45.The Crouching
الجاثيةMeccan · 37 ayahs
- 1
حمٓ
45:1
Ha-Mim.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Hâ, mîm
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Hâ. Mîm.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Ha. Mim.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 2
تَنزِيلُ ٱلْكِتَـٰبِ مِنَ ٱللَّهِ ٱلْعَزِيزِ ٱلْحَكِيمِ
45:2
The revelation of the Book is from Allah the Exalted in Power, Full of Wisdom.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Bu kitap, Azîz ve Hakîm olan Allah tarafından indirilmiştir.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
(Bu) Kitabın indirilişi, güçlü, doğru hüküm veren Allah’tandır.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
The revelation of the Scripture is from Allah, the Mighty, the Wise.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 3
إِنَّ فِى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ لَـَٔايَـٰتٍ لِّلْمُؤْمِنِينَ
45:3
Verily in the heavens and the earth, are Signs for those who believe.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Şüphesiz göklerde ve yerde müminler için birçok âyetler vardır.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Şüphesiz ki göklerde ve yerde inananlar için deliller vardır.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Lo! in the heavens and the earth are portents for believers.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 4
وَفِى خَلْقِكُمْ وَمَا يَبُثُّ مِن دَآبَّةٍ ءَايَـٰتٌ لِّقَوْمٍ يُوقِنُونَ
45:4
And in the creation of yourselves and the fact that animals are scattered (through the earth), are Signs for those of assured Faith.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Sizin yaratılışınızda ve çeşitli canlıları yeryüzüne yaymasında kesin olarak inanan kimseler için ibretler vardır.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Sizin yaratılışınızda ve (Allah’ın) yaydığı her tür canlıda, kesin bir şekilde inanan bir toplum için deliller vardır.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And in your creation, and all the beasts that He scattereth in the earth, are portents for a folk whose faith is sure.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 5
وَٱخْتِلَـٰفِ ٱلَّيْلِ وَٱلنَّهَارِ وَمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مِن رِّزْقٍ فَأَحْيَا بِهِ ٱلْأَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا وَتَصْرِيفِ ٱلرِّيَـٰحِ ءَايَـٰتٌ لِّقَوْمٍ يَعْقِلُونَ
45:5
And in the alternation of Night and Day, and the fact that Allah sends down Sustenance from the sky, and revives therewith the earth after its death, and in the change of the winds,- are Signs for those that are wise.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Gece ile gündüzün değişmesinde ve Allah'ın gökten bir rızık sebebi olan yağmuru indirip de onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltmesinde ve rüzgârları yönlendirmesinde aklını kullanan bir topluluk için nice deliller vardır.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Gecenin ve gündüzün değişmesinde, Allah’ın gökten indirmiş olduğu rızıkta (yağmurda), ölümünden sonra yeri onunla diriltmesinde ve rüzgârları çevirmesinde (onları türlü türlü estirmesinde) akıl eden toplum için deliller vardır.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And the difference of night and day and the provision that Allah sendeth down from the sky and thereby quickeneth the earth after her death, and the ordering of the winds, are portents for a people who have sense.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 6
تِلْكَ ءَايَـٰتُ ٱللَّهِ نَتْلُوهَا عَلَيْكَ بِٱلْحَقِّ ۖ فَبِأَىِّ حَدِيثٍۭ بَعْدَ ٱللَّهِ وَءَايَـٰتِهِۦ يُؤْمِنُونَ
45:6
Such are the Signs of Allah, which We rehearse to thee in Truth; then in what exposition will they believe after (rejecting) Allah and His Signs?
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
İşte bunlar, Allah'ın âyetleridir. Sana onları hakkıyla okuyoruz. Artık Allah'a ve âyetlerine inanmadıktan sonra hangi söze inanacaklar?
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
İşte şu(nlar), Allah’ın sana bir amaç ile tilavet etmekte (okuyup aktarmakta) olduğumuz ayetleridir. Allah’tan ve O’nun ayetlerinden sonra hangi söze inanacaklar ki!
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
These are the portents of Allah which We recite unto thee (Muhammad) with truth. Then in what fact, after Allah and His portents, will they believe?
M. Pickthall · EN · public-domain
- 7
وَيْلٌ لِّكُلِّ أَفَّاكٍ أَثِيمٍ
45:7
Woe to each sinful dealer in Falsehoods:
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Her günahkâr kişinin vay haline!
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Yalancı (ve) günahkâr herkesin vay hâline!
