Güneş, Ay, Yıldız
50 ayet
- 2:258kök: شمس · قمر · نجم
أَلَمْ تَرَ إِلَى ٱلَّذِى حَآجَّ إِبْرَٰهِـۧمَ فِى رَبِّهِۦٓ أَنْ ءَاتَىٰهُ ٱللَّهُ ٱلْمُلْكَ إِذْ قَالَ إِبْرَٰهِـۧمُ رَبِّىَ ٱلَّذِى يُحْىِۦ وَيُمِيتُ قَالَ أَنَا۠ أُحْىِۦ وَأُمِيتُ ۖ قَالَ إِبْرَٰهِـۧمُ فَإِنَّ ٱللَّهَ يَأْتِى بِٱلشَّمْسِ مِنَ ٱلْمَشْرِقِ فَأْتِ بِهَا مِنَ ٱلْمَغْرِبِ فَبُهِتَ ٱلَّذِى كَفَرَ ۗ وَٱللَّهُ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلظَّـٰلِمِينَ
Allah kendisine hükümdarlık verdiği için Rabbi hakkında İbrahim ile tartışmaya gireni (Nemrut’u) görmedin mi? Hani İbrahim “Rabbim yaşatandır ve öldürendir.” demişti. O da “Ben de yaşatırım ve öldürürüm.” demişti. İbrahim, “Allah Güneş'i doğudan getirmektedir; sen de onu batıdan getir.” demişti de o kâfir şaşakalmıştı. Allah zalimler topluluğunu doğru yola ulaştırmaz.
- 6:77kök: شمس · قمر · نجم
فَلَمَّا رَءَا ٱلْقَمَرَ بَازِغًا قَالَ هَـٰذَا رَبِّى ۖ فَلَمَّآ أَفَلَ قَالَ لَئِن لَّمْ يَهْدِنِى رَبِّى لَأَكُونَنَّ مِنَ ٱلْقَوْمِ ٱلضَّآلِّينَ
Ay'ı doğarken görünce “Bu (muymuş) benim rabbim!” demişti. O da batınca, “Rabbim bana doğru yolu göstermemiş olsaydı elbette sapkın topluluktan olur(d)um.” demişti.
- 6:78kök: شمس · قمر · نجم
فَلَمَّا رَءَا ٱلشَّمْسَ بَازِغَةً قَالَ هَـٰذَا رَبِّى هَـٰذَآ أَكْبَرُ ۖ فَلَمَّآ أَفَلَتْ قَالَ يَـٰقَوْمِ إِنِّى بَرِىٓءٌ مِّمَّا تُشْرِكُونَ
Güneş'i doğarken görünce de “Bu daha büyük. (Bu durumda) bu (muymuş) benim rabbim!” demişti. O da batınca, “Ey kavmim! Ben sizin (Allah’a) ortak koştuğunuz şeylerden uzağım!” demişti.
- 6:96kök: شمس · قمر · نجم
فَالِقُ ٱلْإِصْبَاحِ وَجَعَلَ ٱلَّيْلَ سَكَنًا وَٱلشَّمْسَ وَٱلْقَمَرَ حُسْبَانًا ۚ ذَٰلِكَ تَقْدِيرُ ٱلْعَزِيزِ ٱلْعَلِيمِ
O, sabahı da yarandır (aydınlatandır). Geceyi dinlenme zamanı, Güneş’i ve Ay’ı birer hesap ölçüsü kılmıştır. İşte bu, güçlü ve bilen (Allah)’ın ölçüsüdür.
- 6:97kök: شمس · قمر · نجم
وَهُوَ ٱلَّذِى جَعَلَ لَكُمُ ٱلنُّجُومَ لِتَهْتَدُوا۟ بِهَا فِى ظُلُمَـٰتِ ٱلْبَرِّ وَٱلْبَحْرِ ۗ قَدْ فَصَّلْنَا ٱلْـَٔايَـٰتِ لِقَوْمٍ يَعْلَمُونَ
O, kara ve denizin karanlıklarında kendileri ile yol bulasınız diye sizin için yıldızları yaratandır. Bilen bir toplum için ayetleri elbette geniş geniş açıkladık.
