!"dendiği zaman: "Hayır, biz atalarımızı neyin üzerinde bulduksa, onun ardınca gideriz." diyorlar. Ya şeytan onları cehennnem azabına çağırıyor idiyse de mi onlara uyacaklar?

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Onlara (müşriklere) “Allah’ın indirdiğine uyun!” dendiği zaman, onlar “Hayır! Biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz (yol)a uyarız.” dediler. Şeytan, onları alevli ateşin azabına çağırıyor idiyse (de mi)!

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    And if it be said unto them: Follow that which Allah hath revealed, they say: Nay, but we follow that wherein we found our fathers. What! Even though the devil were inviting them unto the doom of flame?

    M. Pickthall · EN · public-domain

  22. 22

    ۞ وَمَن يُسْلِمْ وَجْهَهُۥٓ إِلَى ٱللَّهِ وَهُوَ مُحْسِنٌ فَقَدِ ٱسْتَمْسَكَ بِٱلْعُرْوَةِ ٱلْوُثْقَىٰ ۗ وَإِلَى ٱللَّهِ عَـٰقِبَةُ ٱلْأُمُورِ

    31:22

    Whoever submits his whole self to Allah, and is a doer of good, has grasped indeed the most trustworthy hand-hold: and with Allah rests the End and Decision of (all) affairs.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Oysa her kim iyilik yaparak yüzünü tertemiz Allah'a tutarsa, o gerçekten en sağlam kulpa yapışmıştır. Öyle ya bütün işlerin sonu Allah'a dayanır.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Kim iyilik yaparak yüzünü Allah’a teslim ederse elbette en sağlam kulba yapışmıştır.Bütün işlerin sonu yalnızca Allah’a varır.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Whosoever surrendereth his purpose to Allah while doing good, he verily hath grasped the firm hand-hold. Unto Allah belongeth the sequel of all things.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  23. 23

    وَمَن كَفَرَ فَلَا يَحْزُنكَ كُفْرُهُۥٓ ۚ إِلَيْنَا مَرْجِعُهُمْ فَنُنَبِّئُهُم بِمَا عَمِلُوٓا۟ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمٌۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ

    31:23

    But if any reject Faith, let not his rejection grieve thee: to Us is their return, and We shall tell them the truth of their deeds: for Allah knows well all that is in (men's) hearts.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Kim de inkâr ederse, artık onun inkârı seni üzmesin. Onlar dönüp bize gelecekler. O zaman biz onlara bütün yaptıklarını haber vereceğiz. Gerçekten Allah, bütün kalblerin özünü bilir.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    İnkâr edenin inkârı seni üzmesin! Onların dönüşü ancak bizedir. Elbette yaptıklarını kendilerine bildireceğiz. Şüphesiz ki Allah göğüslerin (kalplerin) özünü bilendir.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    And whosoever disbelieveth, let not his disbelief afflict thee (O Muhammad). Unto Us is their return, and We shall tell them what they did. Lo! Allah is Aware of what is in the breasts (of men).

    M. Pickthall · EN · public-domain

  24. 24

    نُمَتِّعُهُمْ قَلِيلًا ثُمَّ نَضْطَرُّهُمْ إِلَىٰ عَذَابٍ غَلِيظٍ

    31:24

    We grant them their pleasure for a little while: in the end shall We drive them to a chastisement unrelenting.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Biz onlara biraz zevk ettiririz de sonra kendilerini ağır bir azaba zorlarız.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Onları biraz yararlandırırız; sonra da kendilerini ağır bir azaba sürükleriz.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    We give them comfort for a little, and then We drive them to a heavy doom.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  25. 25

    وَلَئِن سَأَلْتَهُم مَّنْ خَلَقَ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ لَيَقُولُنَّ ٱللَّهُ ۚ قُلِ ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ ۚ بَلْ أَكْثَرُهُمْ لَا يَعْلَمُونَ

    31:25

    If thou ask them, who it is that created the heavens and the earth. They will certainly say, "Allah". Say: "Praise be to Allah!" But most of them understand not.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Andolsun ki onlara: "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan, elbette "Allah" diyecekler. "Allah'a hamd olsun." de. Fakat onların çoğu bilmezler.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Onlara “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan, elbette “Allah” derler. De ki: “Hamd (övgü) Allah içindir; esasında onların çoğu (ne dediklerini) bilmezler.”