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Woe unto each sinful liar,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 8
يَسْمَعُ ءَايَـٰتِ ٱللَّهِ تُتْلَىٰ عَلَيْهِ ثُمَّ يُصِرُّ مُسْتَكْبِرًا كَأَن لَّمْ يَسْمَعْهَا ۖ فَبَشِّرْهُ بِعَذَابٍ أَلِيمٍ
45:8
He hears the Signs of Allah rehearsed to him, yet is obstinate and lofty, as if he had not heard them: then announce to him a Penalty Grievous!
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
O kimse Allah'ın kendisine okunan âyetlerini işitir de, sonra sanki kibrinden hiç işitmemiş gibi ısrar eder. İşte sen onu, can yakıcı bir azabla müjdele!
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
O, kendisine tilavet edilen (okunup aktarılan) Allah’ın ayetlerini duyar da sonra kibirlenerek sanki onları hiç duymamış gibi (küfründe) direnir. İşte onu elem verici bir azapla müjdele!
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Who heareth the revelations of Allah recited unto him, and then continueth in pride as though he heard them not. Give him tidings of a painful doom.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 9
وَإِذَا عَلِمَ مِنْ ءَايَـٰتِنَا شَيْـًٔا ٱتَّخَذَهَا هُزُوًا ۚ أُو۟لَـٰٓئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ مُّهِينٌ
45:9
And when he learns something of Our Signs, he takes them in jest: for such there will be a humiliating Penalty.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Âyetlerimizden birşey öğrendiği zaman, onu alaya alıyor. İşte onlar için rezil ve rüsvay edici bir azap vardır.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Ayetlerimizden bir şey öğrendiği zaman onlarla alay eder. İşte onlara küçük düşürücü bir azap vardır.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And when he knoweth aught of Our revelations he maketh it a jest. For such there is a shameful doom.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 10
مِّن وَرَآئِهِمْ جَهَنَّمُ ۖ وَلَا يُغْنِى عَنْهُم مَّا كَسَبُوا۟ شَيْـًٔا وَلَا مَا ٱتَّخَذُوا۟ مِن دُونِ ٱللَّهِ أَوْلِيَآءَ ۖ وَلَهُمْ عَذَابٌ عَظِيمٌ
45:10
In front of them is Hell: and of no profit to them is anything they may have earned, nor any protectors they may have taken to themselves besides Allah: for them is a tremendous Penalty.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Ötelerinde cehennem var. Ne kazandıkları şeyler, ne de Allah'tan başka edindikleri dostlar, kendilerinden hiçbir şeyi (azabı) kaldıramaz. Onlar için büyük bir azab vardır.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Arkalarından da cehennem vardır. Kazandıkları şeyler de Allah’ın peşi sıra edindikleri dostlar da onlara hiçbir yarar sağlamaz. Onlar için büyük azap vardır.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Beyond them there is hell, and that which they have earned will naught avail them, nor those whom they have chosen for protecting friends beside Allah. Theirs will be an awful doom.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 11
هَـٰذَا هُدًى ۖ وَٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِـَٔايَـٰتِ رَبِّهِمْ لَهُمْ عَذَابٌ مِّن رِّجْزٍ أَلِيمٌ
45:11
This is (true) Guidance and for those who reject the Signs of their Lord, is a grievous Penalty of abomination.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Bu Kur'an bir hidâyettir. Rablerinin âyetlerini inkâr edenlere ise, en şiddetlisinden acıklı bir azab vardır.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
İşte bu (Kur’an) bir rehberdir. Rablerinin ayetlerini inkâr edenlere gelince, onlara en kötüsünden elem verici bir azap vardır.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
This is guidance. And those who disbelieve the revelations of their Lord, for them there is a painful doom of wrath.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 12
۞ ٱللَّهُ ٱلَّذِى سَخَّرَ لَكُمُ ٱلْبَحْرَ لِتَجْرِىَ ٱلْفُلْكُ فِيهِ بِأَمْرِهِۦ وَلِتَبْتَغُوا۟ مِن فَضْلِهِۦ وَلَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ
45:12