- 7:54kök: شمس · قمر · نجم
إِنَّ رَبَّكُمُ ٱللَّهُ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ فِى سِتَّةِ أَيَّامٍ ثُمَّ ٱسْتَوَىٰ عَلَى ٱلْعَرْشِ يُغْشِى ٱلَّيْلَ ٱلنَّهَارَ يَطْلُبُهُۥ حَثِيثًا وَٱلشَّمْسَ وَٱلْقَمَرَ وَٱلنُّجُومَ مُسَخَّرَٰتٍۭ بِأَمْرِهِۦٓ ۗ أَلَا لَهُ ٱلْخَلْقُ وَٱلْأَمْرُ ۗ تَبَارَكَ ٱللَّهُ رَبُّ ٱلْعَـٰلَمِينَ
Şüphesiz ki Rabbiniz, gökleri ve yeri altı günde (dönemde) yaratan, sonra da arşa istiva eden, geceyi durmadan kendisini takip eden gündüze bürüyüp örten, emrine boyun eğdirilmiş olarak Güneş'i, Ay'ı ve yıldızları da (yaratan) Allah’tır. Dikkat edin! Yaratmak da emretmek de yalnızca O’na aittir. Âlemlerin Rabbi olan Allah ne yücedir!
- 10:5kök: شمس · قمر · نجم
هُوَ ٱلَّذِى جَعَلَ ٱلشَّمْسَ ضِيَآءً وَٱلْقَمَرَ نُورًا وَقَدَّرَهُۥ مَنَازِلَ لِتَعْلَمُوا۟ عَدَدَ ٱلسِّنِينَ وَٱلْحِسَابَ ۚ مَا خَلَقَ ٱللَّهُ ذَٰلِكَ إِلَّا بِٱلْحَقِّ ۚ يُفَصِّلُ ٱلْـَٔايَـٰتِ لِقَوْمٍ يَعْلَمُونَ
Güneşi ışık kaynağı, ayı da parlak kılan, yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için ona (aya) birtakım evreler belirleyen O’dur. Allah bunları ancak bir amaçla yaratmıştır. Bilen bir kavme ayetlerini açıklamaktadır.
- 12:4kök: شمس · قمر · نجم
إِذْ قَالَ يُوسُفُ لِأَبِيهِ يَـٰٓأَبَتِ إِنِّى رَأَيْتُ أَحَدَ عَشَرَ كَوْكَبًا وَٱلشَّمْسَ وَٱلْقَمَرَ رَأَيْتُهُمْ لِى سَـٰجِدِينَ
Hani Yusuf, babasına (Yakup’a) şöyle demişti: “Ey Babacığım! Şüphesiz ki ben (rüyamda) on bir gezegeni, Güneş'i ve Ay'ı gördüm; onları benim için secde ederlerken gördüm.”
- 13:2kök: شمس · قمر · نجم
ٱللَّهُ ٱلَّذِى رَفَعَ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ بِغَيْرِ عَمَدٍ تَرَوْنَهَا ۖ ثُمَّ ٱسْتَوَىٰ عَلَى ٱلْعَرْشِ ۖ وَسَخَّرَ ٱلشَّمْسَ وَٱلْقَمَرَ ۖ كُلٌّ يَجْرِى لِأَجَلٍ مُّسَمًّى ۚ يُدَبِّرُ ٱلْأَمْرَ يُفَصِّلُ ٱلْـَٔايَـٰتِ لَعَلَّكُم بِلِقَآءِ رَبِّكُمْ تُوقِنُونَ
Allah gökleri görebileceğiniz direkler olmadan yükseltmiş, sonra arşa istiva etmiş, Güneş'i ve Ay'ı emri altına almıştır. (Bunların) her biri belirlenmiş bir süreye kadar akıp gitmektedir. (Allah) her işi yönetmekte, Rabbinizle karşılaşacağınıza kesin olarak inanmanız için ayetleri açıklamaktadır.