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    If thou shouldst ask them: Who created the heavens and the earth? they would answer: Allah. Say: Praise be to Allah! But most of them know not.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  26. 26

    لِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلْغَنِىُّ ٱلْحَمِيدُ

    31:26

    To Allah belong all things in heaven and earth: verily Allah is He (that is) free of all wants, worthy of all praise.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. Gerçekten Allah, hiçbir şeye muhtaç değildir, daima övülmeye lâyıktır.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Göklerde ve yerde ne varsa hepsi yalnızca Allah’a aittir. Şüphesiz ki gerçek zengin, övülmeye layık olan yalnızca Allah’tır.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Unto Allah belongeth whatsoever is in the heavens and the earth. Lo! Allah, He is the Absolute, the Owner of Praise.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  27. 27

    وَلَوْ أَنَّمَا فِى ٱلْأَرْضِ مِن شَجَرَةٍ أَقْلَـٰمٌ وَٱلْبَحْرُ يَمُدُّهُۥ مِنۢ بَعْدِهِۦ سَبْعَةُ أَبْحُرٍ مَّا نَفِدَتْ كَلِمَـٰتُ ٱللَّهِ ۗ إِنَّ ٱللَّهَ عَزِيزٌ حَكِيمٌ

    31:27

    And if all the trees on earth were pens and the ocean (were ink), with seven oceans behind it to add to its (supply), yet would not the words of Allah be exhausted (in the writing): for Allah is Exalted in Power, full of Wisdom.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Eğer yeryüzündeki ağaçlar hep kalem olsa, deniz de arkasından yedi deniz daha kendisine destek olduğu halde mürekkep olsa, yine de Allah'ın kelimeleri yazmakla tükenmez. Şüphesiz ki Allah çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Yeryüzündeki ağaçlar kalem, deniz de arkasından yedi deniz daha katılarak (mürekkep) olsa yine de Allah’ın sözleri (yazmakla) tükenmez. Şüphesiz ki Allah güçlüdür, doğru hüküm verendir.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    And if all the trees in the earth were pens, and the sea, with seven more seas to help it, (were ink), the words of Allah could not be exhausted. Lo! Allah is Mighty, Wise.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  28. 28

    مَّا خَلْقُكُمْ وَلَا بَعْثُكُمْ إِلَّا كَنَفْسٍ وَٰحِدَةٍ ۗ إِنَّ ٱللَّهَ سَمِيعٌۢ بَصِيرٌ

    31:28

    And your creation or your resurrection is in no wise but as an individual soul: for Allah is He Who hears and sees (all things).

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Sizin yaratılmanız da tekrar diriltilmeniz de ancak bir tek nefsin yaratılması ve tekrar diriltilmesi gibidir. Gerçekten Allah her şeyi işitir ve görür.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Sizin yaratılmanız ve diriltilmeniz ancak tek bir kişinin yaratılması ve diriltilmesi gibidir. Şüphesiz ki Allah duyandır, görendir.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Your creation and your raising (from the dead) are only as (the creation and the raising of) a single soul. Lo! Allah is Hearer, Knower.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  29. 29

    أَلَمْ تَرَ أَنَّ ٱللَّهَ يُولِجُ ٱلَّيْلَ فِى ٱلنَّهَارِ وَيُولِجُ ٱلنَّهَارَ فِى ٱلَّيْلِ وَسَخَّرَ ٱلشَّمْسَ وَٱلْقَمَرَ كُلٌّ يَجْرِىٓ إِلَىٰٓ أَجَلٍ مُّسَمًّى وَأَنَّ ٱللَّهَ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرٌ

    31:29

    Seest thou not that Allah merges Night into Day and he merges Day into Night; that He has subjected the sun, and the moon (to his Law), each running its course for a term appointed; and that Allah is well-acquainted with all that ye do?