It is Allah Who has subjected the sea to you, that ships may sail through it by His command, that ye may seek of his Bounty, and that ye may be grateful.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Allah O (yüce) zâttır ki, emriyle içinde gemilerin seyretmesi, sizin de O'nun lütfundan rızık aramanız ve şükretmeniz için denizi emrinize vermiştir.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
(O) Allah ki emri gereğince içinde gemilerin yüzmesi ve lütfedip verdiği rızkı aramanız için, (ayrıca) şükredesiniz diye denizi sizin hizmetinize vermiştir.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Allah it is Who hath made the sea of service unto you that the ships may run thereon by His command, and that ye may seek of His bounty, and that haply ye may be thankful;
M. Pickthall · EN · public-domain
- 13
وَسَخَّرَ لَكُم مَّا فِى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ جَمِيعًا مِّنْهُ ۚ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَـٰتٍ لِّقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ
45:13
And He has subjected to you, as from Him, all that is in the heavens and on earth: Behold, in that are Signs indeed for those who reflect.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
O, göklerde ve yerde bulunan herşeyi kendinden bir lütuf olarak sizin hizmetinize vermiştir. Şüphesiz bunda düşünen topluluklar için ibret ve deliller vardır.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
O, göklerde ve yerde ne varsa hepsini, kendi katından (bir lütuf olarak) size boyun eğdirmiştir. Şüphesiz ki bunda düşünen bir toplum için dersler vardır.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And hath made of service unto you whatsoever is in the heavens and whatsoever is in the earth; it is all from Him. Lo! herein verily are portents for a people who reflect.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 14
قُل لِّلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ يَغْفِرُوا۟ لِلَّذِينَ لَا يَرْجُونَ أَيَّامَ ٱللَّهِ لِيَجْزِىَ قَوْمًۢا بِمَا كَانُوا۟ يَكْسِبُونَ
45:14
Tell those who believe, to forgive those who do not look forward to the Days of Allah: It is for Him to recompense (for good or ill) each People according to what they have earned.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Ey Muhammed! İman edenlere söyle: Allah'ın cezalandıracağı günlerin geleceğini ummayanları şimdilik bağışlasınlar. Çünkü Allah her kavmi kazandıklarıyla cezalandıracaktır.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
İman edenlere söyle: Allah’ın (ceza) günlerinin geleceğini ummayanları bağışlasınlar! Sonunda (Allah) her topluma kazandıklarının karşılığını verecektir.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Tell those who believe to forgive those who hope not for the days of Allah; in order that He may requite folk what they used to earn.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 15
مَنْ عَمِلَ صَـٰلِحًا فَلِنَفْسِهِۦ ۖ وَمَنْ أَسَآءَ فَعَلَيْهَا ۖ ثُمَّ إِلَىٰ رَبِّكُمْ تُرْجَعُونَ
45:15
If any one does a righteous deed, it ensures to the benefit of his own soul; if he does evil, it works against (his own soul). In the end will ye (all) be brought back to your Lord.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Her kim iyi bir iş yaparsa onun faydası kendisinedir. Kim de kötülük yaparsa zararı yine kendinedir. Sonra hep Rabbinize döndürüleceksiniz.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Kim iyi bir iş yaparsa (bu) kendi lehinedir. Kim de kötülük yaparsa kendi aleyhinedir. Sonra sadece Rabbinize döndürüleceksiniz.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Whoso doeth right, it is for his soul, and whoso doeth wrong, it is against it. And afterward unto your Lord ye will be brought back.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 16
وَلَقَدْ ءَاتَيْنَا بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ ٱلْكِتَـٰبَ وَٱلْحُكْمَ وَٱلنُّبُوَّةَ وَرَزَقْنَـٰهُم مِّنَ ٱلطَّيِّبَـٰتِ وَفَضَّلْنَـٰهُمْ عَلَى ٱلْعَـٰلَمِينَ
45:16