- 14:33kök: شمس · قمر · نجم
وَسَخَّرَ لَكُمُ ٱلشَّمْسَ وَٱلْقَمَرَ دَآئِبَيْنِ ۖ وَسَخَّرَ لَكُمُ ٱلَّيْلَ وَٱلنَّهَارَ
Düzenli seyreden (sistemi gereği) Güneş'i ve Ay'ı sizin hizmetinize vermiş, geceyi ve gündüzü de hizmetinize sunmuştur.
- 16:12kök: شمس · قمر · نجم
وَسَخَّرَ لَكُمُ ٱلَّيْلَ وَٱلنَّهَارَ وَٱلشَّمْسَ وَٱلْقَمَرَ ۖ وَٱلنُّجُومُ مُسَخَّرَٰتٌۢ بِأَمْرِهِۦٓ ۗ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَـٰتٍ لِّقَوْمٍ يَعْقِلُونَ
O, geceyi, gündüzü, Güneş'i ve Ay'ı sizin için emre boyun eğdirmiştir. Yıldızlar da (Allah’ın) emri ile boyun eğdirilmiştir. Şüphesiz ki bunda aklını kullanan bir toplum için deliller vardır.
- 16:16kök: شمس · قمر · نجم
وَعَلَـٰمَـٰتٍ ۚ وَبِٱلنَّجْمِ هُمْ يَهْتَدُونَ
Sizi sarsması konusunda yer içinde ağır baskılar, (ayrıca gideceğiniz yerlere) ulaşmanız için ırmaklar, yollar ve işaretler yerleştirmiştir. Onlar, yıldız(lar)la da yollarını (yönlerini) bulurlar. Nahl 16:15-16
- 17:78kök: شمس · قمر · نجم
أَقِمِ ٱلصَّلَوٰةَ لِدُلُوكِ ٱلشَّمْسِ إِلَىٰ غَسَقِ ٱلَّيْلِ وَقُرْءَانَ ٱلْفَجْرِ ۖ إِنَّ قُرْءَانَ ٱلْفَجْرِ كَانَ مَشْهُودًا
Güneş'in (batıya) yönelip gecenin karanlığı bastırıncaya kadar ve tan vaktinin (sabah ışıklarının) toplanması (vaktinde) namaz kıl! Şüphesiz ki tan vaktinin (sabah ışıklarının) toplanmasına şahit olunmaktadır.
- 18:17kök: شمس · قمر · نجم
۞ وَتَرَى ٱلشَّمْسَ إِذَا طَلَعَت تَّزَٰوَرُ عَن كَهْفِهِمْ ذَاتَ ٱلْيَمِينِ وَإِذَا غَرَبَت تَّقْرِضُهُمْ ذَاتَ ٱلشِّمَالِ وَهُمْ فِى فَجْوَةٍ مِّنْهُ ۚ ذَٰلِكَ مِنْ ءَايَـٰتِ ٱللَّهِ ۗ مَن يَهْدِ ٱللَّهُ فَهُوَ ٱلْمُهْتَدِ ۖ وَمَن يُضْلِلْ فَلَن تَجِدَ لَهُۥ وَلِيًّا مُّرْشِدًا
(Orada bulunsaydın) onlar onun (mağaranın) geniş bir yerindeyken Güneş'i doğduğunda mağaranın sağına yönelirken, batarken de sol taraftan (onlara vurmadan) geçerken görürdün. İşte bu, Allah’ın delillerindendir. Allah kime hidayet ederse işte o, doğru yola ulaştırılmıştır. Kimi de saptırırsa (sapkınlığını onaylarsa) artık ona yol gösterecek herhangi bir dost asla bulamazsın.