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Görmedin mi ki, Allah geceyi gündüze sokuyor, gündüzü geceye sokuyor. Güneş ile ayı da emrine boyun eğdirmiştir. Her biri belirli bir süreye kadar akıp gidiyor. Şüphesiz ki Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Bilmez misin ki Allah geceyi gündüzün içine koyuyor, gündüzü de gecenin içine koyuyor. Güneş'i ve Ay'ı emri altına almıştır.Her biri belirlenmiş bir süreye kadar akıp gider. Şüphesiz ki Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Hast thou not seen how Allah causeth the night to pass into the day and causeth the day to pass into the night, and hath subdued the sun and the moon (to do their work), each running unto an appointed term; and that Allah is Informed of what ye do?

    M. Pickthall · EN · public-domain

  30. 30

    ذَٰلِكَ بِأَنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلْحَقُّ وَأَنَّ مَا يَدْعُونَ مِن دُونِهِ ٱلْبَـٰطِلُ وَأَنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلْعَلِىُّ ٱلْكَبِيرُ

    31:30

    That is because Allah is the (only) Reality, and because whatever else they invoke besides Him is Falsehood; and because Allah,- He is the Most High, Most Great.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Bu da şundandır ki, Allah hakkın ta kendisidir. (İnsanların) O'ndan başka taptıkları ise mutlaka batıldır. Şüphesiz ki Allah, çok yücedir, çok büyüktür.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Çünkü Allah gerçeğin ta kendisidir; O’nun peşi sıra yalvardıkları ise şüphesiz ki batıldır. Şüphesiz ki Allah -evet yalnız O- yücedir, büyüktür.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    That (is so) because Allah, He is the True, and that which they invoke beside Him is the False, and because Allah, He is the Sublime, the Great.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  31. 31

    أَلَمْ تَرَ أَنَّ ٱلْفُلْكَ تَجْرِى فِى ٱلْبَحْرِ بِنِعْمَتِ ٱللَّهِ لِيُرِيَكُم مِّنْ ءَايَـٰتِهِۦٓ ۚ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَـٰتٍ لِّكُلِّ صَبَّارٍ شَكُورٍ

    31:31

    Seest thou not that the ships sail through the ocean by the Grace of Allah?- that He may show you of His Signs? Verily in this are Signs for all who constantly persevere and give thanks.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Görmedin mi ki Allah, âyetlerinden bir kısmını size göstersin diye gemiler, Allah'ın nimetiyle denizde akıp gidiyor. Şüphesiz bunda çok sabredenler ve çok şükredenler için nice ibretler vardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Size varlığının delillerini göstermesi için, Allah’ın nimetiyle geminin denizde yüzdüğünü görmüyor musun? Şüphesiz ki bunda çok sabreden, çok şükreden herkes için dersler vardır.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Hast thou not seen how the ships glide on the sea by Allah's grace, that He may show you of His wonders? Lo! therein indeed are portents for every steadfast, grateful (heart).

    M. Pickthall · EN · public-domain

  32. 32

    وَإِذَا غَشِيَهُم مَّوْجٌ كَٱلظُّلَلِ دَعَوُا۟ ٱللَّهَ مُخْلِصِينَ لَهُ ٱلدِّينَ فَلَمَّا نَجَّىٰهُمْ إِلَى ٱلْبَرِّ فَمِنْهُم مُّقْتَصِدٌ ۚ وَمَا يَجْحَدُ بِـَٔايَـٰتِنَآ إِلَّا كُلُّ خَتَّارٍ كَفُورٍ

    31:32

    When a wave covers them like the canopy (of clouds), they call to Allah, offering Him sincere devotion. But when He has delivered them safely to land, there are among them those that halt between (right and wrong). But none reject Our Signs except only a perfidious ungrateful (wretch)!

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Onları kara bulutlar gibi bir dalga sardığı zaman, dini yalnız kendisine has kılarak Allah'a yalvarırlar. Onları kurtarıp karaya çıkardığı zaman ise içlerinden doğru giden de bulunur. Bizim âyetlerimizi öyle nankör gaddarlardan başkası inkâr etmez.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Dalgalar onları gölgeler gibi kuşattığı zaman, dini yalnız O’na özgü kılarak Allah’a yalvarırlar. (Allah) onları karaya kurtarınca (çıkarınca), içlerinden bir kısmı orta (dengeli yolda) olur. Bizim ayetlerimizi nankör gaddarlardan başkası inkâr etmez.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    And if a wave enshroudeth them like awnings, they cry unto Allah, making their faith pure for Him only. But when He bringeth them safe to land, some of them compromise. None denieth Our signs save every traitor ingrate.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  33. 33

    يَـٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ ٱتَّقُوا۟ رَبَّكُمْ وَٱخْشَوْا۟ يَوْمًا لَّا يَجْزِى وَالِدٌ عَن وَلَدِهِۦ وَلَا مَوْلُودٌ هُوَ جَازٍ عَن وَالِدِهِۦ شَيْـًٔا ۚ إِنَّ وَعْدَ ٱللَّهِ حَقٌّ ۖ فَلَا تَغُرَّنَّكُمُ ٱلْحَيَوٰةُ ٱلدُّنْيَا وَلَا يَغُرَّنَّكُم بِٱللَّهِ ٱلْغَرُورُ

    31:33

    O mankind! do your duty to your Lord, and fear (the coming of) a Day when no father can avail aught for his son, nor a son avail aught for his father. Verily, the promise of Allah is true: let not then this present life deceive you, nor let the chief Deceiver deceive you about Allah.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Ey insanlar! Rabbinizden sakının ve bir günden korkun ki, baba çocuğuna hiçbir fayda veremez. Çocuk da babasına hiçbir şeyle fayda sağlayacak değildir. Şüphesiz Allah'ın vaadi gerçektir. O halde dünya hayatı sizi aldatmasın, sakın o çok aldatıcı şeytan sizi Allah'ın affına güvendirerek aldatmasın.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Ey insanlar! Rabbinize karşı takvâlı (duyarlı) olun! Hiçbir babanın evladı, hiçbir evladın da babası adına hiçbir şey gideremeyeceği günden çekinin! Şüphesiz ki Allah’ın vaadi gerçektir. Dünya hayatı sakın sizi aldatmasın ve o çok aldatıcı (şeytan sakın) sizi Allah ile aldatmasın!

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    O mankind! Keep your duty to your Lord and fear a Day when the parent will not be able to avail the child in aught, nor the child to avail the parent. Lo! Allah's promise is the very truth. Let not the life of the world beguile you, nor let the deceiver beguile you, in regard to Allah.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  34. 34

    إِنَّ ٱللَّهَ عِندَهُۥ عِلْمُ ٱلسَّاعَةِ وَيُنَزِّلُ ٱلْغَيْثَ وَيَعْلَمُ مَا فِى ٱلْأَرْحَامِ ۖ وَمَا تَدْرِى نَفْسٌ مَّاذَا تَكْسِبُ غَدًا ۖ وَمَا تَدْرِى نَفْسٌۢ بِأَىِّ أَرْضٍ تَمُوتُ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمٌ خَبِيرٌۢ

    31:34

    Verily the knowledge of the Hour is with Allah (alone). It is He Who sends down rain, and He Who knows what is in the wombs. Nor does any one know what it is that he will earn on the morrow: Nor does any one know in what land he is to die. Verily with Allah is full knowledge and He is acquainted (with all things).

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Şüphesiz ki, kıyamet saatinin bilgisi Allah yanındadır. Yağmuru O yağdırır, rahimlerde ne varsa (erkek veya dişi oluşunu, renk ve özelliklerini) O bilir. Hiçbir kimse yarın ne kazanacağını bilmez. Hiçbir kimse hangi yerde öleceğini de bilemez. Şüphesiz ki Allah her şeyi hakkıyla bilir, her şeyden haberdardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Şüphesiz ki o (Son) Saat’in bilgisi yalnızca Allah’ın katındadır. Yağmuru O yağdırır. Rahimlerde olanı O bilir. Kimse yarın ne kazanacağını bilemez. Kimse nerede öleceğini de bilemez. Şüphesiz ki Allah bilendir, haberdardır.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Lo! Allah! With Him is knowledge of the Hour. He sendeth down the rain, and knoweth that which is in the wombs. No soul knoweth what it will earn to-morrow, and no soul knoweth in what land it will die. Lo! Allah is Knower, Aware.

    M. Pickthall · EN · public-domain

Arabic text source: Quran.com API v4 (public-domain)