We did aforetime grant to the Children of Israel the Book the Power of Command, and Prophethood; We gave them, for Sustenance, things good and pure; and We favoured them above the nations.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Andolsun ki biz, vaktiyle İsrailoğulları'na kitap, hüküm ve peygamberlik vermiştik. Onları temiz rızıklarla rızıklandırmıştık. Ve onları âlemlerden üstün kılmıştık.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Yemin olsun ki biz, İsrailoğullarına Kitap, (doğru) hüküm (verme yeteneği) ve peygamberlik vermiştik. Onlara temiz şeylerden rızık vermiş ve onları âlemlere (inançsızlara) üstün kılmıştık.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And verily we gave the Children of Israel the Scripture and the Command and the Prophethood, and provided them with good things and favoured them above (all) peoples;
M. Pickthall · EN · public-domain
- 17
وَءَاتَيْنَـٰهُم بَيِّنَـٰتٍ مِّنَ ٱلْأَمْرِ ۖ فَمَا ٱخْتَلَفُوٓا۟ إِلَّا مِنۢ بَعْدِ مَا جَآءَهُمُ ٱلْعِلْمُ بَغْيًۢا بَيْنَهُمْ ۚ إِنَّ رَبَّكَ يَقْضِى بَيْنَهُمْ يَوْمَ ٱلْقِيَـٰمَةِ فِيمَا كَانُوا۟ فِيهِ يَخْتَلِفُونَ
45:17
And We granted them Clear Signs in affairs (of Religion): it was only after knowledge had been granted to them that they fell into schisms, through insolent envy among themselves. Verily thy Lord will judge between them on the Day of Judgment as to those matters in which they set up differences.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Din hususunda onlara apaçık deliller verdik. Fakat onlar, kendilerine ilim geldikten sonra aralarındaki çekememezlik ve düşmanlık yüzünden ayrılığa düşmüşlerdi. Şüphesiz Rabbin, ayrılığa düştükleri şeylerde, kıyâmet günü aralarında hükmedecektir.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
İş(ler)le ilgili onlara apaçık deliller vermiştik. (Ancak) onlar, kendilerine bilgi geldikten sonra, aralarındaki kıskançlık yüzünden ayrılığa düşmüşlerdi. Şüphesiz ki senin Rabbin, anlaşmazlığa düştüğü şeyler hakkında kıyamet günü aralarında hükmedecektir.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And gave them plain commandments. And they differed not until after the knowledge came unto them, through rivalry among themselves. Lo! thy Lord will judge between them on the Day of Resurrection concerning that wherein they used to differ.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 18
ثُمَّ جَعَلْنَـٰكَ عَلَىٰ شَرِيعَةٍ مِّنَ ٱلْأَمْرِ فَٱتَّبِعْهَا وَلَا تَتَّبِعْ أَهْوَآءَ ٱلَّذِينَ لَا يَعْلَمُونَ
45:18
Then We put thee on the (right) Way of Religion: so follow thou that (Way), and follow not the desires of those who know not.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Sonra (Ey Muhammed) seni din hususunda apaçık bir şeriat sahibi kıldık. Sen ona uy, bilmeyenlerin hevâ ve heveslerine uyma.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Sonra da seni iş (din) konusunda bir şeriat (kanun) sahibi kıldık. Sen ona uy; bilmeyenlerin arzularına uyma!
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And now have We set thee (O Muhammad) on a clear road of (Our) commandment; so follow it, and follow not the whims of those who know not.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 19
إِنَّهُمْ لَن يُغْنُوا۟ عَنكَ مِنَ ٱللَّهِ شَيْـًٔا ۚ وَإِنَّ ٱلظَّـٰلِمِينَ بَعْضُهُمْ أَوْلِيَآءُ بَعْضٍ ۖ وَٱللَّهُ وَلِىُّ ٱلْمُتَّقِينَ
45:19
They will be of no use to thee in the sight of Allah: it is only Wrong-doers (that stand as) protectors, one to another: but Allah is the Protector of the Righteous.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Çünkü onlar Allah'tan gelecek hiçbir şeyi senden uzaklaştıramazlar. Şüphesiz zâlimler, birbirlerinin dostlarıdır. Allah ise müttakilerin dostudur.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Şüphesiz ki onlar Allah’tan (gelecek olanda) senden hiçbir şey gideremezler. Şüphesiz ki zalimler birbirlerinin dostlarıdır; Allah da muttakîlerin (duyarlı olanların) dostudur.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Lo! they can avail thee naught against Allah. And lo! as for the wrong-doers, some of them are friends of others; and Allah is the Friend of those who ward off (evil).