- 18:86kök: شمس · قمر · نجم
حَتَّىٰٓ إِذَا بَلَغَ مَغْرِبَ ٱلشَّمْسِ وَجَدَهَا تَغْرُبُ فِى عَيْنٍ حَمِئَةٍ وَوَجَدَ عِندَهَا قَوْمًا ۗ قُلْنَا يَـٰذَا ٱلْقَرْنَيْنِ إِمَّآ أَن تُعَذِّبَ وَإِمَّآ أَن تَتَّخِذَ فِيهِمْ حُسْنًا
Sonunda Güneş'in battığı yere varınca, onu kara balçık bir (su) kaynağında batar bulmuştu. Onun yanında (orada) bir toplum bulmuştu. Bunun üzerine “Ey Zülkarneyn! Onlara ya (kötü yöneterek) azap edersin ya da haklarında güzel davranma yolunu seçersin.” demiştik.
- 18:90kök: شمس · قمر · نجم
حَتَّىٰٓ إِذَا بَلَغَ مَطْلِعَ ٱلشَّمْسِ وَجَدَهَا تَطْلُعُ عَلَىٰ قَوْمٍ لَّمْ نَجْعَل لَّهُم مِّن دُونِهَا سِتْرًا
Sonunda Güneş'in doğduğu yere ulaşınca, onu öyle bir toplum üzerine doğar buldu ki onlar için onun ardında (Güneş'e karşı) bir örtü yapmamıştık.
- 20:130kök: شمس · قمر · نجم
فَٱصْبِرْ عَلَىٰ مَا يَقُولُونَ وَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ قَبْلَ طُلُوعِ ٱلشَّمْسِ وَقَبْلَ غُرُوبِهَا ۖ وَمِنْ ءَانَآئِ ٱلَّيْلِ فَسَبِّحْ وَأَطْرَافَ ٱلنَّهَارِ لَعَلَّكَ تَرْضَىٰ
Onların söylediklerine sabret! Güneşin doğuşundan önce ve batışından önce Rabbini hamd (övgü) ile tesbih et (yücelt)! Gecenin bir kısım saatlerinde ve gündüzün uçlarında da tesbih et (yücelt) ki huzur bulasın.
- 21:33kök: شمس · قمر · نجم
وَهُوَ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلَّيْلَ وَٱلنَّهَارَ وَٱلشَّمْسَ وَٱلْقَمَرَ ۖ كُلٌّ فِى فَلَكٍ يَسْبَحُونَ
O, geceyi, gündüzü, Güneş'i ve Ay'ı yaratandır. Hepsi bir(er) yörüngede yüzerler.
- 22:18kök: شمس · قمر · نجم
أَلَمْ تَرَ أَنَّ ٱللَّهَ يَسْجُدُ لَهُۥ مَن فِى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَمَن فِى ٱلْأَرْضِ وَٱلشَّمْسُ وَٱلْقَمَرُ وَٱلنُّجُومُ وَٱلْجِبَالُ وَٱلشَّجَرُ وَٱلدَّوَآبُّ وَكَثِيرٌ مِّنَ ٱلنَّاسِ ۖ وَكَثِيرٌ حَقَّ عَلَيْهِ ٱلْعَذَابُ ۗ وَمَن يُهِنِ ٱللَّهُ فَمَا لَهُۥ مِن مُّكْرِمٍ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ يَفْعَلُ مَا يَشَآءُ ۩
Görmüyor musun ki göklerde ve yerde olanlar, Güneş, Ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, canlılar ve insanların birçoğu Allah için secde ediyor. Bir çoğunun üzerine ise azap hak olmuştur. Allah kimi değersiz kılarsa, artık onu değerli kılacak kimse yoktur. Şüphesiz ki Allah dilediğini yapar.
- 25:45kök: شمس · قمر · نجم
أَلَمْ تَرَ إِلَىٰ رَبِّكَ كَيْفَ مَدَّ ٱلظِّلَّ وَلَوْ شَآءَ لَجَعَلَهُۥ سَاكِنًا ثُمَّ جَعَلْنَا ٱلشَّمْسَ عَلَيْهِ دَلِيلًا
Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını görmedin mi? Dileseydi onu hareketsiz yapardı. Sonra Güneş'i ona (gölgeye) kılavuz yaptık.
- 25:61kök: شمس · قمر · نجم
تَبَارَكَ ٱلَّذِى جَعَلَ فِى ٱلسَّمَآءِ بُرُوجًا وَجَعَلَ فِيهَا سِرَٰجًا وَقَمَرًا مُّنِيرًا
Gökte burçlar var eden, orada bir kandil (Güneş) ve aydınlatan bir Ay yaratan (Allah) yüceler yücesidir.
- 27:24kök: شمس · قمر · نجم
وَجَدتُّهَا وَقَوْمَهَا يَسْجُدُونَ لِلشَّمْسِ مِن دُونِ ٱللَّهِ وَزَيَّنَ لَهُمُ ٱلشَّيْطَـٰنُ أَعْمَـٰلَهُمْ فَصَدَّهُمْ عَنِ ٱلسَّبِيلِ فَهُمْ لَا يَهْتَدُونَ
Onu ve kavmini, Allah’ın peşi sıra Güneş için secde eder buldum. Şeytan, yaptıkları işleri kendilerine süslü göstermiş ve onları doğru yoldan alıkoymuştur. Onlar doğru yolu bulamıyorlar.
- 29:61kök: شمس · قمر · نجم
وَلَئِن سَأَلْتَهُم مَّنْ خَلَقَ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ وَسَخَّرَ ٱلشَّمْسَ وَٱلْقَمَرَ لَيَقُولُنَّ ٱللَّهُ ۖ فَأَنَّىٰ يُؤْفَكُونَ
Onlara “Gökleri ve yeri yaratan, Güneş'i ve Ay'ı emri altında tutan kimdir?” diye sorsan, elbette “Allah.” derler. (Allah’a kulluktan) nasıl da döndürülüyorlar!
- 31:29kök: شمس · قمر · نجم
أَلَمْ تَرَ أَنَّ ٱللَّهَ يُولِجُ ٱلَّيْلَ فِى ٱلنَّهَارِ وَيُولِجُ ٱلنَّهَارَ فِى ٱلَّيْلِ وَسَخَّرَ ٱلشَّمْسَ وَٱلْقَمَرَ كُلٌّ يَجْرِىٓ إِلَىٰٓ أَجَلٍ مُّسَمًّى وَأَنَّ ٱللَّهَ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرٌ
Bilmez misin ki Allah geceyi gündüzün içine koyuyor, gündüzü de gecenin içine koyuyor. Güneş'i ve Ay'ı emri altına almıştır.Her biri belirlenmiş bir süreye kadar akıp gider. Şüphesiz ki Allah yaptıklarınızdan haberdardır.
- 35:13kök: شمس · قمر · نجم
يُولِجُ ٱلَّيْلَ فِى ٱلنَّهَارِ وَيُولِجُ ٱلنَّهَارَ فِى ٱلَّيْلِ وَسَخَّرَ ٱلشَّمْسَ وَٱلْقَمَرَ كُلٌّ يَجْرِى لِأَجَلٍ مُّسَمًّى ۚ ذَٰلِكُمُ ٱللَّهُ رَبُّكُمْ لَهُ ٱلْمُلْكُ ۚ وَٱلَّذِينَ تَدْعُونَ مِن دُونِهِۦ مَا يَمْلِكُونَ مِن قِطْمِيرٍ
(Allah) geceyi gündüzün içine koyuyor, gündüzü de gecenin içine koyuyor. Güneş'i ve Ay'ı emri altına almıştır. (Bunların) her biri belirlenmiş bir süreye kadar akıp gitmektedir. İşte otorite sadece kendisine ait olan Rabbiniz Allah’tır. O’nun peşi sıra yalvardıklarınız ise bir çekirdek zarına bile sahip değillerdir.