M. Pickthall · EN · public-domain
- 20
هَـٰذَا بَصَـٰٓئِرُ لِلنَّاسِ وَهُدًى وَرَحْمَةٌ لِّقَوْمٍ يُوقِنُونَ
45:20
These are clear evidences to men and a Guidance and Mercy to those of assured Faith.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Bu (Kur'an) insanların kalb gözünü açan bir nur, kesin bilgi edinmek isteyen bir toplum için de hidâyet ve rahmettir.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Bu (Kur’an), bütün insanlar için öngörüler, (ayrıca) kesin bir şekilde inanan toplum için bir rehber ve rahmettir.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
This is clear indication for mankind, and a guidance and a mercy for a folk whose faith is sure.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 21
أَمْ حَسِبَ ٱلَّذِينَ ٱجْتَرَحُوا۟ ٱلسَّيِّـَٔاتِ أَن نَّجْعَلَهُمْ كَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ سَوَآءً مَّحْيَاهُمْ وَمَمَاتُهُمْ ۚ سَآءَ مَا يَحْكُمُونَ
45:21
What! Do those who seek after evil ways think that We shall hold them equal with those who believe and do righteous deeds,- that equal will be their life and their death? Ill is the judgment that they make.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Yoksa, kötülük işleyenler, hayatlarında ve ölümlerinde kendilerini, iman edip iyi ameller işleyen kimselerle bir tutacağımızı mı zannettiler? Ne kötü hüküm veriyorlar!
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Yoksa kötülük işleyenler ölümlerinde ve hayatlarında kendilerini, iman edip iyi işler yapanlarla bir mi tutacağımızı sandılar? Ne kötü hüküm veriyorlar!
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Or do those who commit ill-deeds suppose that We shall make them as those who believe and do good works, the same in life and death? Bad is their judgment!
M. Pickthall · EN · public-domain
- 22
وَخَلَقَ ٱللَّهُ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ بِٱلْحَقِّ وَلِتُجْزَىٰ كُلُّ نَفْسٍۭ بِمَا كَسَبَتْ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ
45:22
Allah created the heavens and the earth for just ends, and in order that each soul may find the recompense of what it has earned, and none of them be wronged.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Halbuki Allah, gökleri ve yeri hak ile yarattı. Hem de herkese yaptığının karşılığı verilmek üzere, onlara asla haksızlık edilmez.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Allah gökleri ve yeri bir amaç ile yaratmıştır. Böylece herkese kazandığının karşılığı verilecektir. Onlara haksızlık edilmeyecektir.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And Allah hath created the heavens and the earth with truth, and that every soul may be repaid what it hath earned. And they will not be wronged.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 23
أَفَرَءَيْتَ مَنِ ٱتَّخَذَ إِلَـٰهَهُۥ هَوَىٰهُ وَأَضَلَّهُ ٱللَّهُ عَلَىٰ عِلْمٍ وَخَتَمَ عَلَىٰ سَمْعِهِۦ وَقَلْبِهِۦ وَجَعَلَ عَلَىٰ بَصَرِهِۦ غِشَـٰوَةً فَمَن يَهْدِيهِ مِنۢ بَعْدِ ٱللَّهِ ۚ أَفَلَا تَذَكَّرُونَ
45:23
Then seest thou such a one as takes as his god his own vain desire? Allah has, knowing (him as such), left him astray, and sealed his hearing and his heart (and understanding), and put a cover on his sight. Who, then, will guide him after Allah (has withdrawn Guidance)? Will ye not then receive admonition?
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
(Ey Muhammed!) Hevâ ve hevesini kendine ilâh edinen, Allah'ın kendi ilmi dahilinde saptırdığı, kulağını ve kalbini mühürleyip gözüne perde çektiği kimseyi görüyor musun? Şimdi onu Allah'tan başka kim hidâyete erdirebilir? Hala düşünmez misiniz?
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Arzusunu ilahı edineni ve Allah’ın (kendi katındaki) bir bilgiye göre saptırdığı, işitme (duyu)sunu ve kalbini mühürlediği ve gözünün üstüne de perde çektiği kişiyi gördün mü? Şimdi onu, Allah’a rağmen kim doğru yola ulaştırabilir ki! (Gerçeği) hatırlamayacak mısınız?
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Hast thou seen him who maketh his desire his god, and Allah sendeth him astray purposely, and sealeth up his hearing and his heart, and setteth on his sight a covering? Then who will lead him after Allah (hath condemned him)? Will ye not then heed?
M. Pickthall · EN · public-domain
- 24
وَقَالُوا۟ مَا هِىَ إِلَّا حَيَاتُنَا ٱلدُّنْيَا نَمُوتُ وَنَحْيَا وَمَا يُهْلِكُنَآ إِلَّا ٱلدَّهْرُ ۚ وَمَا لَهُم بِذَٰلِكَ مِنْ عِلْمٍ ۖ إِنْ هُمْ إِلَّا يَظُنُّونَ
45:24
And they say: "What is there but our life in this world? We shall die and we live, and nothing but time can destroy us." But of that they have no knowledge: they merely conjecture:
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Hem müşrikler dediler ki: "Hayat, ancak bu dünya hayatımızdan ibarettir. Ölürüz ve yaşarız. Bizi ancak geçen zaman yokluğa sürükler. Halbuki onların bu hususta hiçbir bilgileri yoktur. Onlar, sadece böyle zannederler.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
(İnkârcılar) dediler ki: “Hayat, sadece şu dünya hayatımızdan ibarettir. (Kimimiz) ölürüz, (kimimiz) yaşarız. Bizi, sadece zaman yok eder.” Onların bu konuda hiçbir bilgisi yoktur. Onlar, sadece zanda bulunuyorlar.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And they say: There is naught but our life of the world; we die and we live, and naught destroyeth us save time; when they have no knowledge whatsoever of (all) that; they do but guess.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 25
وَإِذَا تُتْلَىٰ عَلَيْهِمْ ءَايَـٰتُنَا بَيِّنَـٰتٍ مَّا كَانَ حُجَّتَهُمْ إِلَّآ أَن قَالُوا۟ ٱئْتُوا۟ بِـَٔابَآئِنَآ إِن كُنتُمْ صَـٰدِقِينَ
45:25
And when Our Clear Signs are rehearsed to them their argument is nothing but this: They say, "Bring (back) our forefathers, if what ye say is true!"
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Kendilerine âyetlerimiz açıkça okunduğu zaman; "Eğer sözünüzde doğru iseniz atalarımızı diriltip getirin." demekten başka söylenecek hiçbir delil yoktur.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Onlara ayetlerimiz açıkça tilavet edildiğinde (okunup aktarıldığında) “Doğruysanız atalarımızı getirin (de görelim)!” demelerinden başka delilleri yoktur.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And when Our clear revelations are recited unto them their only argument is that they say: Bring (back) our fathers. then, if ye are truthful.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 26
قُلِ ٱللَّهُ يُحْيِيكُمْ ثُمَّ يُمِيتُكُمْ ثُمَّ يَجْمَعُكُمْ إِلَىٰ يَوْمِ ٱلْقِيَـٰمَةِ لَا رَيْبَ فِيهِ وَلَـٰكِنَّ أَكْثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ
45:26
Say: "It is Allah Who gives you life, then gives you death; then He will gather you together for the Day of Judgment about which there is no doubt": But most men do not understand.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
(Ey Muhammed!) De ki: "Allah sizi diriltir. Sonra sizi o öldürür, sonra da geleceğinde şüphe olmayan kıyamet gününde (diriltip) bir araya toplar. Fakat insanların çoğu bilmezler.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
De ki: “Allah sizi diriltecektir (yaşatacaktır), sonra sizi öldürecektir. Sonra sizi kendisinde şüphe olmayan kıyamet günü bir araya toplayacaktır.” Fakat insanların çoğu (bunu) bilmezler.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Say (unto them, O Muhammad): Allah giveth life to you, then causeth you to die, then gathereth you unto the Day of Resurrection whereof there is no doubt. But most of mankind know not.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 27
وَلِلَّهِ مُلْكُ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۚ وَيَوْمَ تَقُومُ ٱلسَّاعَةُ يَوْمَئِذٍ يَخْسَرُ ٱلْمُبْطِلُونَ
45:27
To Allah belongs the dominion of the heavens and the earth, and the Day that the Hour of Judgment is established,- that Day will the dealers in Falsehood perish!
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Göklerin ve yerin mülkü sadece Allah'ındır. Kıyâmetin kapacağı gün varya, işte o gün batıla sapanlar hep hüsrana düşecekler.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Göklerin ve yerin otoritesi yalnızca Allah’a aittir. O (Son) Saat’in gerçekleşeceği gün var ya, batıla sapanlar işte o gün kaybedeceklerdir.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And unto Allah belongeth the Sovereignty of the heavens and the earth; and on the day when the Hour riseth, on that day those who follow falsehood will be lost.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 28
وَتَرَىٰ كُلَّ أُمَّةٍ جَاثِيَةً ۚ كُلُّ أُمَّةٍ تُدْعَىٰٓ إِلَىٰ كِتَـٰبِهَا ٱلْيَوْمَ تُجْزَوْنَ مَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ
45:28
And thou wilt see every sect bowing the knee: Every sect will be called to its Record: "This Day shall ye be recompensed for all that ye did!