- 36:38kök: شمس · قمر · نجم
وَٱلشَّمْسُ تَجْرِى لِمُسْتَقَرٍّ لَّهَا ۚ ذَٰلِكَ تَقْدِيرُ ٱلْعَزِيزِ ٱلْعَلِيمِ
Güneş, kendisi için belirlenmiş yerde akar. İşte bu, güçlü, bilen (Allah)’ın ölçüsüdür.
- 36:39kök: شمس · قمر · نجم
وَٱلْقَمَرَ قَدَّرْنَـٰهُ مَنَازِلَ حَتَّىٰ عَادَ كَٱلْعُرْجُونِ ٱلْقَدِيمِ
Aya da eski bir hurma dalı gibi oluncaya kadar birtakım evreler belirledik.
- 36:40kök: شمس · قمر · نجم
لَا ٱلشَّمْسُ يَنۢبَغِى لَهَآ أَن تُدْرِكَ ٱلْقَمَرَ وَلَا ٱلَّيْلُ سَابِقُ ٱلنَّهَارِ ۚ وَكُلٌّ فِى فَلَكٍ يَسْبَحُونَ
Güneş aya yetişmez; gece de gündüzü geçemez. Hepsi, bir(er) yörüngede yüzerler.
- 37:88kök: شمس · قمر · نجم
فَنَظَرَ نَظْرَةً فِى ٱلنُّجُومِ
Sonra yıldızlara bakmıştı.
- 39:5kök: شمس · قمر · نجم
خَلَقَ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ بِٱلْحَقِّ ۖ يُكَوِّرُ ٱلَّيْلَ عَلَى ٱلنَّهَارِ وَيُكَوِّرُ ٱلنَّهَارَ عَلَى ٱلَّيْلِ ۖ وَسَخَّرَ ٱلشَّمْسَ وَٱلْقَمَرَ ۖ كُلٌّ يَجْرِى لِأَجَلٍ مُّسَمًّى ۗ أَلَا هُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْغَفَّـٰرُ
(Allah) gökleri ve yeri bir amaç ile yarattı. Geceyi gündüzün üzerine bürüyüp örtüyor; gündüzü de gecenin üzerine bürüyüp örtüyor. Güneş'i ve Ay'ı emri altına almıştır. (Bunların) her biri belirlenmiş bir süreye kadar akıp gitmektedir. Dikkat edin! O güçlüdür, çok bağışlayandır.
- 41:37kök: شمس · قمر · نجم
وَمِنْ ءَايَـٰتِهِ ٱلَّيْلُ وَٱلنَّهَارُ وَٱلشَّمْسُ وَٱلْقَمَرُ ۚ لَا تَسْجُدُوا۟ لِلشَّمْسِ وَلَا لِلْقَمَرِ وَٱسْجُدُوا۟ لِلَّهِ ٱلَّذِى خَلَقَهُنَّ إِن كُنتُمْ إِيَّاهُ تَعْبُدُونَ
Gece ve gündüz, Güneş ve Ay O’nun delillerindendir. Güneş için de Ay için de secde etmeyin! Yalnızca O’na (Allah’a) ibadet ediyorsanız, onları da yaratan Allah için secde edin!
- 50:39kök: شمس · قمر · نجم
فَٱصْبِرْ عَلَىٰ مَا يَقُولُونَ وَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ قَبْلَ طُلُوعِ ٱلشَّمْسِ وَقَبْلَ ٱلْغُرُوبِ
Onların dediklerine sabret! Güneşin doğuşundan önce de batışından önce de Rabbini hamd (övgü) ile tesbih et (yücelt)! Gecenin bir bölümünde ve secdelerin ardından da O’nu (Rabbini) tesbih et (yücelt)!
- 52:49kök: شمس · قمر · نجم
وَمِنَ ٱلَّيْلِ فَسَبِّحْهُ وَإِدْبَـٰرَ ٱلنُّجُومِ
Gecenin bir kısmında ve yıldızların batışından sonra da O’nu tesbih et (yücelt)!