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
O gün her ümmeti, diz çökmüş görürsün. Her ümmet, kendi kitabına çağırılır, onlara: "Bugün yaptığınız amellerin cezası verilecektir.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
O gün her ümmeti, diz çökmüş olarak görürsün. Her ümmet, kendi kitabına çağrılacaktır. (Onlara şöyle denecektir:) “Bugün size (dünyada) yaptıklarınızın karşılığı verilmektedir!
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And thou wilt see each nation crouching, each nation summoned to its record. (And it will be said unto them): This day ye are requited what ye used to do.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 29
هَـٰذَا كِتَـٰبُنَا يَنطِقُ عَلَيْكُم بِٱلْحَقِّ ۚ إِنَّا كُنَّا نَسْتَنسِخُ مَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ
45:29
"This Our Record speaks about you with truth: For We were wont to put on Record all that ye did."
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
İşte kitabınız, yüzünüze karşı hakkı söylüyor, çünkü biz sizin yaptıklarnızı hep kaydediyorduk." (denir).
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Bu, size gerçeği söyleyen kitabımızdır.” Şüphesiz ki biz yaptıklarınızı kaydediyorduk.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
This Our Book pronounceth against you with truth. Lo! We have caused (all) that ye did to be recorded.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 30
فَأَمَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ فَيُدْخِلُهُمْ رَبُّهُمْ فِى رَحْمَتِهِۦ ۚ ذَٰلِكَ هُوَ ٱلْفَوْزُ ٱلْمُبِينُ
45:30
Then, as to those who believed and did righteous deeds, their Lord will admit them to His Mercy that will be the achievement for all to see.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
İman edip iyi işler yapanlara gelince; Rableri onları rahmeti içine koyacaktır. İşte apaçık kurtuluş budur.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
İnanıp iyi işler yapanlara gelince, Rableri onları merhametine koyacaktır. Asıl apaçık kurtuluş işte budur.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Then, as for those who believed and did good works, their Lord will bring them in unto His mercy. That is the evident triumph.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 31
وَأَمَّا ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ أَفَلَمْ تَكُنْ ءَايَـٰتِى تُتْلَىٰ عَلَيْكُمْ فَٱسْتَكْبَرْتُمْ وَكُنتُمْ قَوْمًا مُّجْرِمِينَ
45:31
But as to those who rejected Allah, (to them will be said): "Were not Our Signs rehearsed to you? But ye were arrogant, and were a people given to sin!
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Ama kâfirlere gelince; onlara da denilir ki; "Size âyetlerim okunmadı mı? Siz büyüklük tasladınız ve günah işleyen bir kavim oldunuz değil mi?
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Kâfir olanlara gelince, onlara “Ayetlerim size tilavet edilmemiş (okunup aktarılmamış) mıydı? Siz de kibirlenip suçlu bir toplum olmuştunuz (değil mi?)” (denecektir.)
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And as for those who disbelieved (it will be said unto them): Were not Our revelations recited unto you? But ye were scornful and became a guilty folk.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 32
وَإِذَا قِيلَ إِنَّ وَعْدَ ٱللَّهِ حَقٌّ وَٱلسَّاعَةُ لَا رَيْبَ فِيهَا قُلْتُم مَّا نَدْرِى مَا ٱلسَّاعَةُ إِن نَّظُنُّ إِلَّا ظَنًّا وَمَا نَحْنُ بِمُسْتَيْقِنِينَ
45:32
"And when it was said that the promise of Allah was true, and that the Hour- there was no doubt about its (coming), ye used to say, 'We know not what is the hour: we only think it is an idea, and we have no firm assurance.'"
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Allah'ın vaadi gerçektir. "O kıyâmetin geleceğinde şüphe yoktur." denildiğinde "Kıyamet nedir bilmiyoruz." Yalnız bir zandan ibârettir sanıyoruz. Fakat bu hususta kesin bir bilgimiz yok." derdiniz.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
(Onlara) “Allah’ın vaadi gerçektir; o (Son) Saat’te de hiçbir şüphe yoktur.” dendiği zaman, “O (Son) Saat’in ne olduğunu bilmiyoruz; (o konuda) sadece zanda bulunuyoruz; asla ikna edilmiş değiliz!” demiştiniz.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And when it was said: Lo! Allah's promise is the truth, and there is no doubt of the Hour's coming, ye said: We know not what the Hour is. We deem it naught but a conjecture, and we are by no means convinced.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 33
وَبَدَا لَهُمْ سَيِّـَٔاتُ مَا عَمِلُوا۟ وَحَاقَ بِهِم مَّا كَانُوا۟ بِهِۦ يَسْتَهْزِءُونَ
45:33
Then will appear to them the evil (fruits) of what they did, and they will be completely encircled by that which they used to mock at!
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Derken yaptıkları amellerin kötülüğü gözlerinin önüne serildi, alay edip durdukları şey onları kuşatıverdi.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Onların yaptığı kötülükler (o gün) açığa çıkmış, alay etmiş oldukları şey kendilerini kuşatmış (olacak)tır.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And the evils of what they did will appear unto them, and that which they used to deride will befall them.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 34
وَقِيلَ ٱلْيَوْمَ نَنسَىٰكُمْ كَمَا نَسِيتُمْ لِقَآءَ يَوْمِكُمْ هَـٰذَا وَمَأْوَىٰكُمُ ٱلنَّارُ وَمَا لَكُم مِّن نَّـٰصِرِينَ
45:34
It will also be said: "This Day We will forget you as ye forgot the meeting of this Day of yours! and your abode is the Fire, and no helpers have ye!
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
O gün kâfirlere şöyle denilir; "Siz, dünyada bugüne kavuşmayı nasıl unuttuysanız, biz de bugün sizi öylece unutacağız. Yeriniz ateştir ve sizin için yardımcılardan bir kimse de yoktur."
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
(Onlara) şöyle denecektir: “Siz bugüne kavuşacağınızı unuttuğunuz gibi biz de bugün sizi unutuyoruz. Barınağınız ateştir; sizin için asla yardımcılar da yoktur!”
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And it will be said: This day We forget you, even as ye forgot the meeting of this your day; and your habitation is the Fire, and there is none to help you.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 35
ذَٰلِكُم بِأَنَّكُمُ ٱتَّخَذْتُمْ ءَايَـٰتِ ٱللَّهِ هُزُوًا وَغَرَّتْكُمُ ٱلْحَيَوٰةُ ٱلدُّنْيَا ۚ فَٱلْيَوْمَ لَا يُخْرَجُونَ مِنْهَا وَلَا هُمْ يُسْتَعْتَبُونَ
45:35
"This, because ye used to take the Signs of Allah in jest, and the life of the world deceived you:" (From) that Day, therefore, they shall not be taken out thence, nor shall they be received into Grace.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Bunun sebebi şudur; Siz Allah'ın âyetlerini alaya aldınız, dünya hayatı sizi aldattı. Artık bugün onlar, ateşten çıkarılmayacaklar ve kendilerinden özür dilemeleri de kabul edilmeyecektir.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Bunun sebebi şudur: “Siz Allah’ın ayetleriyle alay ettiniz; dünya hayatı sizi aldattı.” Bugün ondan (ateşten) çıkarılmayacaklardır ve onların (Allah’ı) hoşnut etmeleri de istenmeyecektir.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
This, forasmuch as ye made the revelations of Allah a jest, and the life of the world beguiled you. Therefor this day they come not forth from thence, nor can they make amends.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 36
فَلِلَّهِ ٱلْحَمْدُ رَبِّ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَرَبِّ ٱلْأَرْضِ رَبِّ ٱلْعَـٰلَمِينَ
45:36
Then Praise be to Allah, Lord of the heavens and Lord of the earth,- Lord and Cherisher of all the Worlds!
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Hamd, göklerin Rabbi, yerin Rabbi ve âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Hamd (övgü), yalnızca göklerin Rabbi, yerin Rabbi yani bütün âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Then praise be to Allah, Lord of the heavens and Lord of the earth, the Lord of the Worlds.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 37
وَلَهُ ٱلْكِبْرِيَآءُ فِى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۖ وَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ
45:37
To Him be glory throughout the heavens and the earth: and He is Exalted in Power, Full of Wisdom!
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Göklerde ve yerde büyüklük ve hâkimiyet O'nundur. O, Aziz'dir (herşeye galiptir); Hakîm'dir (hüküm ve hikmet sahibidir).
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Göklerde ve yerde büyüklük yalnızca O’na aittir. O güçlüdür, doğru hüküm verendir.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And unto Him (alone) belongeth Majesty in the heavens and the earth, and He is the Mighty, the Wise.
M. Pickthall · EN · public-domain
Arabic text source: Quran.com API v4 (public-domain)