- 53:1kök: شمس · قمر · نجم
وَٱلنَّجْمِ إِذَا هَوَىٰ
(Parça parça) indiğinde Necm’e (Kur’an’a) yemin olsun.
- 54:1kök: شمس · قمر · نجم
ٱقْتَرَبَتِ ٱلسَّاعَةُ وَٱنشَقَّ ٱلْقَمَرُ
O (Son) Saat yaklaşmıştır ve (o zaman geldiğinde) Ay yarılmış (olacak)tır.
- 55:5kök: شمس · قمر · نجم
ٱلشَّمْسُ وَٱلْقَمَرُ بِحُسْبَانٍ
Güneş ve ay bir hesaba göre (hareket etmekte)dir.
- 55:6kök: شمس · قمر · نجم
وَٱلنَّجْمُ وَٱلشَّجَرُ يَسْجُدَانِ
Bitkiler ve ağaçlar da secde etmektedir.
- 56:75kök: شمس · قمر · نجم
۞ فَلَآ أُقْسِمُ بِمَوَٰقِعِ ٱلنُّجُومِ
Hayır! Nücûm’un yerlerine yemin ederim.
- 71:16kök: شمس · قمر · نجم
وَجَعَلَ ٱلْقَمَرَ فِيهِنَّ نُورًا وَجَعَلَ ٱلشَّمْسَ سِرَاجًا
Onların içinde ayı bir nûr kılmış, güneşi de bir kandil yapmıştır.
- 74:32kök: شمس · قمر · نجم
كَلَّا وَٱلْقَمَرِ
Hayır!
- 75:8kök: شمس · قمر · نجم
وَخَسَفَ ٱلْقَمَرُ
İşte göz(ler kamaşıp) şimşek çaktığı, ay karardığı, güneş ve ay bir araya getirildiği zaman, işte o gün (inkârcı) insan “(Acaba) nereye kaçmalı(yım)?” diyecektir. Kıyâmet 75:7-10
- 75:9kök: شمس · قمر · نجم
وَجُمِعَ ٱلشَّمْسُ وَٱلْقَمَرُ
İşte göz(ler kamaşıp) şimşek çaktığı, ay karardığı, güneş ve ay bir araya getirildiği zaman, işte o gün (inkârcı) insan “(Acaba) nereye kaçmalı(yım)?” diyecektir. Kıyâmet 75:7-10
- 76:13kök: شمس · قمر · نجم
مُّتَّكِـِٔينَ فِيهَا عَلَى ٱلْأَرَآئِكِ ۖ لَا يَرَوْنَ فِيهَا شَمْسًا وَلَا زَمْهَرِيرًا
Orada koltuklara kurulmuş olacaklar. Orada yakıcı sıcak da dondurucu soğuk da görmeyeceklerdir.
- 77:8kök: شمس · قمر · نجم
فَإِذَا ٱلنُّجُومُ طُمِسَتْ
Yıldızlar silindiği (söndürüldüğü)
- 81:1kök: شمس · قمر · نجم
إِذَا ٱلشَّمْسُ كُوِّرَتْ
Güneş dürüldüğü zaman,
- 81:2kök: شمس · قمر · نجم
وَإِذَا ٱلنُّجُومُ ٱنكَدَرَتْ
Yıldızlar (sönüp)
- 84:18kök: شمس · قمر · نجم
وَٱلْقَمَرِ إِذَا ٱتَّسَقَ
Dolunay halindeki aya ki
- 86:3kök: شمس · قمر · نجم
ٱلنَّجْمُ ٱلثَّاقِبُ
(O, karanlığı) delen yıldızdır.
- 91:1kök: شمس · قمر · نجم
وَٱلشَّمْسِ وَضُحَىٰهَا
Yemin olsun: Güneşe ve onun aydınlığına,
- 91:2kök: شمس · قمر · نجم
وَٱلْقَمَرِ إِذَا تَلَىٰهَا
Onu (güneşi)